Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/1352 E. 2026/2371 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1352
- Karar No
- 2026/2371
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/798 E., 2024/674 K.
Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 18.11.2025 tarihli ilamla Mahkeme onanmasına dair verilen kararın davalılar vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacı ile davalılardan ... İnşaat Şirketi ile aralarında bir adi ortaklık kurulduğunu, bu ortaklığın amacının dava dışı ... Belediyesi Başkanlığı tarafından ihale edilen "... Belediyesi, Ofis, Çarşı, Belediye Hizmet Binası ve Açık Pazar Yeri Kompleksi İnşaatı" yapım işi olduğunu, işin yapımı sırasında diğer davalı ... Şirketi tarafından davalı ... Şirketi adına keşide edilmiş iki adet çekin, bu şirket tarafından ortaklık kaşesi ile dava dışı bir şirkete ciro edildiğini, çeklerin karşılıksız çıkmasını önlemek amacıyla müvekkilinin davalı ... Şirketi hesabına çek bedelinin ödenmesi maksadı ile ödeme yaptığını, ancak havale ettiği paranın davalılarca çek ödemesinde kullanılmadığını, davalı adi ortak ... İnşaat Şirketi yetkililerinin gönderilen paraları kendi şahsi hesaplarına kullanarak sebepsiz zenginleştiklerini, bu nedenle çek bedellerinin icra tehdidi altında kendisi tarafından alacaklıya ikinci kez ödendiğini ileri sürerek; bu bedelin davalılardan tahsili amacıyla başlatılan takipte haksız itirazın iptalini, takibin devamını ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacıyla yalnızca ... İnşaat Şirketi arasında iş ortaklığı olduğunu, diğer müvekkili ... Yapı İnşaat Şirketinin ortaklıkla hiçbir ilgisi olmadığını, bu nedenle ... Yapı İnşaat Şirketi aleyhinde açılan davanın husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, diğer davalı yönünden ise, iş ortaklığı nedeniyle tarafların katlanması gereken pek çok maddi ve manevi sorumlulukların bulunduğunu, davacının bütün bir ortaklık ilişkisini yalnızca iki çek tutarına indirgemesinin iyi niyetli olmadığını, ihaleyle alınan inşaat yapım işinin taşeron olarak devredildiği dava dışı şirkete ortaklık adına yapılması gereken tüm ödemelere müvekkili ... İnşaat Şirketinin katlandığını, takibe konu ödemelerin çeklere ilişkin olmadığını ve ortak işlerin yürütülmesi için harcandığını, bu çeklerin ödenmemesinden müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 08.01.2016 tarihli kararıyla; davanın esas itibariyle adi ortaklık alacağına ilişkin bulunduğu adi ortaklığın çift imza ile temsilinin söz konusu olduğu, davanın davacı adi ortak tarafından diğer adi ortak ve işin yapımı nedeniyle adi ortaktan alacaklı çek lehtarı ... Yapı İnşaat Şirketine yöneltildiği, davanın adi ortaklık adına açılmasının zorunlu olduğu, ancak adi ortaklar arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğundan adi ortaklığın temsili için öncelikle kayyum atanması ve davanın adi ortaklık adına kayyum tarafından yürütülmesi gerektiği, belirtilen hususun yargılama aşamasında davacıya süre verilerek giderilebilecek bir eksiklik olmadığı, davanın adi ortaklık adına açılmadığı, davanın tarafının yargılama aşamasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124. maddesindeki istisna dışında değiştirilmesinin mümkün olmadığı, davanın adi ortaklığın tasfiyesi şeklinde yorumlanması düşünülse dahi davacı yanın dava dilekçesinde adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin bir talebi bulunmadığı gibi, salt davaya konu çek ödemelerinden kaynaklı ihtilafın tüm işin tasfiyesini gerektirecek şekilde yorumlanmasının hak ve nesafet kuralları ve menfaatler dengesine uygun bir çözüm şekli olarak da benimsenmeyeceği gerekçeleriyle; davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafça temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairenin 09.05.2018 tarihli ilamıyla; davacı şirket ile davalılardan ... İnşaat şirketi arasında adi ortaklığın söz konusu olduğu, davada, davacı ortak