Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10365 E. 2024/176 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10365
Karar No
2024/176
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/131 E., 2023/150 K. DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ... 2-... DAVA TARİHİ : 10.07.2013 HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen muvazaa nedeniyle işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 06.03.2019 tarihli ve 2016/11290 Esas, 2019/2566 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece muvaazanın ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın yeniden reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/8082 Esas, 2022/425 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı borçlu ...'ün Kocaeli 3. Aile Mahkemesinin 15.02.2012 tarih ve 2012/370 esas, 2013/104 karar sayılı ilamıyla boşandıklarını, boşanma davası sonucunda 20.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, davalı borçlunun adına kayıtlı Kocaeli ili,... ilçesi, ... ada 9 parsel 1, Blok 23, K.2 Daire 6'da kayıtlı taşınmazını 01.03.2013 tarihinde diğer davalı ...'a sattığını, yapılan satışın muvazaalı olduğunu belirterek BK 19 gereğince yapılan satış işleminin iptaline, davalılardan ... adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI (I) Mahkemenin 31.12.2015 tarihli ve 2013/945 Esas, 2015/571 Karar sayılı kararı ile; davacının dava konusu malın edinilmiş mal olduğunu ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı (I) 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 06.03.2019 tarihli ve 2016/11290 Esas, 2019/ 2566 Karar sayılı ilamı ile; "...Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla TBK 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK'nun 277.maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere,muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde ise iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı,alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Somut olayda, davacının boşanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat alacakları olduğu boşanma davasının açıldığı 14.06.2012 tarihinden sonra 01.03.2013 tarihinde davalı borçlunun dava konusu taşınmazları elinden çıkardığı sabittir. Mahkemece davacı ile davalı ... arasında evlilik tarihinden 4721 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TMK'nın 170.maddei uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejimi, bu tarihten sonra boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK'nın 202. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olduğu belirtilerek, davacının dava konusu taşınmazın edinilmiş mal olmadığını ispatlayamadığı gerekçesiyle yanılgılı ve hatalı bir değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre yapılan satış yönünden TBK'nun 19.maddesindeki muvazaa olgusunun araştırılarak, bu olgunun isbatı halinde davanın kabulüne karar verilmesine, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır... " gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (II) Mahkeme 27.10.2021 tarih 2019/491 Esas 2021/425 Karar sayılı kararı ile; satışın muvazaalı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı (II) 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/8082 Esas, 2022/10945 Karar sayılı ilamı ile;"...Davacı ve borçlunun ortak çocukları ..., 02/10/2015 tarihli ifadesinde üçüncü kişi Fikriye ile babaannesinin çocukluk arkadaşı olduğunu, uzaktan akraba olduklarını belirtmiştir. Davalı üçüncü kişinin kardeşi ... ise ifadesinde dava konusu evin tanımadıkları bir şahıs tarafından gösterildiğini, evi gezemediklerini emsalini gördüklerini, evi satan ikişinin ablası ile irtibata geçtiğini halen evde eşinin oturduğunu icra kanalı ile ilerde çıkacağını ona göre alıp almayacağını sorduğunu ablasının durumu kabul ettiğini belirtmiştir. Davalı borçlu ve üçüncü kişinin nüfus kayıtlarından Kocaeli/İzmit Eminbayraktar köyü cilt 34 nüfusuna kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalıların önceden birbirlerini tanıdıkları, taşınmazda borçlunun eski eşinin oturduğu ve evin satışından haberdar olmadığı, ancak icra kanalı ile çıkarılacağının üçüncü kişi tarafından bilindiği, sonrasında davacının icra yolu ile taşınmazdan çıkarılmasına karşın üçüncü kişinin taşınmaz ile ilgili hiçbir tasarrufunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum, davalıların eylem birliği içinde yaptıkları satışın salt davacının alacağını engellemeye yönelik muvazaalı bir satış olduğunun kabulünü gerektirir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur..." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (III) Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin borçlu ile akrabalık ilişkisi olmadığını, bu yönde araştırılmanın da yapılmadığını, davacının taşınmazı boşaltmaması üzerine ecr-i misil ve men-i müdahale davası açıldığı, davanın lehlerine sonuçlandığını ve tahliye edildiğini, kabul halinde tescil değil, haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. BK'nun 19.maddesine göre açılan davada amaç alacaklının alacağına kavuşmasını temin olduğu için, İİK'nun 283/1.fıkrasının kıyasen uygulanması sonucu muvazaalı işlemin alacak ve ferileri ile sınırlı olarak iptali ile davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının (2) nolu bendinde yer alan " Kocaeli ili,... ilçesi, ...Mah. 480 ada, 1 parsel üzerinde konumlu olan 23. Blok 2. Katta bulunan 6 nolu bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davalı Tarih Turgay Tegün adına kayıt ve tesciline, " ibareleri çıkartılarak yerine " Yapılan satışın iptaline, davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere dava konusu Kocaeli ili,... ilçesi, ...Mah. 480 ada, 1 parsel üzerinde konumlu olan 23. Blok 2. Katta bulunan 6 nolu bağımsız bölüm üzerinde davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine " ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; İstek halinde peşin alınan temyiz harcının davalı ...'a iadesine, 09.01.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10365, K. 2024/176, T. 09.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-10365-e-2024-176-k-57a7337d6e73