Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/18827 E. 2023/12282 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/18827
- Karar No
- 2023/12282
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/770 E., 2021/741 K. Avukat ... HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü / Başvurunun Esastan Reddi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 16.04.2008 tarihinde dava dışı 'nın sevk ve idaresindeki zorunlu trafik sigortası olmayan motosiklet ile davacı yaya 'e çarptığını, meydana gelen trafik kazasında 'in ağır yaralanarak malul kaldığını, davaya konu sigortasız motosikletin malikinin dava dışı olduğunu, 16.04.2010 tarihinde araç maliki ve sürücü aleyhine Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/242 Esas sayılı dosyası kapsamında maddi ve manevi tazminat davası açtıklarını, söz konusu dosyanın derdest olduğunu, eldeki davayı açmadan önce davaya konu aracın kaza tarihinde zorunlu trafik sigortası olmadığı için davalı ... Hesabına 26.04.2010 tarihinde başvuru yaptıklarını, davalı ... Hesabının 09.09.2011 tarihinde davacıya 19.109,00 TL kısmi ödeme yaptığını, Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/242 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu'nun 27.02.2013 tarihli raporuna göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 100 oranında olduğunun tespit edildiğini, yine aynı davada alınan hesap raporuna göre davacının maddi zararının hesaplandığını ve davalı ... Hesabının sorumlu olduğu miktarın 100.000,00 TL'nin üzerinde olduğunun belirlendiğini, davalı ... Hesabının 09.09.2011 tarihinde davacıya ödediği miktar olan 19.109,00 TL'nin davacının zararını karşılamadığını, bakiye zararın tahsili için davalı ... Hesabına eldeki davayı açmadan önce 27.07.2016 tarihinde tekrar başvuru yaptıklarını, ancak davalının ek ödeme yapmadığını, bakiye tazminatın tahsili için eldeki davayı açtıklarını belirterek 80.000,00 TL bakiye maddi tazminatın (maddi zararlar ve bakıcı gideri olarak) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili yargılama sırasında sunduğu 30.10.2017 tarihli dilekçede; 39.310,89 TL sürekli iş görmezlik tazminatı ve 40.689,11 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere 80.000,00 TL tazminatın davalı ... Hesabından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin olay tarihi olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunu kabul öderek gereken ödemeyi davacı tarafa yaptığını, kazaya karışan ve sigortasız olduğu anlaşılan taşıtın cinsinin tespiti, kusur ve maluliyet oranlarının Adli Tıp Kurumunca belirlenmesi gerektiğini, talep edilen bakıcı giderlerinden müvekkili kurumun sorumlu olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2018 tarihli ve 2018/149 Esas, 2018/716 Karar sayılı ilk kararı ile; görevsizlik ile gönderilen dosyanın geldiği mahkemece aldırılan bilirkişi raporları ve ek raporları ile belgelerin incelendiği, 21.10.2014 tarihli kusur oranına ilişkin raporda yaya 'in %62,5 oranında, araç sürücüsü 'nın %37,5 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu'nun 27.02.2013 tarihli raporunda davacının 16.04.2008 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle %100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, ... tarafından davacıya 09.09.2011 tarihinde 19.109,00 TL ödeme yapıldığı, dosyanın görevsizlik ile gönderilen mahkemece tazminat hesabı için alınan 14.03.2017 havale tarihli son raporunda özetle; davacının 39.310,89 TL maddi zararının oluştuğu, ... yönünden 09.09.2011 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle talep edebileceği, 72.972,62 TL bakıcı gideri bulunduğu, ... yönünden 09.09.2011 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle talep edebileceği, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre paramedikal giderlerin 1.875,00 TL olduğu yönünde tespitlerini bildirdiği, Asliye Hukuk mahkemesince alınan raporlarda yapılan hesaplamaların denetlenebilir ve olay oluşunu uygun olması ve taleple bağlılık ilkesi gereği sadece 40.689,11 TL bakıcı gideri istendiği hususu ve davalı ...'nın sorumluluğu göz önüne alınarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile toplam 80.000,00 TL (39.310,89 TL sürekli iş görmezlik tazminatı ve 40.689,11 TL bakıcı gideri tazminatı) maddi zararın 09.