Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21298 E. 2023/13336 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/21298
- Karar No
- 2023/13336
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2728 E., 2021/1151 K. vekilleri Avukat ..., Avukat ..., Avukat ... DAVA TARİHİ : 31.10.2015 HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü/Başvurunun kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1047 E., 2019/327 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 17.11.2008 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu araç ile davalı nezdinde ZMSS poliçesi bulunan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıya başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini 125.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin sorumluluğunun sigorta poliçesi kapsamında kendi sigortalısının kusuru oranında bulunduğunu, davacının uğradığı gerçek zararın belirlenmesi, bu nedenle davacının maluliyet oranının tespitinin gerektiğini, davalı şirketin temerrüte düşmediğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davada, iddianın ileri sürülüş biçimi açısından somut olay değerlendirildiğinde: dava konusu sürekli iş göremezlik zararının miktarının tespitinin ancak bir yargılama sonucunda mümkün olduğu, bu nedenle davacının tahkikat sonucu uğramış olduğu zararını tam olarak tespit edebildiği anda talep sonucunu arttırmasının HMK madde 107/2 kapsamında değerlendirildiği, belirsiz alacak davasında, davanın açılmasının, talebin tamamı için zamanaşımını keseceği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; sigortacı davalı yönünden zamanaşımı süresinin davacının zarara yol açan aracı sigorta eden şirketi ve poliçe numarasını öğrenemediği sürece başlamayacağı, davacının dava konusu kaza sebebiyle çalışma gücünde sürekli kayıp meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde davalı sigortalısının asli kusurlu olduğu, davalının sorumluluğunu ortadan kaldıran bir halin mevcut olmadığı, denetime elverişli hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sürekli iş göremezlik zararının 268.298,63 TL olduğu, davalının teminat limitine kadar sorumlu olacağı, dosya kapsamına göre davalının temerrüte düşmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile mahkemenin 16.11.2018 tarihli ara kararı ile geçici ödenmesine karar verilen 2.000,00 TL'nin TBK’nun 76/2 nci maddesi gereği mahsubu ile poliçe teminat sınırı da gözetilerek, davacının uğramış olduğu 123.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararının dava tarihi olan 31.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın kısmi dava olarak açıldığını, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anının da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih olduğu, dava konusu olayda trafik kazası 17.11.2008 tarihinde meydana gelmiş, görülmekte olan dava ise 31.10.2015 tarihinde açılmış olduğu, bu nedenle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/4. ve 66/1-e maddeleri uyarınca kazada birden fazla kişi yaralandığından öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup, davanın kısmi dava olarak açıldığı gözönünde tutulduğunda 11.01.2019 ıslah tarihi itibariyle bu süre geçtiği gibi 10 yıllık uzun zaman aşımı süresinin de dolduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararının dava tarihi olan 31.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, (davalı sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Güvence Hesabı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olduğunu, bu hususta tereddüt olması halinde mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31 inci maddesi kapsamında dava türünün davacıya açıklattırılması gerektiğini, belirsiz alacak davası olduğu için zamanaşımının bulunmadığını, belirsiz alacak davasında zamanaşımının yalnızca dava açılan kısım için değil tüm dava için kesileceğini, davanın kısmi dava olarak açıldığı düşünülse dahi davaya konu alacağın yine zamanaşımına uğramadığını, bu durumda da zamanaşımının kesin maluliyet raporunun davacıya tebliği ile başlayacağını, davacının maluliyetinin kesin olarak mahkemece aldırılan 13.07.2018 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Sağlık Kurulu raporu ile tespit edildiğini, davacının maluliyetinde gelişen durum bulunduğunu, dosya kapsamında üç farklı maluliyet raporunun bulunduğunu, dosyadaki maluliyet raporlarından davacının maluliyetinin arttığının anlaşıldığını, dosya kapsamında % 8 oranlı İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 29.07.2009 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu Raporunun mevcut olduğunu, anılan raporda davacının durumunun 1 yıl sonra değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, %27 oranlı Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü'nün 23.03.2017 tarihli raporunun bulunduğunu, yine mahkemece alınan %48,2 oranlı 13.07.2018 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Sağlık Kurulu raporunun olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46 ve 60 ıncı maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 72 nci maddeleri), 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/4 ve 66/1-e maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, asıl davada talep edilen 2.000,00 TL'den TBK' m. 76 uyarınca geçici ödenmesine karar verilen 2.000,00 TL'nin mahsubu ile davacının asıl davada talebinin karşılanması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekli ise de davalının temyizi bulunmadığından bu hususa işaret edilmekle yetinilmesine göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.