Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/97 E. 2026/3812 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/97
Karar No
2026/3812
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3167 E., 2025/2799 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, davalıların murisi .... ile USD ve TL cinsi %50'şer pay sahibi oldukları iki ayrı müşterek hesapları bulunduğunu, ancak .....’ın hesaplardan para çekmek suretiyle kendi payından daha fazlası üzerinde tasarrufta bulunduğunu, .....’ın ani vefatı nedeniyle denkleştirme yapılamadığını iddia ederek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, müşterek hesaplara ait banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, ... tarafından çekilen fazla paranın tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL ve 10.000 USD’nin faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, talep arttırım dilekçesiyle 241.727,50 USD ve 116.712,00 TL’nin tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; hesapların mahiyeti hakkında murisin kendilerine bilgi vermediğini, banka kayıtları incelenerek ödemelerin, para çekme ve EFT/havale işlemlerinin kimin tarafından hangi maksatla yapıldığının tespiti gerektiğini, hesapların bireysel olarak açılıp daha sonra ortak hesaplara dönüştürüldüğünü, hesaplara yatırılan tüm paranın müvekkillerinin murislerine ait olduğunu, para yatırma işlemlerinin tamamının murisleri, para çekme işlemlerinin ise önemli bir kısmının davacı tarafından gerçekleştirildiğini, tüm işlemlerden davacının haberdar olduğunu, davanın hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.04.2021 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporu ile USD hesabını kapatma yetkisinin davacıda olduğu ve bakiyeye yahut kapatmaya bir itirazının bulunmadığı, davacının TL hesabından çektiği paranın ise yatırdığı paradan fazla olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 19.04.2022 tarihli kararıyla; hesaplamalarda davacının alacaklı olduğu tespit edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davalı lehine ise karar tarihindeki USD kuru üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 12.09.2022 tarihli ilamla; müşterek hesaptaki payların aksi iddia edilip kanıtlanmadıkça birbirine eşit olduğu, para müşterek hesaba yatırıldığına ve pay bakımdan bir anlaşma bulunmadığına göre, mülkiyetin yarı yarıya olduğunun kabulünün gerektiği, hesabın teselsüllü müşterek hesap olmasının ise, tarafların her birinin bu hesaptan istediği kadar para çekebilmesi ve bankanın bu nedenle sorumluluğunun doğmaması ile ilgili olduğu, taraflardan biri müşterek hesaptaki payından fazlasını çekmişse, fazlası için diğer hesap sahibine karşı sorumlu bulunduğu, somut olay incelendiğinde; müşterek hesapta bulunan paranın, kimin yatırdığına bakılmaksızın müşterek hesap sahiplerinin müşterek mülkiyetinde bulunduğundan incelemenin bu husus dikkate alınarak yapılması gerektiği, alanında uzman bilirkişi heyetinden her iki hesaba ait kayıtlar titizlikle incelenerek aksi kararlaştırılmamış ise müşterek hesap üzerinde tarafların eşit oranda (yarı yarıya) hak sahibi olacakları, kendi payları üzerinde asaleten, diğer hesap sahibi adına olan kısım üzerinde de vekaleten hareket yetkisine sahip olduklarının gözetilmesi suretiyle hesaplama yapılıp davalılar murisinin payından fazla çektiği bir tutar olup olmadığı yönünde rapor alınması ve diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu, yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekirken; karar tarihindeki döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden hesaplama yapılarak davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi kurulunca ilgili banka tarafından saklama süresi içinde temin edilebilen dava konusu hesap ekstreleri, ATM yoluyla çekilen paralar, çek hesabı, vs. tüm kayıtların incelendiği, bir kısım işlemlerin kimin tarafından yapıldığı tespit edilmesine rağmen, yekün tutan önemli bir kısmın kimin tarafından gerçekleştirildiği tespit edilemediğinden davacı veya davalı taraftan hangisi tarafından ne kadar para çekildiğinin net olarak ortaya konulamadığı, saklama süresinin dolması nedeniyle bazı belgelerin temin edilmediği, bu nedenle davalılar murisinin ortak hesaplardan daha fazla para çektiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; internet bankacılığı şifresi ile yapılan işlemlerin davalıların murisi tarafından gerçekleştirildiğini, murisin sigortalı çalışanı olan dava dışı kişiler tarafından talimatla çekilen tutarın muris tarafından çekildiğinin kabulü gerektiğini, müvekkili adına da ilk defa 2007 yılında internet bankacılığı yapma yetkisi tanımlanmış ise de müvekkilin 2007 yılından sonra da gerçekleştirdiği bir işlem bulunmadığını, müvekkilin davalıların murisinden alacaklı olduğunun ispat edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalılar vekili; dava reddedilmesine rağmen yargılama giderlerinin müvekkillerine yükletildiğini ileri sürerek, kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, müşterek hesaplarındaki paranın payından fazla para çektiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. 1. ...... Bankasında davacı ile davalıların murisinin USD ve TL olmak üzere iki ayrı müşterek hesabı bulunmakta olup, dava dışı banka tarafından, evrak aslı saklama yükümlülüğünün 10 yıl olduğu, bu sürenin geçmesi nedeniyle yapılan işlemlere ilişkin belgelerin gönderilemediği bildirilmiştir. Bu nedenle yapılan bilirkişi incelemesinde, bazı işlemlerin kim tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmemiştir. Tarafların beyan ve itirazları doğrultusunda, Mahkemece bankadan talep edilen ancak saklama süresi dolduğu için imha edildiği açıklanan belgelerin gönderilememesi nedeniyle, tarafların ortak hesaptan çektiği paranın tespiti mümkün olmamıştır. Bu durumda Mahkemece, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; ortak hesaptaki paraların bir kısmının kim tarafından çekildiğinin tespit edilememesi dava dışı bankanın belgeleri ibraz edememesinden kaynaklanmakta olup, bu durumdan davacı aleyhine sonuç çıkarılması hakkaniyete uygun düşmemiştir. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu edilen ortak hesapta yapılan ihtilaflı işlemler değerlendirme dışı bırakılarak, sadece davacı ve davalıların murisi tarafından yapıldığı tespit edilen işlemler gözetilerek değerlendirme yapılması, buna göre belirlenecek tutarda tarafların yarı yarıya hak sahipleri olacakları gözetilerek, davalıların murisinin payından fazla çektiği bir tutar olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebeplerine göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 2.Bozma sebebine göre davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/97, K. 2026/3812, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-97-e-2026-3812-k-5ef6f35352e0