Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/13807 E. 2023/3222 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/13807
- Karar No
- 2023/3222
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/315 E., 2021/60 K. HÜKÜM/KARAR : Yargı Yolu Nedeniyle Dava Dilekçesinin Reddine Taraflar arasındaki maddi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; yargı yolu nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kızı ...'un 14.04.2011 tarihinde dava dışı ... isimli şahıs tarafından silahla kasten öldürüldüğünü, kızının ölmeden bir gün önce ...'ın kendisine yönelik hakaret, tehdit ve cinsel tacize varacak eylemleri nedeniyle Cumhuriyet Savcılığı'na başvurduğunu ve emniyet görevlileri tarafından kızının ifadesinin alındığını, ifadesinde koruma talep etmesine ve Savcılığa sunduğu telefon mesaj içeriklerinde ölümle tehdit edilmesine rağmen hiçbir önlem alınmadığını, ertesi gün ifadesi alınacağı söylenen ...'ın hakkındaki şikayeti öğrenmesiyle kızına daha da öfkelenerek kızını işyerinin önünde öldürdüğünü, sanık ... hakkında, yukarıda belirtilen şikayetler sonucu Burhaniye Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2011/241 esas sayılı dosyasında açılan davada kızını öldürdüğü bilinmesine rağmen hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde karar verildiğini, Emniyet Müdürlüğü'nün ve Savcılığın kızı ...'u korumak için gerekli güvenlik önlemleri almaması sonucu ölümün gerçekleştiğini ve kızının ölümü nedeniyle maddi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; ölen ... tarafından koruma talebinde bulunulmadığı ve herhangi bir kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu zararın üçüncü kişinin suç teşkil eden eylemi nedeniyle meydana geldiğini, dava konusu zarardan davacının kızının ölümüne sebep olan ...'ın sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.03.2013 tarih ve 2012/158 Esas, 2013/185 Karar sayılı kararı ile gerek müteveffa ... 'un şikayetine konu mesajların içeriğinde ölümle tehdide ilişkin bir ibare ve bu hususta açılmış bir dava bulunmaması, gerekse müteveffa ...'un emniyet ve savcılığa herhangi bir koruma talebinin bulunmaması, somut olayın özellikleri itibariyle sair tehdit içeren telefon mesajları sonucu müteveffanın öldürüleceğinin öngörülebilir olmaması hususları dikkate alınarak, davalıların herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 15.09.2020 tarihli 2017/2879 esas ve 2020/2772 karar sayılı ilamı ile, ''...Davalı ... ve ... bir kamu tüzel kişisidir. Anılan tüzel kişiliğin eylem ve işlemleri kamusal nitelikte olup kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. İstemin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın anılan davalılara yöneltilmesinin nedeni de davalı idarelerin hizmet kusurundan doğan zararın ödetilmesi istemidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerekir. Mahkemece, davalılar yönünden uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu benimsenerek yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediği'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yargı yolu nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava tarihi itibariyle eldeki davanın görevli mahkemede açıldığını, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile idari yargının görevli yargı mercii haline geldiğini, Anayasa Mahkemesi'nin 12.12.1989 tarihli 1989/11 Esas ve 1989/48 Karar sayılı ilamı ile, Türk Anayasa sisteminde Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesinin kabul edildiğini, mahkemenin önüne gelen davayı sonlandırmakla mükellef olup iş bu itiraza konu dava yönünden işin esasına girilerek sonuca gidilmesi gerekirken yargı yolu nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının kızının ölümünde davalıların kusuru bulunduğu iddiası ile uğranılan maddi zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 uncu maddesi), 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi ve 115 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.