Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/302 E. 2026/3799 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/302
- Karar No
- 2026/3799
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1656 E., 2025/2067 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/48 E., 2025/351 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirketin 07.08.2023 tarihli Yönetim Kurulu Kararıyla 4 ortağından 2'sinin hisselerini diğer 2 ortağa devrettiğini, imza yetkilisi sayısının 3'ten 2'ye düştüğünü, son imza yetkilisi kişilerin Ticaret Siciline başvurarak tescil işlemlerini 16.08.2023 tarihinde gerçekleştirdiğini, 17.08.2023 tarihinde davalı Kurum ile yeniden sözleşme imzalandığını, davalı Kurumun 04.12.2023 tarihli yazıyla; 2023 yılı Sözleşmesinin (13.10.) maddesi gereği hisse devri değişikliğinin ... Gazetesinde yayınlanmadığının tespit edildiğinin ve 07.08.2023-16.08.2023 tarihleri arasında davalı Kuruma faturalandırılan ....-Hemodiyaliz, ....-Ev Hemodiyalizi işlemleri bedeli olan toplam 985.644.57 TL'nin Sözleşmenin (11.1.) madde uyarınca mahsup edileceğinin bildirildiğini, davalı Kurumun bir zararının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin davalı Kurum işlemine konu tarihlerde eksiksiz bir şekilde hizmet sunduğunu, Sözleşmenin (10.) maddesinde; sözleşmenin ne sebeple sona erdiği ayırımı yapılmaksızın yatan hasta tedavilerinde taburcu edilinceye kadar, seanslı tedavilerde ise raporda belirtilen sürenin sonuna kadar tedavilerin yapılmasının zorunlu olduğunu, davalı Kurum işlemine dayanak olan sözleşmenin (13.10.) maddesinin 2024 Yılı sözleşmesinden çıkarıldığını, müvekkili şirketin sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde değişikliği davalı Kuruma bildirdiğini belirterek; davalı Kurum işleminin iptali ile fazlaya hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000.00 TL tutarın mahsup tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsilini talep etmiş, 13.05.2025 tarihli dilekçe ile talebini 985.644,57 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu, 2023 Yılı sözleşmesinin (13.10.) maddesi uyarınca işlem uygulandığını, davacının iddia ettiği gibi müvekkili Kurum tarafından uygulanan işlemin, Sözleşmenin (8.7.1.) maddesi gereği hisse devri değişikliğinin geç bildirimi nedeniyle uygulanmadığından davacıdan savunma istenilmediğini, Sözleşmenin (10.1.) maddesinde; sözleşmenin sona ermesi halinde, sözleşmenin sona erdiği tarihten önce yatan hastaların tedavileri tamamlanıncaya kadar, seanslı tedavilerin (fizik tedavi ve rehabilitasyon, ESWL, ESWT, hiperbarik oksijen tedavileri) ise raporda belirtilen süre sonuna kadar sağlık hizmet sunucu tarafından yapılmakla yükümlü olduğu belirtilmiş ise de, bu madde kapsamında hemodiyaliz tedavilerine yer verilmediğini, davacının %50 hisse devri halinde sözleşmenin feshedileceğini bilmesine rağmen hisse devri karar tarihinden yeni sözleşmenin imzalanmasına kadar geçen sürede yapılan işlemleri müvekkili Kuruma fatura ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, 2023 Yılı Sözleşmesinin (10.1.) maddesi uyarınca; sözleşme sona erse dahi, sağlık hizmet sunucularının seanslı tedavilerini (fizik tedavi ve rehabilitasyon, ESWL, ESWT, Hiperbarik Oksijen Tedavileri) raporda belirtilen süre sonuna kadar yapmakla yükümlü oldukları, ESWL ve ESWT işlemlerinin böbrek taşı tedavisinde kullanılan yöntemler olduğu, ancak her böbrek taşı bulunan hastanın tıbben diyaliz tedavisi görmek zorunda olmadığı, ESWL, ESWT ve hemodiyaliz tedavilerinin birbirinden farklı tedavi şekilleri olduğu, madde hükmünde hemodiyaliz tedavisinden söz edilmediği, davacının hisse devri ortaklar arasında dahi olsa şirketin ortaklık yapısı değiştiğinden bunu ... Gazetesinde ilan ettirip davalıya bildirmekle yükümlü olduğu, davalı Kurum tarafından 08.08.2023-16.08.2023 tarihleri arası davacının hak edişlerinden yapılan mahsup işleminde haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirket tarafından gerçekte verilmeyen bir hizmetin davalıya fatura edilmediği, her ne kadar davalı Kurum tarafından sözleşmenin (13.10.) maddesine aykırı davranıldığı gerekçesiyle işlem tesis edilmiş ise de, işleme esas olan sözleşmenin (11.1.) maddesinin sözleşmenin ihlali nedeniyle bir cezai şart içermediğini, dava dışı sigortalıların söz konusu hizmeti başka bir sağlık kuruluşunda almış olmaları halinde davalı Kurum tarafından bu hizmet bedellerinin ödeneceği gözetildiğinde, davacı tarafından sunulduğu ihtilafsız olan sağlık hizmeti bedellerinin eldeki uyuşmazlıkta ödenmemesinin davacı şirketin malvarlığından veya emeğinden davalı Kurumun hizmet bedelleri oranında zenginleşmesi anlamına geleceğinin kabulü gerektiği, kaldı ki Sözleşmenin (10.1.) maddesinin 2024 yılında yeniden düzenlendiği, lehe sözleşme hükümlerinin uygulanması yönünde davacının açık bir talebinin aranmayacağı, dava açmasının değişen sözleşme hükümlerinin uygulanarak bir karar verilmesi için talep kabul edilmesi gerektiği, lehe düzenleme içeren 2024 yılı Sözleşmesinin (10.1.) maddesi gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından davalı aleyhine tesis edilen 04.12.2023 tarihli işlemin iptaline, davacının hak edişlerinden mahsup edilen 985.644,57 TL tıbbi işlem bedellerinin mahsup tarihinden işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; İstinaf Mahkemesi kararının bir gerekçe ihtiva etmediğini, müvekkili aleyhine faize hükmedilse bile bunun avans faiz değil karar tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, zira müvekkili Kurumun tacir olmadığını, davaya konu işlemin 2024 yılı sözleşmesinin imzalanmasından önce tesis edilen mahsup işlemiyle sonlandırıldığını, müvekkili Kurum zararının doğup doğmamasının sözleşmeye aykırı davranışı ortadan kaldırmayacağını, sözleşme hükümlerine uyulmamasının sözleşmeye bağlılık esasına aykırı olduğunu, Mahkemece vekalet ücreti ve yargılama giderine yönelik yapılan hesaplamanın da hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi uyarınca davalı Kurum tarafından davacı sağlık hizmeti sunucusunun hak edişlerinden yapılan kesinti işleminin iptali ve iadesi istemine ilişkindir. 1. Hukukumuzda sözleşme özgürlüğü (serbestisi) ve sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkeleri kabul edilmiştir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca, taraflar sözleşmenin içeriğini diledikleri gibi belirleyebilirler. Serbestçe belirlenen sözleşme hükümlerinin, taraflar arasında edim ve karşı edime ilişkin bir denge unsurunu barındırması gerekir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi beraberinde tamamlayıcısı olan sözleşmeye bağlılık ilkesini getirmektedir. Bu ilke gereğince, hukuki güvenliği sağlamak amacıyla belirlenmiş sözleşme hükümlerine tarafların bağlı kalması beklenir. Taraflar arasında davalı Kurumun davaya konu işlemine esas faturalandırma tarihinde geçerli olan 2023 Yılı Sözleşmesinin (13.10.) maddesinde; “Bu sözleşmenin tarafı olan tüzel kişiliğin; tek seferde %50 ve üzeri veya sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içerisinde en az %70 oranında hisse devri yapmış olması halinde; hisse devrinin .... Gazetesi’nde yayımlandığı tarih itibarıyla, Türkiye ...Gazetesi’nde ilan edilmeyenler için ise hisse devrine ilişkin karar tarihi itibarıyla sözleşme feshedilmiş sayılır“ hükmü, (10.1.) maddesinde; “Sözleşmenin sona ermesi halinde, SHS sözleşmenin sona erdiği tarihten önce yatan hastaların tedavilerini taburcu edilinceye kadar tamamlamakla, seanslı tedavileri (Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, ESWL, ESWT, Hiperbarik Oksijen tedavileri) ise raporda belirtilen süre sonuna kadar yapmakla yükümlüdür. Bu şekilde tedavileri yapılan hastalar adına düzenlenen fatura bedelleri Kurum tarafından ödenir. Bunun dışında yapılan işlemler Kuruma fatura edilemez.'' hükmü, (11.1.) maddesinde; “Kurum mevzuatı ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak fatura edilen sağlık hizmeti bedelleri ödenmez; ödenmiş ise yapılan bu ödemeler yersiz ödeme kabul edilir ve mevzuat hükümleri çerçevesinde tahsil edilir.“ hükmünün yer almaktadır. Davacı şirketin, 07.08.2023 tarihli Yönetim Kurulu Kararıyla 4 ortaktan 2'sinin %25'er hisse paylarını kalan 2 ortağa devrettiği, başka bir ifadeyle tek seferde ortaklar arasında %50 hisse devri yapıldığı, 16.08.2023 tarihli ... Gazetesinde yayınlanan ilanın davacı şirketin “Adres, yönetim kurulu/yetkililer, yeni atanan temsilciler, görev dağılımındaki değişiklik ve yönetim kurulu süre ve sayısı” başlıklarını içerdiği, hisse devrinin ... Gazetesinde yayınlanmadığı, 17.08.2023 tarihinde davacı şirket ile davalı Kurum arasında yeniden 2023 yılı sözleşmesi imzalandığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince; davalı Kurum işlemine konu hizmetin davacı şirket tarafından sunulduğu, dava dışı sigortalıların söz konusu hizmeti başka bir sağlık kuruluşunda almış olmaları halinde davalı Kurum tarafından bu hizmet bedellerinin ödeneceği, aksi kabulün davalı Kurumun hizmet bedelleri oranında zenginleşmesi anlamına geleceğinin kabulü gerektiği, Sözleşmenin (10.1.) maddesinin 2024 yılında lehe düzenleme yapılarak değiştirildiği, lehe sözleşme hükümlerinin uygulanması yönünde davacının açık bir talebinin aranmayacağı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararını kaldırarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de, Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında imzalanan ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca taraflar açısından bağlayıcı olup işlem tarihinde geçerli olan 2023 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin dikkate alınmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu edilen hizmetlerin davacı sağlık hizmet sunucusu tarafından davalı Kurum sigortalılarına verilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, sözleşme ve eki niteliğindeki SUT hükümleri dikkate alınarak değerlendirilme yapılması ve varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 2. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.