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hesabından alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Kaldırma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 25.06.2019 tarihli ve 2019/176 Esas, 2019/996 Karar sayılı kararı ile; dosya içerisinde davalı ... tarafından sunulan ibraname bulunmadığı, bu itibarla mahkemesince davalı ... Hesabından söz konusu kaza sebebi ile davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise buna ilişkin hasar dosyasının onaylı suretinin ve var ise ibraname suretinin getirtilmesi ve buna göre değerlendirme yapılması gerektiği halde hasar dosyası istenmeksizin değerlendirme yapılmış olmasının hatalı olduğu, her ne kadar bu hususun Dairece tamamlanabileceği, davalı ... Hesabından hasar dosyası ve ibranamenin getirtilebileceği düşünülmüş ise de mahkemesince istinaf incelemesi için Daireye gönderilen dosyanın, asıl dosyadan tefrik edilen suret dosya olduğu, dosya içerisindeki duruşma zabıtları, bilirkişi raporlarının taraf vekillerine ait dilekçelerin ve sair evrakların aslı gibidir tasdikinin yapılmadığı, dizi pusulasının yapılmadığı anlaşılmakla söz konusu eksiklikler ilk derece mahkemesince tamamlanabilecek olması nedeni ile dosyanın bu sebep ile de mahalline iadesi ile tefrik olunan tüm dosyanın dizi pusulasına uygun şekilde aslı gibidir tasdikinin yapıldıktan sonra davalı ... Hesabından ibraname sureti getirtilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde eksik inceleme ile karar verildiği bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre, davalı ... ile birlikte KTK 85 maddesi gereğince müşterek müteselsil sorumlu olan asıl dosya davalıları ve hakkındaki Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/242 Esas sayılı dosyası hakkında 07/06/2018 tarihinde karar verilmiş olup bu davalılar yönünden de maddi tazminatın tahsiline karar verilmiş olup işbu dosya yönünden ise davalı ... yönünden ayrıca aynı olay sebebi ile tazminata karar verildiği, bu sebeple aynı olay sebebi ile davacıya mükerrer ödeme yapılmasının engellenmesi amacı ile Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/242 Esas sayılı dosyasında hükmolunan tazminat miktarı dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-a-6 maddesi gereği davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ikinci kararı ile; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 25.06.2019 tarih ve 2019/176 Esas - 2019/996 Karar sayılı kaldırma kararı doğrultusunda davalı ... Hesabına kaza sebebiyle davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin müzekkere yazıldığı, 22.08.2019 tarihli cevap yazısında dava konusu kazada tarafından 26.04.2010 tarihinde başvuru yapıldığı, vasisi ...'e 19.109,00 TL tazminatın 09.09.2011 tarihinde ödendiğinin bildirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile toplam 80.000,00 TL (39.310,89 TL sürekli iş görmezlik tazminatı ve 40.689,11 TL bakıcı gideri tazminatı) maddi zararın 09.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak (Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/242 Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davacıya verilmesine karar verilmiştir. D. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. E. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığını, davalı ... Hesabının eldeki dava açılmadan önce davacıya tarafa 09.09.2011 tarihinde 19.109,00 TL tutarında tazminat ödediğini, davacının davalı ... Hesabını ibra ettiğini, 2918 sayılı KTK’nun 111 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca iki yıllık hak düşürücü sürenin 09.09.2013 tarihinde dolduğunu, 2 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan davanın reddine karar verilmesi, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu trafik kazasının 16.04.2008 tarihinde meydana geldiğini, gerek 2 yıllık gerekse uzamış zamanaşımı süresi olan 8 yıllık sürenin 2918 sayılı KTK’nun 109 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ve 5237 sayılı TCK’nun 89 uncu maddesi gereği dolduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, ... aleyhine 09.09.2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, temerrüt tarihinin dava tarihi olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. F. