Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/1263 E. 2026/2812 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1263
Karar No
2026/2812
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1719 E., 2025/2008 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalılar birleşen davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; davacılar ... ve ...'in oğlu, diğer davacı ...'nin kardeşi ...'nin 11.08.2012 tarihinde davalı ...'nin yaptığı trafik kazası sırasında yaralandığını ve sonrasında vefat ettiğini, meydana gelen trafik kazasında ...'nin başından ağır şekilde yaralandığını, davalı sürücünün yardım çağırmak yerine ...'yi sürücü koltuğuna oturtmaya çalışarak zamanında yardım gelmesine engel olduğu gibi, delilleri karartmaya çalıştığı sırada ...'nin vefat ettiğini, davalının bilinçli olarak ambulansı ve vefat eden yolcunun ailesini aramadığını, davalı ...'nin annesi olan diğer davalı ...'in de olay yerine vardığında yaralı yolcu ... hayatta olmasına rağmen ambulansı aramadığını ve olay yerine ilk varan ambulans ile yaralı yolcu ... değil de yaralı olmayan sürücü ...'nin olay yerinden ayrıldığını, davalı ...'nin tek taraflı meydana gelen trafik kazasında bilinçli taksirle tam kusurlu olarak ...'nin ölümüne sebebiyet verdiğini ileri sürerek; davacılardan ... ve ... yönünden ayrı ayrı 2.500,00'er TL olmak üzere şimdilik toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacıların herbiri için ayrı ayrı 500.000,00'er TL olmak üzere toplam 1.500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 07.07.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini davacı birleşen davalı ... yönünden 221.847,84 TL'ye, davacı birleşen davalı ... yönünden 141.179,72 TL'ye yükseltmiştir. 2. Asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekili; davalılardan ...'a çalıştığı dava dışı ... A.Ş. tarafından tahsis edilen ... plakalı aracın anahtarlarının 21.12.1997 doğumlu kaza günü 14 yaşında olan oğlu ...'ye vermesi sonucu kazanın gerçekleştiğini ileri sürerek; davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalılar vekili; davanın sadece diğer davalı ...'ye yöneltilmesi gerektiğini, davalı ... yönünden husumete itiraz ettiklerini, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığının gerektiğini, dava konusu kazanın hatır taşımasından kaynaklanması nedeniyle hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, ...'nin araç sürücüsünün ehliyeti olmadığını bilerek zararı doğuran fiile razı olduğunu ve kendisi de emniyet kemerini takmadığından zararın artmasında etkili olduğunu, tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalılar vekili; olayda kusurlarının olmadığına dair beyanları saklı kalmak kaydıyla, olayın 11.08.2012 tarihinde meydana geldiğini ve olay neticesinde müvekkillerinin oğlunun vefat ettiğini, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinde davacı ... hakkında bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan ceza tayin edildiğini, davacılar yönünden zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacılar tazminat davası açmış iseler de bu zararların nasıl ve ne şekilde olduğu konusunda açıklama yapmadıklarını, herhangi bir zararları olmadığını, ceza yargılaması sonucunda davacı ... dışında herhangi bir kişinin kusurunun olmadığının ortaya çıktığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli kararıyla; ayırt etme gücüne sahip küçüklerin haksız fiillerinden doğan zarardan sorumlu oldukları, küçükler tarafından haksız eylem işlenmesi durumunda iki tür sorumluluk doğacağı, küçüğün haksız eylemin faili olarak, anne babanın da ev başkanı olarak zarar görene karşı sorumlu olacağı, her iki sorumluluk birbirinden farklı hukuki nedenlere dayalı olup, zarar görenin küçüğe ve ev başkanına karşı birlikte veya ayrı ayrı dava açabileceği, somut olayda kazanın 11.08.2012 günü davalı/ birleşen davacı ...'nin ... plakalı aracı yol şartlarına uygun olmayan şekilde hızlı kullanması nedeniyle virajda aracın hakimiyetini kaybederek takla atması şeklinde gerçekleştiği, tek taraflı kaza olduğu, kaza sonucu sağ ön yolcu koltuğunda oturan destek ...'nin vefat ettiği, bu nedenle İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/559 E., 2020/76 K. sayılı kararı ile ...'nin taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın 01.12.2021 