Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/1701 E. 2023/11271 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1701
Karar No
2023/11271
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1694 E., 2020/3642 K. HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurusunun Reddi/ Davanın Açılmamış Sayılmasına İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/329 E., 2017/321 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, davanın iki kez takipsiz bırakılması nedeni ile açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 17.02.2020 tarih 2018/72 Esas, 2020/267 sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 04.08.2020 tarih 2015/329 Esas 2017/321 sayılı Ek kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin olması nedeni ile davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 13.10.2020 tarih 2020/1694 Esas 2020/3642 Karar sayılı karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Davacı vekilinin 13.10.2020 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2020 yılı için 72.070,00 TL’dir. Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değer oluşturmaktadır. Dosya içeriğine göre takip konusu alacak miktarı 463.638,00 TL olup iptali istenilen taşınmaz değeri yargılama sırasında tesbit edilmemiş, tapudaki değer 48.000,00 TL olarak gösterilmiş, davacı dava açarken bu miktarı dava değeri olarak göstermiş ise de, davalılar taşınmazın üzerinde ki 500.000,00 TL ipotek bedeline karşılık 234.866,70 TL ödendiğini belgelediklerinden dava değerinin 48.000,00 TL olduğundan söz etmek mümkün değildir. Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince verilen 13.10.2020 tarihli ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olmadığından kaldırılması ve işin esası yönünden inceleme yapılması gerekmiştir. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 28.07.2015 tarihinde mal kaçırma amacı ile davalı ...'e devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın kesin aciz belgesi olmadan açılamayacağını, dosyada kesin aciz belgesinin bulunmadığını, müvekkili ile diğer davalı arasında akrabalık bağı bulunmadığını, taşınmazın rayiç bedelin üzerinden satışının gerçekleştiğini, 48.000,00 TL nakit 234.866,70 TL ipotek konulduğunu taksit halinde ödeneceğini, diğer davalının iyi niyetli 3. şahıs olduğunu, beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. 2. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin 15.03.2016 ve 15.05.2017 tarihli oturumlara katılmayarak dosyayı iki kez takipsiz bırakması nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, süre tutum dilekçesi vererek istinaf başvurusunda bulunulmuş ancak bu dilekçede istinaf sebepleri ve gerekçeleri açıklanmamıştır. Daha sonra verdiği dilekçede davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 17.02.2020 tarih 2018/72 Esas 2020/267 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 02.11.2017 tarihli karara karşı davacı vekilince 16.10.2017 tarihinde, istinaf yoluna başvurulduğu açıklamalı süre tutum dilekçesi sunulduğu, İstinaf karar harcı, istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve gider avansı da aynı tarihte yatırıldığı, davacı vekilinin bu dilekçesinde kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve gerekçeli kararın tebliğini müteakip istinaf gerekçelerinin sunulacağını beyan ettiği, gerekçeli kararın davacı vekiline 16.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği, gerekçeli istinaf dilekçesinin yasal sürenin dolmasından sonra 28.12.2017 tarihinde sunulduğu, istinaf süresi içerisinde verilen süre tutum dilekçesinde herhangi bir istinaf gerekçesi ileri sürülmediği ve HMK'nın 355. maddesi gereğince re'sen yapılan incelemeye göre de istinafa konu kararda kamu düzenine aykırı bir husus da bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvuru dilekçesinin gerekçesiz olduğu yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, süre tutum dilekçesinden sonra gerekçeli istinaf dilekçesinin sunulduğunu, 15.05.2017 tarihli oturuma yetişilemeyeceği gerekçesiyle mazeret dilekçesi gönderilmiş olmasına rağmen, dosya içerisine alınmadığından verilen kararın hatalı olduğunu belirterek, bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 187 ve 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320 inci maddesinin dördüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı üçüncü kişinin 15.05.2017 tarihli oturuma gelmemesini gerektiren mazeretini de belgelememiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli Ek kararının KALDIRILMASINA, 2. Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1701, K. 2023/11271, T. 24.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-1701-e-2023-11271-k-1fad003a8f19