Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/25777 E. 2024/1150 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/25777
- Karar No
- 2024/1150
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1279 E., 2021/1425 K. vekilleri Avukat ..., Avukat ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 10.08.2018 HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü/Başvurunun kabulü ile davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/212 E., 2021/218 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen gün ve saatte davacı ve davalı tarafından gelen olmadı. Taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 06.02.2024 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 30.03.2015 tarihinde davacının idaresindeki araç ile davalı nezdinde ZMSS poliçesi ve kasko sigortasına ek İMSS poliçesi olan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, davalının davadan önce davacıya 26.10.2016 tarihinde 25.187,00 TL, 25.05.2017 tarihinde 87.456,00 TL olmak üzere toplam 112.643,00 TL kısmi ödeme yaptığını, ödenen tazminatın eksik ve yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinde geçerli ZMSS kişi başı bakiye poliçe teminat limiti ve İMSS kişi başı poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere KTK’nun 111/2 nci maddesi gereğince kısmi ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini 204.659,12 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce yapılan ödeme nedeniyle konusuz kalan davanın reddine karar verilmesi, aksi kanaatte olunması halinde ise kusur raporu ve maluliyet raporu alınması, kusurun ve maluliyet oranının tespiti halinde alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri gözetilerek hesaplama yapılması gerektiğini, davalının temerrüde düşmediğini, bu nedenle dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2018/694 Esas, 2019/726 Karar sayılı ilk kararı ile; davacının dosyaya sunduğu rapora göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 18 oranında olduğu, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, davalının davacıya kısmi ödemede bulunduğu, dosya kapsamında alınan aktüer bilirkişi raporu ile bakiye tazminatın usulünce hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 204.659,12 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinde geçerli ZMSS kişi başı bakiye poliçe teminat limiti ile İMSS poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 25.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Kaldırma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2020/180 E., 2020/347 K. sayılı ilk kararı ile; mahkemece kusur raporu ile maluliyet raporu alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyası kapsamında tarafların uzlaştığı, savcılık tarafından şikayet yokluğundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, 5271 sayılı CMK'nun 253/19 uncu bendine göre uzlaşma nedeniyle davacının tazminat davası açma hakkı bulunmadığı, uzlaşma evraklarının getirtilerek karar verilmesi gerektiği, 2918 sayılı KTK'nın 111 inci maddesi kapsamında kısmi ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yeterli olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi için aktüer bilirkişi raporu alınması gerektiği, davacının gelirinin doğru tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-a.6 maddesi gereği kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu karar uyarınca alınan ... Üniversites...Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği'nin 25.11.2020 tarihli raporuna göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 16 oranında olduğu,... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 15.01.2021 tarihli raporuna göre davalıya sigortalı aracın sürücüsü davadışı ...'nun kazanın meydana gelmesinde %85 oranında, davacı sürücünün ise % 15 oranında kusurlu olduğu, 11.02.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporu ile kısmi ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yetersiz olduğunun anlaşıldığı, kısmi ödemenin güncel halinin toplam hesaplanan tazminattan mahsup edilerek bakiye tazminat miktarının tespit edildiği, uzlaşmaya ilişkin Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/20664 sayılı soruşturma dosyasının dosya arasına alındığı, söz konusu dosyanın incelenmesinde davacının soruşturmanın ilk aşamasında şikayetten vazgeçmiş olduğu ancak, bunun ceza muhakemesindeki arabuluculuk aşaması olmadığı, tarafların ceza muhakemeleri usulündeki arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmadığı, ancak tahkikattaki şikayetten vazgeçme nedeniyle takipsizlik kararı verildiği, bu nedenle davacının dava açma hakkının ortadan kalkmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 183.316,35 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinde geçerli ZMSS kişi başı bakiye poliçe teminat limiti ile İMSS poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 25.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. D. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. E. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile davalıya sigortalı aracın sürücüsünün ceza yargılaması sırasında uzlaşmış olduğunu, uzlaşmanın varlığı halinde davalı ... aleyhine talep edilen maddi tazminatın da reddinin gerektiğini, ilk derece mahkemesince tahkikattaki şikayetten vazgeçme nedeniyle takipsizlik kararı verildiğinden davacının dava açma hakkının ortadan kalkmadığı kanaatine varıldığını, ancak dosyanın içerisindeki uzlaşma tutanaklarından da anlaşılacağı üzere davacı ile davalıya sigortalı aracın sürücüsünün uzlaşma teklifini kabul ettiğini, taraflar arasında anlaşmanın sağlandığını, davacının gelirinin hatalı tespit edildiğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. F. