Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/347 E. 2026/1929 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/347
- Karar No
- 2026/1929
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2656 E., 2025/1710 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacı Vakfın Osmanlı döneminde “irade-i mahsusa” ile kurulduğunu, Cumhuriyet döneminde 1935 tarihli ve 2762 sayılı (mülga) Vakıflar Kanunu'nun geçici 1. maddesi gereğince sahip olduğu malları, gelirleri, vakıf ile ilgili diğer hususları bildirme yükümlülüğü çerçevesinde 1936 Beyannamesini Vakıflar İdaresine verdiğini, hali hazırda faaliyet gösteren, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan gayrimüslim ... Vakıflarından olduğunu, Osmanlı döneminde tüzel kişiliği bulunmadığından ... Vakıflarının, taşınmaz mallarını güvendikleri gerçek kişiler (nam-ı müstear) veya hukuken mevcut olmayan, tarihi ya da kutsal kişiler (nam-ı mevhum) adlarına kayıtlı olarak tasarruf ettiklerini, davacı ... Vakfının Beşiktaş İlçesi ... Mahallesi ... Sokağında 23... ada 3 parsele revizyon gören dava konusu taşınmazını Defter-i Hakani'ye vermiş olduğu Eşhas-ı Hükmiye Cetvelinde; “Semti: ..., Sokağı: ..., en eski:33/35/37 kapı numaralı” taşınmazı olarak bildirdiğini, 1935 yılında yürürlüğe giren mülga Kanunu'nun geçici 1 ve 44. maddeleri hükümleriyle, gayrimüslim Türk vatandaşlarının mensubu oldukları ... Vakıflarının, tasarruflarında bulundurdukları taşınmazlarını, 1936 Beyannamesi ile Vakıflar İdaresine bildirmeleri mecburiyeti getirildiğini, Vakfın bu kez mülga Kanun gereğince 1936 Beyannamesinde dava konusu taşınmazını Vakıflar İdaresine bildirdiğini, muvazaalı şahıslar adına kayıtlı taşınmazının mülga Kanunun 44. maddesi gereğince İdare tarafından ... Vakfı adına tespit ve tescili (kaydının tashihi) gerekirken bu işlemlerin yapılmadığını, Kadastro Beyannamesinde bu yerin ... Kilisesi akarı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek; dava konusu taşınmazın ... Vakfına ait olduğunun tespiti ile haksız ve bedelsiz olarak elinden alınan taşınmazın dava tarihi itibariyle tespit edilecek rayiç değerinden şimdilik 550.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile 5.274.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu taşınmazın ... kızı Alma ve ... oğlu ... adlarına kayıtlı iken, idarece Tasfiye Kanunları kapsamında alınan 04.05.1968 tarihli ve 157 sayılı vaziyet kararı gereği tapunun 26.06.1968 tarihli işlemi ile metkuren ... adına tescil edildiğini, taşınmazın daha sonra kamulaştırmasız el atma davası sonucu 1972 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescil edildiğini, metruken tescili yapılan taşınmazların Vakıf Genel Müdürlüğü adına tescilinin Kanun gereği olduğunu, ( 13... ve 17 Temmuz 1927 tarihli talimatname), 16... (1912) tarihli Eşhası Hükmiyenin Emvali Gayrimenkuleye Tasarrufu Hakkındaki Kanuna göre hayır Kurumları tarafından şimdiye kadar müntesiplerince kutsal sayılan namı müstear (soyut şahıslar) olunan taşınmazların bu Kanunun yayım tarihinden başlayarak 6 ay içinde başvurmaları halinde kurumları adına kaydın düzeltileceğinin öngörüldüğünü, önceki taşınmaz maliklerinin mütegayyıp eşhastan olmaları nedeniyle metruken ... adına tesciline dayanak olan haklarında alınan vaziyet kararları iptal ettiremediklerinden işbu davayı açma haklarının olmadığını, 15... tarihiyle çıkartılan 333 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince, her ne suretle olursa olsun izinsiz yurt dışına çıkanların mallarına vaziyet edilmesine hükmedildiğini, Lozan Anlaşmasının yürürlüğü girdiği 06.08.1924 tarihinden sonra ise sadece Osmanlı veya Türk uyruklu Rum, ..., Musevi ve Arnavut ırkından olanların mallarına vaziyet edilmeye müsaade edildiğinden, bu tarihten sonra Rum, ..., Musevi ve Arnavut ırkından olanların firari ve mütegayip şahıslar olarak kabul edilerek mallarına vaziyet edildiğini, Tasfiye Yasaları kapsamında işlem yapıldığını, yapılan bu işlemlerden baştan beri davacı haberdar olduğu halde bu kişilerin yitik (kaçak) kişiler olmadığı hususunda bir iddialarının bulunmadığını, tescilinin idare adına yapıldığı tarihten itibaren herhangi bir dava yoluna gitmediklerini, Lozan Antlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihe kadar malının başında bulunmayan yani bulunduğu yeri terk etmiş olanların mallarına el konulmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 22.04.1963 tarihli ve 141 E., 94 K. sayılı kararında firar ve mütegayyip olayı Lozan Antlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşmişse hazinenin bu gibi taşınmazlara her zaman el koymasının mümkün olacağını belirttiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2020 tarihli kararıyla; dava konusu 76... parsel sayılı taşınmazın 1949 yılında yapılan kadastro işlemleri sırasında Ovagim kızı ... ve ... oğlu ... adına tespit ve tescil işlemlerinin yapıldığı, 26.06.1968 tarihinde metruken davalı ... adına, 17.05.1972 tarihinde ise kamulaştırma sebebiyle dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesinin ardından yola terkin işlemi yapılarak tapu sicil kaydının kapatıldığı, taşınmazın davacı Vakfa ait olduğu halde adına tescil edilmemiş olması sebebiyle tazminat istemiyle bu davanın açıldığı, taşınmazın kadastro tutanağında ... ... Kilisesi Akarı olduğu belirtmesinin bulunduğu, davacı Vakıf tarafından 1936 Beyannamesinin verildiği, söz konusu Beyannamede Boğaziçi-...