Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/15834 E. 2023/12583 K.

Konu: Muvazaalı İşlemin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/15834
Karar No
2023/12583
Karar Tarihi
Konu
Muvazaalı İşlemin İptali

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1759 E., 2021/152 K. HÜKÜM/KARAR : İstinaf isteminin kabulü ile hükmün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/63 E., 2020/173 K. Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ...'tan olan kambiyo senedine dayalı alacağı nedeniyle Serik 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2367 Esas sayılı takip dosyası ile takip başlattığını, takibin kesinleştiğini, bu dosya dışında, Serik 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2230 Esas sayılı takip dosyası ile de alacağının bulunduğunu, her iki icra dosyasında da yapılan araştırmada davalı ... adına kayıtlı mal varlığının tespit edilemediğini, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile maliki bulunduğu Antalya ili Serik ilçesi Yeni mahalle 507 ada 1 parselde kayıtlı bağımsız bölümlerini muvazaalı olarak devrettiğini öğrendiklerini, bu taşınmazlardan 2 numaralı daireyi davalı kayınvalidesi ...'e devrettiğini belirterek taşınmazın devrine ilişkin muvazaalı işlemin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'in takip konusu senet nedeniyle bir borcu bulunmadığını, tasarruf tarihinin borcun doğumundan önce olduğunu, bu nedenle dava şartlarının gerçekleşmediğini, diğer davalının müvekkilinin kayınvalidesi olduğunu, davalı ...'in kendisine ait arsa üzerine yapılan binadan konut almak istediğini, yapılan binanın müteahhidinin de eşi ...olduğunu ve bedelini ödeyerek satın aldığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tasarruf tarihinin borcun doğumundan önce olduğunu, bu nedenle dava şartının gerçekleşmediğini, diğer davalının müvekkilinin damadı olduğunu, davalı ...'e ait arsa üzerine yapılan binadan konut almak istediğini, yapılan binanın müteahhidinin de kızı olduğunu, dava konusu taşınmazı yaşlı olduğundan kızına yakın oturmak istediğinden, bedelini ödeyerek satın aldığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile avalistin sorumluluğunun temel ilişkiden bağımsız kambiyo hukukuna bağlı bir kefalet olduğu, sorumluluğunun kıymetli evrakın üzerinde bulunan tanzim ve vade tarihlerine tabi olduğu, bu nedenle tanzim tarihinden önceki ilişkilere avalistin sorumluluğunun genişletilemeyeceği, davacının muvazaalı olduğunu ileri sürdüğü tasarrufun avalistin sorumluluğunun doğduğu tanzim tarihinden önce yapıldığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; gerekçeli karar ile ara karar arasında çelişki bulunduğunu, müvekkilinin dava dışı...e davalı ... aracılığıyla 2 adet taşınmazı 31.05.2017 tarihinde devrettiğini, bedelin bir kısmına karşılık senet tanzim edildiğini, davalı ... ile...in, müvekkilinden mal kaçırmak için senedin tanzim tarihine 15.06.2017 yazıp, akabinde de 14.06.2017 tarihinde dava konusu taşınmazı davalı ...'e devrettiğini, borcun doğumunun 31.05.2017 tarihi olduğunu, yine davalıların kayınvalide - damat olması, devir işleminin senet tarihinden hemen sonrasında gerçekleşmesi, tapudaki satış bedeli ile rayiç değer arasında fahiş fark bulunması, davalı ...'in aynı binadaki diğer taşınmazları da eşi ve kayınpederine devretmiş olmasına göre yapılan tasarruf işlemlerinin muvazaalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın devir tarihindeki rayiç değeri ile devir bedeli arasında misline yakın fark bulunduğu, bakiye kısmın elden ödendiğine dair savunmanın ise hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalıların akraba (kayınvalide - damat) olup, davalı ...'in, borçlunun mali durumunu bilebilecek kişilerden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve hükmün HMK'nın 353/1-b,2 madde ve bendi uyarınca yeniden oluşturulmasına, davanın kabulüne, .....,İli, ....., İlçesi, .....,, 507 ada, 1 parsel, zemin kat, 2 nolu taşınmazın devrine ilişkin davalılar arasında yapılan tasarruf işlemlerinin iptaline ve davacıya anılan taşınmaz üzerinde Serik 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2367 Esas sayılı dosyasındaki asıl alacak ve ferilerine yeter miktarda cebri icra ile satış yetkisi tanınmasına, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; takibe konu bononun düzenleme tarihinin 15.06.2017 olup tasarruf tarihinden sonra olduğunu, davalı ...'ın davanın temelini oluşturan icra takibine konu bononun avalisti konumunda olduğunu, aval kurumunun temel ilişkiden tamamen bağımsız bir kurum olup, geçerliliği ve varlığının asıl borç ilişkisinden bağımsız olarak, kendi şartlarına bağlı olduğunu, temel ilişki bononun düzenlenme tarihinden önce doğmuş olsa bile, bu hususun avaliste karşı ileri sürülemeyeceğini, davalılar arasında gerçek bir satış ilişkisi kurulduğunu, diğer davalı ...'in, Finansbank aracılığıyla müvekkiline 50.000,00 TL gönderdiğini; ayrıca eşi ..........,'in hesabından da 73.500,00 TL gönderilerek satış bedelinin ödendiğini, davalılar arasındaki akrabalık ilişkisinin muvazaa iddiasını ispata yeterli olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; takibe konu bononun düzenleme tarihinin 15.06.2017 olup tasarruf tarihinden sonra olduğunu, davalı ...'ın davanın temelini oluşturan icra takibine konu bononun avalisti konumunda olduğunu, aval kurumunun temel ilişkiden tamamen bağımsız bir kurum olup, geçerliliği ve varlığının asıl borç ilişkisinden bağımsız olarak, kendi şartlarına bağlı olduğunu, temel ilişki bononun düzenlenme tarihinden önce doğmuş olsa bile, bu hususun avaliste karşı ileri sürülemeyeceğini, davalılar arasında gerçek bir satış ilişkisi kurulduğunu, taşınmazın atış bedelinin ödendiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu taşınmazı devralan davalı 3. kişi ..., taşınmazı devreden davalı borçlu ...'ın kayınvalidesi olduğundan, borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/15834, K. 2023/12583, T. 27.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-15834-e-2023-12583-k-0211ac4c95ae