tarafından; ortaklık adına, diğer davalı şirketin banka hesabına yaptığını iddia ettiği bir ödemenin diğer ortak olan ... İnşaat şirketinden tahsilinin talep edildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 627. maddesi gereği ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortakların ona karşı sorumlu olacağı, bu doğrultuda davacı ortağın ortaklık adına yaptığını iddia ettiği ödemeyi ispat ettiği oranda davalıdan talep hakkı bulunduğu, bu nedenle Mahkemece; davacının aktif husumet ehliyeti olduğu göz önünde bulundurularak işin esasına girilip, yapılacak yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemece verilen 16.05.2019 tarihli kararla, önceki kararda direnilmesine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ilamıyla; somut olayda alacak iddiasının, ortaklık hak ve borçlarıyla ilgili olmayıp, taraflar arasındaki ilişkinin ileri sürülüş biçimine göre artık ortaklardan biri için şahsi alacak hâline gelmiş bir bedelin iadesi niteliğinde olduğunu, bu hâlde ise davacı olma sıfatının ortaklığa değil alacak hakkının sahibi olan davacı şirkete ait olduğu gerekçesiyle, direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporuyla davacının havaleleri yapmasına rağmen, bahsi geçen çeklerden biri için İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2015/4805 E. sayılı dosyasına 464.772,39 TL, 2015/4807 E. sayılı dosyasına ise 460.694,15 TL'lik 25.05.2015 tarihinde ödemeler yaptığı, yapılan bu ödemeler nedeniyle 680.000,00 TL'lik havalenin mükerrer ödeme niteliğine dönüştüğü, 6098 sayılı Kanunun 627. maddesi gereğince, davacı ortağın uğradığı işbu zararı, davalı ... Şirketi adi ortak sıfatı ile ve aynı zamanda ... Yapı İnşaat Şirketi hesabına gelen paralar nedeniyle davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalıların icra takibine yaptığı itirazın 680.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptalin takibi takip talepnamesindeki koşullarla birlikte işbu miktar üzerinden devamına, dava konusu alacağın varlık ve miktar yargılamayı gerektirdiğinden şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ Dairenin 18.11.2025 tarihli ilamıyla; taraflara ait ticari defterler incelenmek suretiyle tespitlerde bulunan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, kararın onanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davalılar vekili; davacının gerçekleştirdiği çek ödemelerinin mükerrer ödeme olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, bu çek ödemelerinin adi ortaklığın borcuna karşılık verildiğini, bu doğrultuda Mahkemece, adi ortaklığın tüm alacak ve borç kayıtlarının irdelenerek, ortaklık borçlarından dolayı tarafların ne kadar ödeme yaptığının tespit edilerek değerlendirme yapılması gerektiğini, imzalanan iş ortaklık anlaşması üzerine, dava dışı taşeron firma ile 15.01.2013 tarihinde sözleşme imzalandığını ancak davacının bu firmaya hiç bir ödemede bulunmadığını, müvekkillerince yapılan ödemelerin dikkate alınması gerektiğini, bu nedenle de taraflara ve iş ortaklığına ait ticari defter ve belgeler ile cari hesap kayıtları ile dava dışı taşeron şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi gerekirken, yalnızca adi ortaklık ve davacı şirket kayıtlarının incelenmek suretiyle sonuca gidilmiş olmasının hatalı olduğunu, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkili ... Yapı İnşaat Şirketinin ise davada taraf ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, mükerrer ödeme nedeniyle çek bedellerinin istirdadı için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükme esas alınan, taraflara ait ticari defterler incelenmek suretiyle hazırlanan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına göre davalıların karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir. VII.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezası ile bakiye harcın karar düzeltme isteyene yükletilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.