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ikinci kararı ile; "...Davalı vekilinin, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; somut olayda, davalı tarafından davacıya 09.09.2011 tarihinde 19.101,00 TL ödemede bulunulduğu, fakat davalı tarafından yapılan bu ödeme karşılığında taraflarca düzenlenmiş 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi kapsamında yazılı bir ibranamenin dosya içinde bulunmadığı dikkate alındığında davalı vekilinin istinaf başvurususunun haksız bulunduğu, davalı vekilinin, alacağın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; davacının alacağının 16.04.2008 tarihli yaralamalı trafik kazasından kaynaklandığı ve yine davacının alacağının 2918 sayılı KTK 109/2 maddesi gereği 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davacının, davayı 20.11.2016 tarihinde açtığı dikkate alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş ise de 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 154 maddesi hükmü ve davalı tarafından davacıya yapılan 09.09.2011 tarihinde 19.101,00 TL kısmi ifa dikkate alındığında, artık dava tarihi itibariyle davacının alacağının zamanaşımına uğramadığı, davalı vekilinin, faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; somut olayda uyuşmazlığın, haksız eylemden kaynaklandığı, haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayıldığı, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahip olduğu 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince ihdas edilen ... Yönetmeliğinin 15. maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte Güvence Hesabının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğu, ödememe halinde temerrüdün bu tarihte gerçekleşiği, davacı vekili tarafından davalıya 09.09.2011 tarihinden önce de başvuruda bulunduğu dikkate alındığında, faiz başlangıç tarihinin 09.09.2011 tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi yerinde görüldüğü (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/1836 Esas ve 2020/4711 sayılı ilamı) İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığını, davalı ... Hesabının eldeki dava açılmadan önce davacıya tarafa 09.09.2011 tarihinde 19.109,00 TL tutarında tazminat ödediğini, davacının davalı ... Hesabını ibra ettiğini, 2918 sayılı KTK’nun 111 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca iki yıllık hak düşürücü sürenin 09.09.2013 tarihinde dolduğunu, 2 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu trafik kazasının 16.04.2008 tarihinde meydana geldiğini, gerek 2 yıllık gerekse uzamış zamanaşımı süresi olan 8 yıllık sürenin 2918 sayılı KTK’nun 109 uncu maddesini 2 nci fıkrası ve 5237 sayılı TCK’nun 89 uncu maddesi gereği dolduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, ... aleyhine 09.09.2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, temerrüt tarihinin dava tarihi olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kaza tarihinde zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 85, 89, 90, 91, 109 ve 111 nci maddeleri, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 133, 134, 135 ve 136 ıncı (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 154, 155, 156 ve 157 nci) maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; Özellikle, eldeki davada davacı tarafından imzalanmış ibraname bulunmadığından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111 nci maddesinin 2 nci fıkrası kapsamında iki yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınamayacağı, davalının davacıya 09.09.2011 tarihinde kısmi ödeme yaptığı, davalının bu tarih itibariyle temerrüde düştüğü, Davaya konu olayda, 16.04.2008 tarihinde dava dışı 'nın sevk ve idaresindeki zorunlu trafik sigortası olmayan motosiklet ile davacı yaya 'e çarptığı, meydana gelen trafik kazasında 'in ağır yaralanarak malul kaldığı, söz konusu sigortasız motosikletin malikinin (işleteni) dava dışı olduğu, davacı tarafın sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi gideri tazminatı talebiyle 16.04.2010 tarihinde araç maliki ve sürücü aleyhine Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/242 Esas sayılı dosyası kapsamında maddi tazminat davası açtığı, söz konusu dava kapsamında mahkemenin 2010/242 Esas, 2018/476 Karar sayılı 07.06.2018 tarihli ilamı ile davacı taraf lehine 114.157,00 TL maddi tazminata hükmedildiği, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Adana Bölge Adliye Mahkemesinin 2018/1749 Esas, 2019/532 Karar sayılı 26.03.2019 tarihli ilamı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı taraf vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, davacı