Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/3669 E. 2026/7525 K. – Cumhurbaşkanına
Konu: Cumhurbaşkanına Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/3669
- Karar No
- 2026/7525
- Karar Tarihi
- Konu
- Cumhurbaşkanına Hakaret
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/285 E., 2023/829 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Dairemizin 14.01.2026 tarihli ve 2023/15505 Esas, 2026/1486 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 08.03.2026 tarihli ve 4-2023/... sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 4 ... numaralı yazısıyla; "İtiraza konu uyuşmazlık, matufiyet şartının gerçekleşip gerçekleşmediği ve atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Sanık ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının 04/09/2020 tarih ve 2020/1095 esas sayılı iddianamesi ile Cumhurbaşkanına Hakaret suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, ...(...) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2021 tarih ve 2020/3 67... /343 Karar sayılı kararı ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu, sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 08/06/2023 tarih ve 2022/2 85... /829 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, sanığın temyizi ile yapılan inceleme sonucu Yüksek Dairenizin itiraza konu 14/01/2026 tarih ve 2023/155 05... /1486 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükmünün "somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince atılı suça subut verdiği kabul edilen ve dosyada mevcut tespit tutanağında 6 numaralı ekran görüntüsü olarak gösterilen 20.12.2019 tarihli paylaşımda yer alan ifadelerin duraksamaya yol açmayacak bir şekilde katılana yönelik olduğunun anlaşılamaması nedeniyle matufiyet şartının bu paylaşımda gerçekleşmediği, diğer paylaşımların ise katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, sarsıcı ve şok edici mahiyette, siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde oldukları dolayısıyla isnat edilen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak; 5237 sayılı TCK’nın 299/1. maddesinde “(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir. Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir, bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.) Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak, ... isimli sosyal paylaşım sitesinden; 20/12/2019 tarihinde, tespit tutanağında 6 numaralı ekran görüntüsünde; üzerinde Cumhurbaşkanının resminin bulunduğu, "...Bey'in 20 milyar doları bir arada görme şansı yok. Çünkü hırsız değil!" şeklinde yazan görseli paylaştığı, 20/12/2019 tarihinde tespit tutanağında 8 numaralı ekran görüntüsünde; üzerinde Cumhurbaşkanının resminin bulunduğu,"17-25 Aralık Yolsuzluk Haftası Kutlu Olsun" şeklinde yazan görseli paylaştığı, 20/12/2019 tarihinde tespit tutanağında 9 numaralı ekran görüntüsünde; üzerinde Cumhurbaşkanının resminin bulunduğu, "Yastık altında para saklamak gaflettir. Donunuza kadar sizi soyacağız!" şeklinde yazan görseli paylaştığı, Dosyada mevcut tespit tutanağında 6 numaralı ekran görüntüsü olarak gösterilen 20/12/2019 tarihli paylaşımda yer alan ifadelerin muhatabının, suça konu diğer paylaşımlarla aynı gün yapılması da dikkate alınarak duraksanmayacak şekilde katılan olduğunun dosya kapsamından anlaşılması nedeniyle matufiyet şartının gerçekleştiği, bu paylaşımla birlikte diğer paylaşımların katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın onanmasına karar verilmesi yerine bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile, 2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/01/2026 tarih ve 2023/155 05... /1486 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA ilişkin kararının KALDIRILMASI, 3. ...(...) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/07/2021 tarih ve 2020/3 67... /343 Karar sayılı mahkumiyet hükmüne yönelik ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 08/06/2023 tarih ve 2022/2 85... /829 Karar sayılı kararının ONANMASI, 4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, " biçimindeki talep ve gerekçeyle itirazda bulunulmuştur. II. GEREKÇE Cumhurbaşkanına hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenmiş, hakaretin tanımı ise aynı yasanın 125. maddesinde yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre,ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Açıklamalar ışığında, somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince atılı suça subut verdiği kabul edilen ve dosyada mevcut tespit tutanağında 6 numaralı ekran görüntüsü olarak gösterilen 20.12.2019 tarihli paylaşımda yer alan ifadelerin duraksamaya yol açmayacak bir şekilde katılana yönelik olduğunun anlaşılamaması nedeniyle matufiyet şartının bu paylaşımda gerçekleşmediği, diğer paylaşımların ise katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, sarsıcı ve şok edici mahiyette, siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde oldukları dolayısıyla isnat edilen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığından, itirazın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Dairemizin 14.01.2026 tarihli ve 2023/15505 Esas, 2026/1486 Karar sayılı kararı usûl ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca, itirazı incelemek üzere dava dosyasının Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 22.04.2026 tarihinde karar verildi.