-... Sokağında eski kapı no:33-35-37 arsa olarak kayıtlı olduğu, davacı tarafından 5737 sayılı Kanunun geçici 11. maddesi kapsamında Kuruma yapılan başvurunun "...taşınmazın vakıf tarafından satın alındığına dair belge sunulmadığı ancak vakfın 1936 beyannamesinde beyan edildiği" belirtilerek reddedildiği, aynı yerde bulunan ve davacı vakfın 1936 Beyannamesinde de yer alan 72... parsel sayılı taşınmazın tespit maliklerinin de ... ve ... olduğu ve ... Kilisesi Akarı olduğu belirtmesinin yer aldığı, 27 parsel maliklerinin Mahkemenin 1963/376 E.,1965/374 K. sayılı ilamı ile gaipline karar verildiği, 1966 yılında hükmen Maliye Hazine adına ve 1979 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescili sonrası yola terkini ile sicil kaydının kapatıldığı, davacı taraf gibi ... Vakıflarının önceki tarihlerde mülkiyet edinme haklarının bulunmaması sebebiyle taşınmazın nam-ı müstear olan ... ve ... adlarına tescil edildiği ve gerçek mülkiyetin davacıya ait olduğu, davacı adına tescil edilmesi gerekirken davalı adına tescili ve kamulaştırma sebebiyle yol olarak terkini sebebiyle davalıdan tazminat talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile 5.274.500,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2022 tarihli kararıyla; dava konusu taşınmazın vakıfdan icareli ve davalı adına tescilin dayanağının ise vaziyet kararı olduğu, idari nitelikte olan vaziyet kararlarına yönelik itirazların çözüm yerinin idari yargı olduğu, icareteynli bir taşınmazın asıl malikinin mutasarrıfı değil vakıf tüzel kişiliği bulunduğundan, mutasarrıf adına oluşturulan kayıt mülkiyete değil tasarrufa delalet edeceği, vaziyet kararı sonucu taşınmazın aslına yani vakfına rücu ettiği, vaziyet kararının yerinde olmadığına ilişkin dava tarihi itibariyle açılan bir davadan da sözedilmediği, vaziyet kararı geçerli halde bulundukça buna dayalı tapu kaydının iptaline (somut olayda kamulaştırma nedeniyle tazminata) ilişkin açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairenin 01.10.2024 tarihli kararıyla; kayıt malikinin Emvali Metruke Kanunları uyarınca yitik ve kaybolmuş kişilerden olduğunun saptanması, tescilin yolsuz olmadığının tespiti halinde de, aslı Vakıf olan taşınmaz için 5737 sayılı Vakıflar Kanunu′nun 17. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğundan bahisle, karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan araştırmaya ve dava konusu parselin bulunduğu mahalde davacı tarafından aynı sebebe dayanılarak açılan komşu parsellere ilişkin verilen ve kesinleşen hüküm dosyaları kapsamına göre, dava konusu halen kamulaştırma nedeniyle yol haline gelmiş ve sayfası kapatılmış bulunan taşınmazın, öncesi itibariyle davacı Vakfın tasarrufunda olduğu, 1936 beyannamesinde de yer aldığı, öncesi tespit maliklerinin nam-ı müstear oldukları belirlenmiş bulunmakla, iddianın ispat edildiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, dava konusu İstanbul, Beşiktaş, ..., ... mevkii 76... parselin mülkiyetinin davacı vakfa ait olduğunun tespiti ile halen kamulaştırma nedeniyle yol olarak terkin edildiği anlaşıldığından taşınmaza ilişkin 5.274.500,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; idarece Tasfiye Kanunları kapsamında alınan 04.05.1968 tarihli ve 157 sayılı vaziyet kararı ile davalı Vakıf adına metruken tescil edilen taşınmazın sonrasında, kamulaştırmasız el atma nedeniyle Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği, 16... tarihli Eşhası Hükmiyenin Emvali Gayrimenkuleye Tasarrufu Hakkında Kanuna göre hayır kurumlarınca şimdiye kadar müntesiplerince kutsal sayılan namı müstear adına tasarruf olunan taşınmazların 6 ay içinde başvuru halinde kurumları adına kaydının düzeltileceğini, bu şekilde namı müstearların ... Vakıfları adına kaydı imkanı getirildiğini, 1936 tarihinde verilen Beyannamelerin de vakfiyeleri kabul edildiğini, önceki taşınmaz maliklerinin mütegayyip eşhastan olmaları nedeniyle ... adına tescile dayanak vaziyet kararlarının iptal edilmedikçe eldeki davanın açılamayacağını, 15... tarihli ve 333 sayılı Kanunun 6. maddesi ve 13.06.1926 tarihli talimatnamelere göre yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, yürürlükteki Yasaya göre yapılan işlemlerin sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle geçerliliğinin etkilenmeyeceğini, müvekkili İdarenin yasal hasım olduğu gözetilerek aleyhine yargılama masrafı ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın evveliyatının davacı Vakfa ait olduğunun tespiti ile dava tarihindeki rayiç bedelin tespit edilerek davalıdan tahsiline ilişkindir. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.