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, davalı/ birleşen davacı ...'nin aracı hava ve yol şartlarının gerektirdiği şekilde kullanmayıp, 30 km hız sınırının bulunduğu yerde yaklaşık iki katı hızla seyretmesi, araçta kendisi hariç beş kişinin yolcu sıfatı ile bulunmasına izin vermesi, yetersiz sürücü belgesi olmasına rağmen otomobil kullanması sonucu gerçekleşen kaza ile ...'nin ölümüne sebebiyet verdiği, gerek ceza dosyası kapsamı gerekse Mahkemece dinlenen tanık beyanlarına göre kazanın meydana gelmesinde ...'nin tam kusurlu olduğu, dosya kapsamına göre desteğin bulunduğu taraf olan aracın sağ ön direk bölgesinde çökme meydana geldiği, diğer bölümlerinde esaslı bir çökmenin bulunmadığı, bu durumun sağ ön koltukta oturan yolcu için tehlike arz ettiği, ayrıca davalı/ birleşen davacı ...'nin kaza sonrası destek ... 'nin yaralı halde pozisyonunu değiştirerek şoför mahalline oturttuğu, kazanın oluşumunda desteğin kusurunun bulunmadığı gibi, olay oluş şekli dikkate alındığından desteğin emniyet kemeri takmıyor olmasının da müterafik kusur olarak yüklenemeyeceği, 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişinin PMF-1931 tablosuna göre hesaplama yaptığı, taraf vekillerinin rapora itirazı üzerine alınan 21.05.2021 tarihli ek raporda TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapıldığı, desteğin (müteveffanın) lise öğrencisi olduğu, muhtemelen asgari ücret ücretten daha fazla gelir elde edeceğine yönelik herhangi bir delil ibraz edilmediği anlaşılmakla bilirkişice yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca muhtemel kazancın asgari ücretten az olamayacağı kabul edilerek asgari ücret tutarları üzerinden yapılan hesaplamanın uygun bulunduğu, yine Yargıtay uygulaması uyarınca desteğin 18 yaşından itibaren destek olabileceği kabul edildiğinden desteğin 21.12.2015 tarihi itibariyle gelir elde etmeye başlayabileceği dolayısıyla bu tarihten itibaren destek olabileceğinin kabul edildiği, bu verilere göre düzenlenen 21.05.2021 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davacılar tarafından talep edilebilecek destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, ancak desteğin araçta yolcu olarak bulunması ve hatır için bedelsiz taşındığı anlaşılmakla %20 oranında indirim yapmak gerektiği, davalı birleşen davacılardan ... haksız fiilin faili olarak, davalı ...'in ise olay tarihinde küçük olan ...'nin velisi olduğundan ev başkanı olarak sorumlu oldukları, olayın özelliğine göre, ev başkanının gerekli tedbirleri almakta özen görevini yerine getirmediği, kazaya karışan aracın desteğin annesinin (davacı birleşen davalı ...) iş yerine ait olmasının açıklanan tedbirlerin niteliğine göre sonuca etkisinin bulunmadığı, davalı birleşen davacı ...'in gerekli özen ve gözetim görevini yerine getirdiğinin ispat edilemediği, davacı/birleşen davalı ...'in desteğin babası, ...'un annesi, ...'nin ise kardeşi olduğu, kaza sonucu desteğin vefat ettiği, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın alım gücünü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırap ve hakkaniyet ilkesinin birlikte değerlendirildiği, birleşen davaya gelince; davalı birleşen davacılar olay tarihinde sorumlu ev başkanını bilebilecek durumda oldukları gibi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31.10.2012 tarihli iddianame ile başlayan ceza kovuşturması sürecinde sorumlu ev başkanını öğrendiklerini kabul etmek gerektiği, birleşen dava ise 07.05.2018 tarihinde açılmış olup dava tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne davacılardan ... ve ... için 60.000,00'er TL, ... için 40.000,00 TL manevi tazminat ile ... için 112.943,77 TL, ... için 177.478,27 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 14.12.2023 tarihli kararıyla; asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde desteğin hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürdüğü, vefat eden davacıların çocuğu ile araç sürücüsü ve diğer yolcuların birlikte gezip eğlenmek amacı ile araca bindikleri, hep birlikte gezmeye devam ettikleri esnada kazanın meydana geldiği anlaşıldığına göre desteğin yolcu olarak taşınmasının hatır taşımacılığı kapsamında olduğunun kabulü ile hesaplanan maddi tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıl olup kaza tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf itirazının yerinde olmadığı, kaldı ki cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında da bulunulmadığı, kusur belirlemesi için görevlendirilen bilirkişi dosyadaki tüm belgeler ve ceza dosyasındaki verileri de incelemek suretiyle rapor tanzim etmekle yükümlü olduğundan bu yöne ilişkin davalı istinafının yerinde olmadığı, ev başkanı sıfatı bulunan davalı ...'in sorumluluktan kurtulma beyyinesini dosya kapsamına göre ispatlayamadığından tazminattan sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı, birleşen dava yönünden; davalıların manevi tazminat istemleri trafik kazası ile doğrudan bağlantılı olmadığından ve olaydan ceza mahkemesi kararı ile haberdar oldukları varsayılsa dahi ilk karar tarihi 26.04.2016 olmakla birleşen dava tarihi itibari ile zamanaşımının dolduğu, asıl davada belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu, hesaplanan diğer vekalet ücretlerinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirim mahiyetinde olduğundan, davalı yönünden bu kısım üzerinden vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinin göz önüne alınmayışının doğru görülmediği, bu yöndeki davacı istinafının yerinde olduğu, maddi tazminat yönünden hatır indirimi nedeni ile reddedilen kısım yönünden asıl dava davalıları lehine verilen vekalet ücretinin hükümden çıkarılması gerektiği gerekçesiyle; birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, asıl davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ SÜREÇ 1. Dairemizin 27.05.2025 tarihli ilamıyla; asıl davada davalılar/birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar verildikten sonra "Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye duyduğu ağır manevi acıyı belli bir oranda gidermek, bozulan ruhi dengeyi onarmak, olanak dahilinde bu dengenin yeniden elde edilmesini sağlamak amacına yönelik olarak manevi tazminata hükmedilir. Manevi tazminatın ve kapsamının taktiri hakime ait bir hak ve görevdir. Ancak hakim bu hak ve görevini yerine getirirken 4721 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmünü de gözetmek suretiyle hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalarak tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Öyle ki dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi gereğince hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; dosya kapsamı itibariyle meydana gelen olayın gelişimi, özellikle ceza yargılama süreci ve vefat olayında davalı ...'nin tam kusurlu olarak tespit edilmiş olması karşısında, davacılar lehine daha yüksek miktarda manevi tazminatların hüküm altına alınması gerekirken, yaşanılan elem ve üzüntü karşısında düşük miktarda manevi tazminatlara hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozma ilamına uyan Bölge Adliye Mahkemesi ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davada davacılar ... ile ... manevi tazminat taleplerinin kabulüne, davacı ...'nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacılardan ... için 500.000,00 TL, ... için 500.000,00 TL, ... için 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davacı ...'nın fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, davacıların maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile ... için 112.943,77 TL, ... için 177.478,27 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı birleşen davacıların davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karar, davalılar/birleşen davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar/birleşen davacılar vekili; hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, hükmedilen tazminatın yüksek olduğunu, birleşen davadaki taleplerinin reddedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada haksız fiil sorumluluğu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 369. maddesi kapsamında ev başkanının sorumluluğu esasına dayalı tazminat istemine, birleşen davada ise ev başkanının sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince; uyulmasına karar verilen bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşen hususlarla ilgili olarak yeniden inceleme yapılamayacağı anlaşılmakla, davalılar/birleşen davada davacılar temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/1263, K. 2026/2812, T. 26.04.2016, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-1263-e-2026-2812-k-ddc61a7dc09a