Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3510 E. 2024/8039 K. – Muvazaa Nedeniyl

Konu: Muvazaa Nedeniyle Satış İşleminin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3510
Karar No
2024/8039
Karar Tarihi
Konu
Muvazaa Nedeniyle Satış İşleminin İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/842 E., 2021/1698 K. DAVA TARİHİ : 14.10.2016 HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/148 E., 2021/38 K. Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle satış işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin davalı ... aleyhine açılmış olan davanın kabul ile sonuçlanarak kesinleştiğini, mahkeme kararına istinaden müvekkili tarafından İstanbul 25. İcra Dairesinin 2012/25236 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu sırada davalı ...'nun maliki olduğu İstanbul/Adalar Burgazada Mahallesi 1 ada 14 parsel sayılı taşınmazı müvekkilinin alacağının tahsilini engellemek amacıyla davalılardan ...'ya muvazaalı bir şekilde devrettiğini, davalı ... tarafından da taşınmazın davalı ...'a devredildiğini belirterek İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2012/25236 Esas sayılı icra dosyasındaki alacağının tahsili amacıyla borçlu/davalı ...'nun ve 3. kişilerin yaptıkları muvazaalı işlemlerin gerçek halde hiç yapılmamış olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu dükkanda işletilen restoranın müvekkilinin eşi Ali Akarsu tarafından işletildiğini ve müvekkilinin eşi Ali'nin yaklaşık 30 yıl önce vefat etmesinden sonra da müvekkili tarafından işletildiğini, müvekkilinin 70 yaşında ve okuma yazmasının iyi olmadığını, bu nedenle hesaplardan anlamadığını, yanında çalışanların hesaplarla oynayarak para kaçırdıklarını, iş mahkemelerindeki dosyalara ilişkin tebligatların işletmeci olan Cimşit Bağcı tarafından yok edildiğini ve müvekkilinin dosyalardan haberdar olamadığını, müvekkilinin maddi durumu iyi olmamasına rağmen İsmail Işıldak isimli eski çalışanın alacağını dilekçe kapsamında açıklanan nedenlerle anlaşma yaparak ödediğini, sonrasında müvekkilinin işletmeyi kiralamayı düşündüğünü, bunun üzerine dava dışı Cimşit Bağcı'nın işletmenin kendisine kiralanması yönünde müvekkilini tehdit ettiğini, müvekkilinin işletmeyi Cimşit Bağcı'ya kiraya vermek istemediğini, işlerin altından kalkamayacağına karar vererek taşınmazı davalı ...'e sattığını, satışın gerçek olup mal kaçırma amacı taşımadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazı satın aldığı tarihte davalı ...'nun davacıya borcu olmadığını, bu nedenle tasarrufun iptali şartlarının oluşmadığını, davacının icra dosyasında aciz belgesi olmadığından dava şartının gerçekleşmediğini, dava konusu satış işleminin muvazaalı olmadığını, davalı ...'nun taşınmazı müvekkiline sattığı tarihlerde dava dışı işçisi İsmail Işıldak'a 95.000,00 TL ödeme yaptığına dair belge mevcut olduğunu, okuma yazması iyi olmayan ve tek gelir kaynağı dava konusu taşınmazda işletilen restoran olan davalı ...'nun taşınmazı müvekkiline devretmeden hemen önce 95.000,00 TL ödeme yapmasının müvekkiline yapılan satışın gerçek olduğunu ispatladığını, müvekkili tarafından taşınmazın satın alınmasının hemen ardından dava dışı Cimşit Bağcı ile kira sözleşmesi yaptığını ve taşınmazdan gelir elde etmeye başladığını, müvekkilinden taşınmazı satın alan ...'ın da kira ilişkisini sürdürdüğünü, tüm bunların satışların muvazaalı olmadığını ve bedel karşılığı yapıldığını ve devirden sonra müvekkilinin semerelerden yararlandığını ispatladığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalıları satış tarihinde tanımadığını, davalı ... ile taşınmazı satın alırken tanıştığını ve bir daha görüşmediğini, taşınmazı ediniminin muvazaalı olmadığını, davalı ... ile dava dışı Cimşit Bağcı arasındaki kira sözleşmesini de taşınmazı satın aldıktan sonra öğrendiğini ve sonrasında kiracıya ihtarname göndererek kira bedellerini kendisine ödemesini bildirdiğini, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, davacının alacağının dayanağı olan dava ve icra dosyaları ile de müvekkilinin ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta davalı ...'nun iradesinin tespitinin gerektiği, dinlenen tanık beyanlarına göre davalı ...'nun yaşlı olduğu, iş yeri ile ilgilenemediği, bu nedenle iş yerinin bulunduğu taşınmazı davalı ...'ya sattığı, davalı ... tarafından da diğer davalıya satıldığı, davalı ...'