Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/25571 E. 2023/10272 K. – Rücuen Tazmina

Konu: Rücuen Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/25571
Karar No
2023/10272
Karar Tarihi
Konu
Rücuen Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/110 E., 2021/265 K. HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacı ... şirketine Karayolu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası ile sigortalı ...'ya ait aracın ....nın sevk ve idaresinde iken yolda kazılmış olan menfez köprü çukuruna düşmesi sonucu trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, kazada yanan sigortalı araçta yolcu olarak bulunan ve vefat eden yolcuların mirasçılarının davacı ... aleyhine dava açmış olduklarını, bu davalar sonunda kazada vefat eden ... mirasçıları için 18.10.2012 tarihinde 166,464,50 TL ... mirasçıları için 31.10.2012 tarihinde 166,464,50 TL ... mirasçıları için 22.10.2012 tarihinde 166,464,50 TL ... mirasçıları için 23.10.2012 tarihinde 166,464,50 TL olmak üzere toplam 665,858,00 TL Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2012/12572, 2012/12574, 2012/12575, 2012/12576 esas sayılı dosyalarına ödeme yapılmış olduğunu, ayrıca aynı kazada vefat eden yolcuların diğer mirasçıları için davacı ... tarafından yapılan ödemelerle ilgili olarak taraflarından davalılar aleyhine açılan mahkemenin 2013/59 esas sayılı doyası ile iş bu dosya arasında fiilen ve hukuken irtibat bulunduğundan iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmesi gerekitğini, tüm bu nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 83,232,25 TL'nin ödeme tarihi olan 18.10.2012 tarihinden, 83,232,25 TL'nin ödeme tarihi olan 31.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline iş bu davalarının bu dava ile arasında fiili ve hukuki irtibat bulunan mahkemenin 2013/59 esas sayılı doyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle haksız davanın HMK'nın 14 üncü madesinin gereğine derdestlik nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iddiasının hizmet kusuruna dayanması nedeni ile idari yargıda açılması gerektiğini, kazanın meydana geldiği yerin yol yapım işi ihalesinin Karayolları 3. Bölge Müdürlüğü ile diğer davalı Yaşar Hafriyat İnş. Taah. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında Konya 4. Noterliğinde düzenlenen sözleşme ile imza altına alınmış olduğunu, Yaşar Hafriyat şirketi tarafından yapılmakta olan bahse konu yapım çalışması için gerekli trafik düzenlemesinin ve buna ait trafik işaretlemelerinin çalışma sahasında yapılmış olduğunu, davacının müteveffa mirasçılarına yaptığı ödemelerden bahisle önce mahkemenin 2013/59 Esas sayılı dosyası ile 150.000,00 TL talep eden sigorta şirketinin, daha sonra da bu dava ile 332.929,00 TL nin tahsilini talep etmiş olduğunu, talep edilen bu bedellerin aynı tarihlerde miraçılara ödenmiş olmasına rağmen bedeller bölünerek konusu, tarafları hukuki sebepleri tamamen aynı olan iki davanın birden açılmış olduğunu, sigorta şirketi vekilinin fazladan vekalet ücreti alabilmek ve de talep ettiği tazminatlara daha fazla faiz işletebilmek maksadı ile açtığı kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Yaşar Hafriyat İnş. Taah. Nak. San. Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğundan reddinin gerektiğini, 01.09.2012 tarihinde meydana gelen kazanın sürücü ...'nın kasta yakın ağır kusurundan kaynaklanmış olduğunu, gerek 2918 sayılı Yasa ve gerek buna dayalı çıkartılan yönetmeliklerin hiç birinde yol çalışması yapılacak yerlerde fiziki engel konulacağına dair bir düzenlemenin bulunmadığını, yol çalışmasına başlanmadan önce 15.08.2012 tarihinde karayolları görevlileri ve trafik zabıtası yetkilileri ile birlikte trafik işaret ve levhaları yerleştirilmiş olup ondan sonra çalışmaya başlanmış olduğunu, diğer yandan dava dilekçesi eklerinin taraflarına yasal bir zorunluluk iken hiç birinin tebliğ edilmemiş olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı yargılama sırasında ortaya çıkacak durumlar karşısında maddi ve yasal dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen kararı ile Seydişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/558 Esas - 2017/508 Karar sayılı ilamının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/29 Esas - 2020/163 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi hükmünün onanmasına karar verildiği, ancak davalı ...'nün karar düzeltme talebinde bulunması üzerine ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair kararının 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1954 Esas - 2021/2951 karar sayılı karar düzeltme ilamı ile "...Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası, yolculuğun başlangıcından bitişine kadar, otobüsün içinde veya dışında, otobüs hareket halinde iken veya değilken, yolculuk sırasında veya bekleme, duraklama ve mola yerlerinde karşılaşılabilecek her türlü kazalara karşı, sigortalılar (yolcular, sürücüler ve yardımcılar) yararına taşımacı tarafından yaptırılması zorunlu bir kaza (can) sigortasıdır. Bu sigorta türünde ölümlerde sigorta poliçesinde yazılı tutarın tamamı, bir zarar hesabı yapılmaksızın, ölen kişinin mirasçılarına eksiksiz ve kesintisiz olarak; yaralanmalarda beden gücü kayıp oranına göre zarar gören kişilere ödenmektedir. Koltuk Sigortası bir can sigortası türü olduğundan, ölüm veya yaralanma nedeniyle sigorta bedelini ödeyen sigortacının, zarardan sorumlu olanlara halefiyet yoluyla dönme (rücu) hakkı yoktur. Şu kadar ki, ölüm ve yaralanma bir can sigortası olmasına karşılık, yalnızca tedavi giderleri mal (tazminat) sigortası kapsamında olduğundan, tedavi giderlerini ödeyen sigortacının kazaya karışan üçüncü kişilere rücu hakkı vardır. Bu durumda mahkemece, zorunlu koltuk sigortası can sigortası (meblağ) olup rücu edilemeyeceğine göre bu durumun değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin karar düzeltme ilamında belirttiği hususların iş bu dosya için de aynen geçerli olduğu, zira davaların tarafları ve hukuki sebepleri aynı olup yalnızca sigorta şirketi tarafından ödeme yapılan mirasçıların farklı olduğu, bu kapsamda Yargıtay ilamında belirtildiği üzere koltuk sigortası bir can sigortası türü olduğundan, ölüm veya yaralanma nedeniyle sigorta bedelini ödeyen sigortacının, zarardan sorumlu olanlara halefiyet yoluyla dönme (rücu) hakkı olmadığı, somut olayda vefat eden yolcuların mirasçılarına ödenen sigorta bedellerinin rücu edilemeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 6102 sayılı TTK'nın Can Sigortaları başlığı altında düzenlenen Kaza Sigortalarına Uygulanacak Hükümler başlıklı 1510/3 üncü maddesinin "Gerçek zararın sigortacı tarafından karşılanması öngörülmüş ise, zarar sigortalarına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla kaza sigortası hakkında da uygulanır" şeklinde düzenlendiğini, davaya konu kazada zarar görenlerin zararları müvekkil şirket tarafından karşılanmış olup, zarar sigortalarına ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağını, TTK'nın zarar sigortalarını düzenlenleyen hükümleri kıyas yoluyla uygulandığında; Sorumluluk Sigortaları başlıklı halefiyeti düzenleyen TTK'nın 1481 inci maddesinin "Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer. Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur" şeklinde düzenlendiğini, zarar sigortalarına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulandığında davacı şirketin zarardan sorumlu olan davalılara rücu hakkı bulunduğunu, can sigortalarında sigortacının zarardan sorumlulara rücu hakkı bulunmadığı yönünde kanunda hiç bir düzenleme bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirket aleyhine hükmedilen vekalet ücreti asgari ücret tarifesine aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı ... tarafından zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta poliçesi düzenlenen sigortalıların meydana gelen kazada vefat etmesi nedeni ile müteveffaların mirasçılarına ödenen tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1472 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 49, 53 üncü maddeleri, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25571, K. 2023/10272, T. 04.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-25571-e-2023-10272-k-b56f089ee08f