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 30.03.2015 tarihinde çift taraflı trafik kazası gerçekleştiği, kazaya karışan araçlardan birinin sürücüsü olan davacının yaralandığı, olaya ilişkin olarak açılan Konya Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasında, savcılık tarafından, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesi kapsamında, uzlaştırma faaliyetlerinde bulunulduğu, kazadaki yaralanma nedeniyle uzlaşma teklif formuna tarafların uzlaşmak istediklerini beyan ettikleri ve imzaladıkları, söz konusu belgede CMK'nun 253 üncü maddesi çerçevesinde davacıya uzlaşmayı kabul ya da reddetmenin hukuki sonuçlarının anlatıldığı teklif formunun (D) bendinin (a) alt bendinde; uzlaşmanın gerekleşmesi durumunda mağdur ya da suçtan zarar görenin her türlü hukuki dava ve takip haklarının sona ermesi karşılığında şüpheli hakkındaki suç soruşturmasının son bulacağının belirtildiği, davacının uzlaştırma teklifini kabul etmek suretiyle formun altını imzaladığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca da şikayetçi olmama nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olduğundan ve uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağından açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uzlaşmanın sağlandığı ve uzlaşma raporunun düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/20664 sayılı dosyasında, savcılık tarafından dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verilmediğini, dosyaya uzlaştırmacı atanmadığını, dosyada hiçbir şekilde uzlaşma işlemi yapılmadığını, uzlaşma tutanağının düzenlenmediğini, müşteki şüpheli olan tarafların birbirinden şikayetçi olmamaları nedeniyle şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, dosyanın uzlaşma sağlanması sebebiyle değil şikayet yokluğu nedeniyle karara bağlandığını, soruşturma dosyası içerisinde uzlaşmanın sağlandığına dair onaylanmış uzlaşma raporu veya uzlaşma belgesinin bulunmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ve kasko sigortasına ek İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası (İMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5271 sayılı CMK'nın 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43 Esas 2023/141 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/20664 sayılı soruşturma dosyasında, davacının soruşturmanın ilk aşamasında şikayetten vazgeçmiş olduğu, tarafların ceza muhakemeleri usulündeki arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmadığı, ancak tahkikattaki şikayetten vazgeçme nedeniyle takipsizlik kararı verildiği, bu nedenle davacının dava açma hakkının ortadan kalkmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/20664 sayılı soruşturma dosyasında savcılık tarafından 5271 sayılı CMK'nın 253 üncü maddesi kapsamında, uzlaştırma faaliyetlerinde bulunulduğu, tarafların uzlaşmak istediklerini beyan ederek uzlaşma teklif formunu imzaladıkları, söz konusu belgede 5271 sayılı CMK'nın 253 üncü maddesi çerçevesinde davacıya uzlaşmayı kabul ya da reddetmenin hukuki sonuçlarının anlatıldığı, teklif formunda uzlaşmanın gerekleşmesi durumunda mağdur ya da suçtan zarar görenin her türlü hukuki dava ve takip haklarının sona ermesi karşılığında şüpheli hakkındaki suç soruşturmasının son bulacağının belirtildiği, davacının uzlaştırma teklifini kabul etmek suretiyle formu imzaladığı, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28.04.2015 tarihli kararı ile tarafların birbirinden şikayetçi olmadıkları gerekçesiyle şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, 5271 sayılı CMK' nun 253 üncü maddesinin 19 uncu bendine göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağı, davaya konu trafik kazası nedeniyle taraflar arasında ceza soruşturması kapsamında uzlaşmanın sağlandığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacı ile davalıya sigortalı aracın sürücüsünün Köprübaşı Polis Merkezi Amirliği tarafından düzenlenen 31.03.2015 tarihli uzlaşma teklif formlarını, uzlaşmayı kabul ettiklerini beyan ederek imzaladıkları, ancak yürütülen ceza soruşturması kapsamında savcılık tarafından dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verilmediği, dosyaya uzlaştırmacı atanmadığı, soruşturma dosyası içerisinde uzlaşmanın sağlandığına dair onaylanmış uzlaşma raporunun bulunmadığı, buna göre 5271 sayılı CMK'nun 253 üncü maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde sonuçlandırılmış bir uzlaşmanın varlığından bahsedilemeyeceği, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/20664 sayılı soruşturma dosyası kapsamında 28.04.2015 tarihli karar ile tarafların birbirinden şikayetçi olmadıkları gerekçesiyle şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, 18.10.2023 tarihli ve 32343 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43 Esas, 2023/141 Karar sayılı kararı ile 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değiştirilen 253 üncü maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Şu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenler ve iptal hükmü uyarınca işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.