Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/22673 E. 2024/2032 K. – Manevi Tazminat
Konu: Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/22673
- Karar No
- 2024/2032
- Karar Tarihi
- Konu
- Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2105 E., 2021/959 K. DAVA TARİHİ : 15.11.2018 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü / Başvurunun Kısmen Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/1224 E., 2019/920 K. Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının sosyal medya hesaplarından müvekkili ...'ı ve çalışmakta olduğu şirketi hedef alan hakaret içerikli paylaşımlar yaptığını, davalının söz konusu eylemleri sebebiyle cezalandırılması amacıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gerekli suç duyurusunda bulunulduğu ve soruşturmanın 2018/93533 sayılı dosya üzerinden devam ettiğini, davalının eylemleri nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, müvekkilinin manevi zarara uğradığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacının çalıştığı şirkette yedi yıl boyunca memur statüsünde çalıştığını, çalışmasının son yılında kendisine mobbing uygulandığını ve bu süreç sonunda da işine son verildiğini, o anki içinde bulunduğu ruh hali ile davacı hakkında bir kısım paylaşımlarda bulunduğunu, ancak daha sonra pişman olarak paylaşımları sosyal medyadan kaldırdığını, davacının tazminat talebinin hakkaniyete aykırı ve fahiş olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ceza dosyasında davalının davacıya yönelik sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret eylemi sebebiyle hakkında adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, davalı ceza mahkemesinde savunmasında, iddianameye konu paylaşımları gönderdiğini kabul etmiş olup davalının, davacıya yönelik eyleminin, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu yolunda duraksama bulunmadığı talep edilen tazminat miktarının ayrıca değerlendirilmesi gerekeceği, davacı; eylemin meydana geldiği tarihte önemli bir şirkette üst düzey yönetici konumunda olduğu, davalının eyleminin haksızlığının, mahkemece kabul edilmiş olmasının davacıyı kısmen de olsa huzura kavuşturduğu, kısmen de olsa tatmin etmiş olduğu, kişilik hakkı zarar gören davacının haksız fiil sebebiyle sarsılan itibarının para ile topyekün olarak giderilemeyeceği düşünüldüğünde tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalının nedamet göstermesi,4721 sayılı MK 4 maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesi göz önüne alındığında davacı lehine 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi ve talep gibi dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi cihetine gidildiği, davalı tarafça, davacıya hakaret içerikli mesaj gönderildiği, ceza yargılamasında mesajların davalı tarafından gönderildiğinin kabul edildiği, davalı hakkında indirim yapılarak ceza tertibine gidildiği, 6098 sayılı TBK 74 maddesi gereği, ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi açısından bağlayıcı olmadığı, ancak ceza mahkemesince tespit edilen olguların hukuk mahkemeleri açısından bağlayıcı olduğu, haksız fiilin ağırlığı, tarafların sosyal- ekonomik durumu, kişilik hakkı zarar gören davacının haksız fiil sebebiyle sarsılan itibarının para ile topyekün olarak giderilemeyeceği, davalının nedamet göstermesi ve hakkaniyet ilkesi göz önüne alınarak tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının sosyal medya hesaplarında davacının fotoğraflarını da paylaşarak hakaretler ettiğini, paylaşımların davacının kişilik haklarını, şeref ve haysiyetini, ticari onurunu zedelediğini, kabul edilen tazminat miktarının düşük olduğunu, davanın reddedilen kısmına göre belirlenen karşı vekalet ücretine ancak karşılık olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının davacıya yönelik hakaret içeren paylaşımlarda bulunduğu, davalının eyleminin davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğu ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu, ancak mahkemece davacının talebinin 5.000,00 TL olarak kısmen kabulüne karar verilmesinin olayın ağırlığına göre düşük olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın 15.11.2018 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının sosyal medya hesaplarında davacının fotoğraflarını da paylaşarak hakaretler ettiğini, paylaşımların davacının kişilik haklarını, şeref ve haysiyetini, ticari onurunu zedelediğini, kabul edilen tazminat miktarının düşük olduğunu, davanın reddedilen kısmına göre belirlenen karşı vekalet ücretine ancak karşılık olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, davalının bahsi geçen paylaşımları sosyal medya platformlarından kaldırdığını, davacıya sebep olduğu bir zarar varsa üzgün olduğunu belirten bir ihtarname gönderdiğini, davalının davacıya hakaret etmek gibi bir kastının olmadığını, yaşadığı anlık duygusal yoğunluk sebebiyle sosyal medyada paylaşımlar yaptığını, paylaşımların ağır eleştiri olduğunun kabulü gerektiğini, davalının davacının çalıştığı şirkette mobbinge maruz kaldığını, bu süreç sonunda işine son verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.