ın işletmede kiracı olan kişiye karşı tahliye davası açtığı, bu hususlardan davalı ...'nun taşınmazı gerçek satış ile devrettiğinin anlaşıldığı, tapuda bedelin düşük gösterilmesinin muvazaayı tek başına ispata yeterli olmadığı, davacı tarafın muvazaayı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyaya geçici aciz belgesi niteliğinde olan ve davalı ...'nun haczi kabil malı bulunmadığına dair tutanak sunulduğunu, davalılar arasındaki satışa ilişkin resmi senetlerde yer alan satış bedeli ile taşınmazın rayiç değeri arasında çok fahiş fark olduğunu, tanıklardan ...'in beyanında satıştan sonra davalı ...'nun rahatladığını söylediğini beyan ettiğini, davalı ...'nun borçlarını ödemekten kurtulmuş olması ve taşınmazı korumaya alması nedeniyle böyle bir beyanda bulunduğunu, davalı ...'nun taşınmazı satmadan 10 gün önce dava dışı İsmail Işıldak'a ödeme yaparak ibraname aldığını ve sonrasında da müvekkilinin alacağını ödememek için taşınmazı sattığını, İlk Derece Mahkemesince tasarruflar arasındaki illiyet bağının kurulamadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan kira sözleşmesi, iş yeri devir sözleşmesi, ihtarnameler kapsamında ...'nın, taşınmazı devraldıktan sonra işletmeyi satış tarihinden önce fiilen çalıştıran Cimşit Bağcı'ya kiraladığı, ayrıca işyeri devir sözleşmesi imzalandığı, devir sözleşmesine konu bedellerin Cimşit Bağcı tarafından ...'ya ödendiği, kira süresinin 4 yıl olarak kararlaştırıldığı, tahliye taahhütnamesi verildiği, ...'nın bu arada taşınmazı diğer davalıya devrettiği, devralan davalının da 2013 yılında Cimşit Bağcı'ya ihtarname çekerek kiraların bundan böyle kendisine ödenmesini talep ettiği, kira bedellerinin davanın çok öncesinde ...'a ödenmeye başlandığı, kira süresinin sonunda ise taşınmazı devralan ... tarafından Adalar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/148 Esas sayılı dosyası üzerinden tahliye davası açıldığı, yapılan yargılamada taşınmazı devralan ...'ın aşçılık ve restoran işletmeciliği eğitimi aldığı, eşinin de pasta ve ekmekçilik eğitimi aldığı, ihtiyaç sebeplerinin samimi olduğu, taşınmazı bizzat işletmek amacıyla tahliye talebinde bulundukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, eldeki dava dosyası üzerinden dinlenen davalı tanıkların da savunmayı doğruladıkları, mevcut delil durumuna göre devir işleminin muvazaalı olmayıp, gerçek bir satış ilişkisine dayalı olarak yapıldığı, salt bedeller arasındaki nispetsizliğin muvazaanın varlığının kabulü için yeterli olmadığı, davanın ispatına ilişkin yasal veyahut fiili bir karinenin de bulunmadığı, dolayısıyla davacı tarafın davasını kanıtlayamadığı, her iki devir işleminin muvazaalı olmayıp gerçek bir satış ilişkisine dayalı olarak gerçekleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ...'nun adına kayıtlı olan taşınmazı davalı ...'ya; ... tarafından da diğer davalı ...'a satış işleminin davacının alacağının tahsilini engellemek amacıyla muvazaalı yapıladığı iddiasına dayalı satış işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davalılar arasındaki satış işleminin muvazaalı olduğu iddiasının ispatlanamamış olmasına, satış bedelinin düşük gösterilmesinin tek başına muvazaayı ispata yeterli olmaması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/3510, K. 2024/8039, T. 23.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-3510-e-2024-8039-k-4797042f7f9e