taraf lehine 114.157,00 TL maddi tazminata hükmedilmesine, kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı taraf vekili ve katılma yoluyla davalıvekili tarafından temyiz yoluna başvurulduğu, Dairenin 2019/2239 Esas, 2019/5871 Karar sayılı ve 09.12.2019 tarihli ilamı ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kesinlikten reddine, davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin davacı tarafın temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi sebebiyle reddine karar verildiği, kararın 09.12.2019 tarihinde kesinleştiği, 2918 sayılı Kanun'un 85 inci ve 91 inci maddeleri uyarınca davaya konu olayda motosikletin işleteni (maliki), sürücüsü ve kaza tarihinde zorunlu trafik sigortası bulunmaması sebebiyle davalı ... Hesabının meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olduğu, Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK’nun 133 üncü maddesinde (6098 sayılı TBK’nun 154 üncü maddesi) “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: 1-Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde.2-Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde”, BK’nun 134 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında (6098 sayılı TBK’nun 155 inci maddesinin 1 inci fıkrasında) “Müruru zaman, müteselsilen borçlu olanlardan veya taksimi kabil olmıyan bir borcun müşterek borçlularından birine karşı katedilmiş olunca diğerlerine karşıda katedilmiş olur.”, BK’nun 135 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında (6098 sayılı TBK’nun 156 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında) “Müruru zaman katedilmiş olunca katıdan itibaren yeni bir müddet cereyan etmeğe başlar.”, BK’nun 136 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında (6098 sayılı TBK’nun 157 inci maddesinin 1 inci fıkrasında) “Bir dava veya defi ile katedilmiş olan müruru zaman, dava devam ettiği müddetçe iki tarafın muhakemeye müteallik her muamelesinden ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden cereyana başlar.”hükümlerinin bulunduğu, 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde de “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.” hükmünün bulunduğu, Şu durumda yukarıdaki hükümlere göre alacaklı dava yoluyla mahkemeye başvurmuşsa zamanaşımının kesileceği, zamanaşımının müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olacağı, zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı, bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımının, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağı düzenlemesinin bulunduğu, Somut olayda, trafik kazasının 16.04.2008 tarihinde meydana geldiği, davacı vekili tarafından eldeki davanın 23.11.2016 tarihinde açıldığı, davalı ... vekilinin cevap dilekçesiyle süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunduğu, Davacı tarafın müteselsil borçlular olan motosikletin işleteni (maliki) ve sürücüsü aleyhine Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/242 Esas sayılı dosyası kapsamında 16.04.2010 tarihinde bedensel zarardan kaynaklanan maddi tazminat davası açtığı, söz konusu dava ile yukarıda açıklandığı şekilde zamanaşımının kesildiği, BK’nun 136 üncü maddesinin 1 inci fıkrası (6098 sayılı TBK’nun 157 inci maddesinin 1 inci fıkrası) gereğince dava yoluyla kesilmiş olan zamanaşımının, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağı, söz konusu davanın geçirdiği safahat dikkate alındığında en son Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraflarca temyizi üzerine Dairenin 2019/2239 Esas, 2019/5871 Karar sayılı ve 09.12.2019 tarihli ilamı ile tarafların temyiz dilekçelerinin reddine karar verildiği ve kararın 09.12.2019 tarihinde kesinleştiği, Şu durumda ilk davanın açılmasıyla zamanaşımının kesildiği, ilk davada verilen kararın kesinleştiği 09.12.2019 tarihi itibariyle 2 yıllık kısa zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı ve eldeki davanın bu tarihten önce 23.11.2016 tarihinde açıldığı, Eldeki davanın açıldığı tarih olan 23.11.2016 tarihi itibariyle henüz 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde bahsi geçen (herhalde kaza gününden başlayarak) 10 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığı, Sonuç itibariyle yukarıdaki gerekçeye göre davalının zamanaşımı def'inin reddi ile davanın kabulünde isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.