Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/637 E. 2026/2115 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/637
- Karar No
- 2026/2115
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/113 E., 2025/186 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/224 E., 2024/632 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı şirket vekili; davalı Kurum tarafından müvekkili şirketin işlettiği hastaneye 850.000,00 TL cezai işlem uygulandığını, işleme gerekçe olarak aslında hekim olmayan M. G. Y. isimli şahsın Kuruma fatura ettiği muayene ve reçetelerin gösterildiğini, bu isimde bir şahsın müvekkili şirkette çalışmadığını, başvurunun alındığını ancak gerekli belgelerin süresinde temin edilmemesi nedeniyle doktor kadrosunda değil gözlemci kadrosunda istihdam edildiğini, herhangi bir muayene, reçete düzenleme girişiminde bulunmadığını, davalı Kurum müfettişinin reçetelerde el yazısını tespit etmesinden hareketle cezanın kesildiğini, şahsın el yazısının bulunmasının reçeteleri kendisinin düzenlediği anlamına gelmeyeceğini, müfettişin söz konusu reçetelerin sahibine ulaşmadığını, eksik yapılan soruşturma neticesinde cezai yaptırımın uygulandığını, müvekkiline uygulanan cezanın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; borçlu olunmadığının tespitin karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı Kurum vekili; Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına intikal eden ... Komutanlığının 25.03.2013 tarihli ihbar yazısı üzerine Başsavcılıkça ön inceleme yapıldığını, M. G. Y. isimli şahsın doktor olmadığı halde Elazığ ilinde faaliyette bulunan özel sağlık hizmeti sunucularında çalışarak muayene ve tedavi hizmeti sunduğu ve sözleşmeli doktorların kaşesini kullanarak reçete tanzim ettiği konusuyla ilgili olarak müvekkili Kurum başmüfettişi tarafından 31.08.2015 tarihli raporun düzenlendiğini, müfettiş raporunda M. G. Y.nin birkaç hastanede çalıştığı ve doktor olmadığı halde reçete yazdığının tespit edildiğini, davalı şirketin işlettiği hastanede bu kişinin çalıştığının tespit edildiğinden 21.03.2016 tarihli yazı ile 850.000,00 TL tutarında ceza kesildiğini, davalının bu miktara karşı 04.04.2016 tarihli yazı ile ile süresi içerisinde itiraz ettiğini, Kurum komisyonunca itirazın incelendiğini ve 06.04.2016 tarihli karar ile reddedildiğini, bunun üzerine davalının 2016/200 E. sayılı dosyası ile Kurumları aleyhine dava açıldığını öne sürerek; eldeki davanın 2016/200 E. sayılı dava ile birleştirilmesini ve cezai işlem miktarı olan 851.000,00 TL'nin müfettiş raporunun tanzim tarihi olan 31.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı Kurum vekili; cezai işlemin mevzuat çerçevesinde yapıldığını belirterek,davanın reddini savunmuştur. 2.Birleşen davada davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ 1.İlk Derece Mahkemesinin 29.06.2021 tarihli kararıyla; davacı tarafından cezai işleme itiraz edilerek eldeki davanın açıldığı, reçete düzenleyicisinin tespiti amacıyla tanık beyanı ve bilirkişi incelemesine başvurulduğu, davacı tanıklarının dava dışı şahsın doktor olarak çalıştığına dair herhangi bir ifade vermediği, alınan bilirkişi raporlarında ise sözleşme hükümlerine aykırılık nedeniyle uygulanması gereken cezai işlem bedelinin toplam 18.945,82 TL (2.990,97+14.954,85+1.000,00) olması gerektiğinin, bu miktarı aşan 835.045,15 TL'lik kısım yönünden cezai işlemin yerinde olmadığının ve bu haliyle talebin kısmen yerinde olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle; asıl davada davacı şirketin davalı Kuruma 835.045,15 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin 18.945,82 TL yönünden talebin reddine, birleşen dava yönünden ise dava konusu edilen işlemlerden 15.954,85 TL'lik kısmın yerinde olduğundan bu miktar kadar kısmın davalı Şirketin tahsiline ve fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2023 tarihli kararıyla; davalı Kurumun dava dışı M. G. Y.nin doktor