Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/6983 E. 2024/5621 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6983
Karar No
2024/5621
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/376 Değişik İş, 2022/376 Karar SAYISI : 2022/İHK-8486 HÜKÜM/KARAR: Davanın Reddi / İtirazın Kabulü ile Davanın Kabulü SAYISI : K-2022/22733 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 13.04.2011 tarihinde, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunmayan motosiklet sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, vefat eden sürücünün davacının oğlu olup kaza nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kaldığını ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak 5.100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 166.910,68 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının desteklik durumunu ispat etmesi gerektiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, kazanın desteğin tam kusuru sonucu meydana geldiğini, davacının tazminat talep hakkı bulunmadığını, aksinin kabulü halinde davalının kaza tarihindeki trafik sigortası teminat limiti ve kusur oran ile sınırlı olarak sorumluluğunun bulunduğunu, müterafik kusur indirimi gerektiğini, davacının avans faizi isteminin haksız olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, davalının temerrüde düşürülmediğini ileri sürerek başvurunun reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının murisinin kendi kusuruyla meydana gelen kaza sonucu ölümü nedeniyle davacının destekten yoksun kalma tazminatı talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacının da zarar gören sıfatıyla sigorta ilişkisine taraf olmayan üçüncü kişi konumunda bulunduğunu ileri sürerek başvurunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir . C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Genel Şartlar'a göre davacının tazminat talep hakkı bulunduğu gerekçesiyle tazminat hesabı yapılması gerektiği belirtilerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, aktüer bilirkişi raporu ve belirli ... getirme dilekçesi doğrultusunda başvurunun kabulü ile 166.910,68 TL destekten yoksun kalma tazminatının 16.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının desteklik durumunu ispat etmesi gerektiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, kazanın desteğin tam kusuru sonucu meydana geldiğini, davacının tazminat talep hakkı bulunmadığını, aksinin kabulü halinde davalının kaza tarihindeki trafik sigortası teminat limiti ve kusur oran ile sınırlı olarak sorumluluğu bulunduğunu, PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılması gerektiğini, belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını, davalının temerrüde düşürülmediğini, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan motosikletin karıştığı 13.04.2011 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesinde (6098 sayılı TBK'nun 49 uncu md) haksız fiil tanımlanmış, 60 ıncı maddesinde de (TBK'nun değişik 72 inci md) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nun 72 inci maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 uncu maddesinin birinci fıkrasında; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle ikinci fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nun 60 ve 2918 sayılı KTK'nun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir (TBK'nun 72 inci maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır). Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza sonucu sadece davacının desteği sürücü vefat etmiş, başkaca kimse yaralanmamış, hayatını kaybetmemiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre söz konusu eylem trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olup zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 13.04.2011 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 27.09.2021 tarihinde açılmıştır. Davalı taraf, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş olmasına rağmen, İtiraz Hakem Heyeti zamanaşımı savunmasını reddetmiştir. Açıklanan nedenlerle; olay tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığı gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 03.06.2024 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'in (farklı gerekçelerle) karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı taraf 13.04.2011 tarihinde davacı desteği sürücünün karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle tazminat isteminde bulunmuş; İtiraz Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne karar verilmiş; sayın çoğunluk tarafından, desteğin ölümü ile sonuçlanan kazanın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturduğu ve 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde dava açılmadığından davanın bu nedenle reddi gerektiği gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir. Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin zamanaşımı süreleri cari olmakla birlikte, özel kanun niteliğinde olan 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ilk fıkrasında, haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tâbi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden özel bir hüküm getirilmiştir. 2918 sayılı Kanun'un 109/2 nci maddesine göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, sadece eylemin “cezayı gerektiren fiilden” doğmuş olması gerekli ve yeterlidir. Diğer bir ifade ile tazminat davalarına daha uzun süreli ceza davasına ilişkin zamanaşımının uygulanması için fail hakkında bir ceza davası açılması; mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı veya zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması aranmamaktadır. Davaya konu somut olayda; davacı desteğinin tam kusuruyla gerçekleşen ve sadece kendi ölümü ile sonuçlanan trafik kazası nedeniyle desteğin idaresindeki trafik sigortasız aracın sorumluluğunu temin eden davalıdan tazminat talep edilmektedir. Destekten yoksun kalmaya ilişkin zararın ölenin mirasçısı olma sıfatından kaynaklanmayan ve doğrudan zarar görenler üzerinde doğan müstakil bir zarar olduğu Hukuk Genel Kurulu'nun istikrarlı kararlarıyla kabul edilmiştir. Tazminat talep eden hak sahibi davacı bakımından zararı doğuran fiilin trafik güvenliğinin tehlikeye düşmesi değil taksirle gerçekleşen ölüm olayı olduğu; kendi üzerinde doğrudan doğan müstakil bir zarara ilişkin olarak tazminat talep eden davacıya desteğin kazadaki kusurunun yansıtılamayacağı yönündeki ilke nedeniyle, oluşan suçun türüne ilişkin belirlemenin de hak sahibi davacı bakımından oluşan zarara (ölüme) göre belirlenmesi gerekir. Açıklanan tüm bu nedenlerle; zarar suçu (taksirle ölüme neden olma) oluşmuşken tehlike suçu (trafik güvenliğini tehlikeye sokma) üzerinden değerlendirme yapılamayacağı da dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 85/1 inci maddesi ile 66/1-d maddesi gereğince somut olayda uygulanması gereken ceza zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu, eldeki dava bu zamanaşımı süresi içinde açıldığından davalı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazı ile yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddiyle İtiraz Hakem Heyeti kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. KARŞI OY Davacı vekili; müvekkilinin desteğinin 13.04.2011 tarihinde meydana gelen kaza sonucu hayatını kaybettiğini, murisin ölümü nedeni ile davacının destekten yoksun kaldığını belirterek ZMSS sigortası olmayan motosiklet dolayısıyla davalıya karşı dava açmıştır. Dosya kapsamına göre davacı desteğinin meydana gelen kazada asli ve tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Kaza tarihi bakımından ayrım bulunmaksızın, sürücü murisin tam kusuru ile gerçekleşen trafik kazasında ölümü üzerine, mirasçısı olan davacının ZMMS sigortası bulunmadığı için davalı olan Güvence Hesabından isteyebileceği bir tazminat bulunmamaktadır. Zira kendi ölümüne neden olan sürücünün (desteğin) tam kusuruna isabet eden destek tazminatı talebi zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçe teminatı kapsamında değildir. Bu durumda; davacının davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi ve kararın da bu gerekçe ile bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi şeklindeki bozma gerekçesine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6983, K. 2024/5621, T. 03.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-6983-e-2024-5621-k-37b6286d7522