olmadığı halde doktor gibi çalışıp işlemler yaptığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 21.03.2016 tarihli cevap yazısı uyarınca dava dışı M. G. Y.'nin hekim olarak görev yapan Dr. ..., Dr. ... ve Dr. ...'in şifresi ve kaşesini kullanarak 85 hastayı muayene edip reçete düzenlediği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2012 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu özel sağlık hizmeti sunucularından sağlık hizmeti satın alım sözleşmesinin (11.1.16) maddesi uyarınca 850.000,00 TL cezai işlem uygulandığı, Mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu esas alınarak, 2012 Yılı Sözleşmesinin (11.1.16) maddesi uyarınca davalı Kurum tarafından uygulayabilecek cezai işlemin 14.954,85 TL olması gerektiğini belirtmiş ise de, 2012 yılı Sözleşmesinin (11.3.4) maddesi uyarınca cezai işlemi her bir hasta için ayrı değerlendirilmesi gerekirken cezai işleme konu işlemleri hasta bazında değil de tek bir işlem olarak değerlendirerek toplam fatura bedeli üzerinden hesaplama yapılmasının yerinde olmadığı, uygulanan cezai işlemin her bir hasta yönünden ayrı ayrı değerlendirmek suretiyle rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle; davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine iadesine, davalı tarafın istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı, ek raporda sözleşme hükümlerine aykırılık nedeniyle uygulanması gereken cezai işlem bedelinin toplam 851.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, ek raporun mukayeseye elverişli olması nedeniyle itibar edildiği gerekçesiyle; asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 20.04.2016 tarihli borç bildirim belgesi ve 21.03.2016 tarihli uyarı yazısı nedeniyle 851.000,00 TL'nin 25.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Şirketin alınarak davacı Kuruma verilmesine karar verilmiş; taraf vekilleri karara karşı, istinaf yoluna başvurmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, tarafların bildirdikleri istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı/birleşen davada davalı vekili; M. G. Y.nin şirket nezdinde çalışmaları olduğunun kesin ve aksi kanıtlanabilecek bir delil ile ortaya konulamadığını, şirkete ait ... Hastanesinde çalışma bulunmadığını, buna dayalı olarak reçetelerden kaynaklı cezai işlem uygulanmasının temeli olmadığından illiyet bağı kurulamadığını, adı geçen kişinin hekim olarak hastane de çalıştığı düşünülse dahi SUT'tan kaynaklı cezai şart alacağı ile ilgili olarak ikame edilen davada yetersiz bilirkişi raporu ile sonuca gidildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin ortadan kaldırma kararında her bir cezai işlemin her bir hasta yönünden ayrı ayrı değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesinin kaldırma kararının gereğini yerine getirmediğini, reçeteleri getirtilmeksizin dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı/birleşen davada davacı vekili; birleşen davada faiz başlangıç tarihinin borcun müfettiş raporunun tanzim tarihi olan 31.08.2015 olması gerektiğini, yargılama giderlerine hatalı hükmedildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada davalı Kurum tarafından uygulanan cezanın iptali ile menfi tespit, birleşen davada Kurum tarafından uygulanan cezai işlemden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, Kurumun tarafından gönderilen borç bildirim yazısının 25.04.2016 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle temerrüdün bu tarihte gerçekleşmiş olmasına, sağlık kuruluşunda doktor olmayan kişinin hekim gibi işlem yaptığının, başka hekimlerin şifre ve kaşelerini kullanarak 85 hastanın muayenesini yaparak reçete düzenlendiğinin belirlenmesine, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, cezai işlemin her hasta bazında ayrı ayrı değerlendirildiğinin anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacı/birleşen davada davalı Şirkete yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.