Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6097 E. 2026/3183 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6097
- Karar No
- 2026/3183
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Daires SAYISI : 2024/1408 E., 2025/1704 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ayvacık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/317 E., 2024/204 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 25.06.2019 tarihinde ... ili ... ilçesi ... Köyünde bölgeye elektrik dağıtım hizmeti sunan davalı şirketin faaliyetleri neticesinde çıkan yangında, müvekkili şirketin maliki olduğu 1 11... , 9, 10, 14... numaralı parsellerde bulunan zeytin ağaçları yanarak zarar gördüğünü, Olay Yeri Görgü Tespit Tutanağı ile “yangının ... Köyü çıkışında yol kenarında bulunan ... Elektrik Dağıtım Şirketine ait olduğu tespit edilen elektrik direğindeki tellerin, havanın sıcak olması sebebiyle gevşediği ve aşırı rüzgardan birbirine çarptığı, bu nedenle çıkan kıvılcımların yangına sebep olduğunun” tespit edildiğini, Olay Yeri İnceleme raporunda “yangının müvekkilinin şirketine ait ... Köyü 1 11... , 8, 9, 10, 14... no’ lu parsellerde bulunan alanda etkili olduğu ve zeminde bulunan kuru otların yanmış olduğu, ayrıca arazi içerisinde bulunan boyları 50 cm ile 1,5 metre arasında değişen yaklaşık 5-7 yıllık 650 civarında zeytin fidanı ile boyları 2,5-3,5 metre arasında bulunan 110 zeytin ağacının gövde kısımlarının ve alt dal kısımlarının yangından hasar gördüğünün" tespit edildiğini belirterek, şimdilik 5.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile 1.220 adet ağacın dava tarihi itibariyle kaim değeri 1.389.580,00 TL, mahsul kaybı 247.940,60 TL, ilk tesis bedeli 170.800,00 TL, arazilerin dikime uygun hale getirilmesinin bedeli 5.000,00 TL olmak üzere toplam zarar miktarını 1.813.320,60 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili; olay yeri görgü tutanağı incelendiğinde Jandarma tarafından somut bir delile dayandırılmadan sorumluluğun müvekkiline yükletildiğini, Olay Yeri İnceleme raporunda ise, “Yanan bölge içerisinde yapılan araştırma ve inceleme neticesinde şüpheli bir bulguya rastlanmadığı, zeminde otların kuru olması ve kolay tutuşabilir olduğundan, herhangi bir hızlandırıcı ve tutuşturucunun kullanılmadığı, rüzgarında etkisi ile yangının rüzgar yönünde etrafa dağıldığının” değerlendirildiğini, raporda belirtildiği gibi müvekkili şirketin hakkında net bir sonuç oluşmadığından kusuru bulunmadığını, Ayvacık Cumhuriyet Başsavcılığının ... nolu soruşturma dosyasında yangına sebebiyet veren olayda müvekkili şirketin herhangi bir kusuru olmaması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davaya konu ... Köyünde de hat kontrolünün yılda 2 defa yapıldığını, hatta ait herhangi bir aksaklık oluşmadığı ve gerekli tedbirlerin alındığını, olay yerinde çekilen fotoğraf incelendiğinde yol kenarında sigara izmaritinin bulunduğunu, yangının çıkış sebebinin insan faktörü, yol kenarına atılan cisimler olabileceğini, davacının taleplerine konu olan dava yangının çıkış tarihinden 2 sene sonra dava açılması ve müvekkil şirketten tazminat talep etmesi hususunda iyi niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirketin kusursuz sorumluluğunun olduğu ve meydana gelen zarar nedeniyle davacının zararını gidermek zorunda olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.813.320,60 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanıklık yaptıkları sırada davalı şirketten ayrıldıkları anlaşılan davacı tanıklarının olay yerine ilk ulaşan ... ekibinde olduklarını, elektrik kesintisinin olmadığını, trafoyu kontrol ederek olay yerinden ayrıldıklarını, tellerde sorun olmadığını, olay yerinde çalışma yapmadıklarını belirttikleri, köy muhtarının cevabi yazısından da olay anında elektriklerin kesilmediğinin sonradan tedbir amaçlı kesildiğinin anlaşıldığı, alanında uzman yangın ve elektrik bilirkişilerinin bilimsel verilere göre yangının sebebini tespit edemedikleri, davacı tarafça yangına davalıya ait tellerin sebep olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; zarara sebep olan yangının davalı şirketin elektrik dağıtım faaliyetleri neticesinde çıktığının, soruşturma dosyasındaki tutanaklar ve İlk Derece dosyası kapsamındaki bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, tahkikat aşamasında yangına müdahale eden elektrik teknisyenlerinin de tanık olarak dinlendiğini, tanıkların olayın meydana geliş biçimine ilişkin görgü ve bilgisinin dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ile örtüştüğünü, davalı şirketin faaliyetleri neticesinde meydana gelen zararın kusursuz sorumluluk prensibine göre tazmini gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı şirketin sorumluluğunda bulunan elektrik enerji nakil hatlarından çıkan kıvılcımlar sebebiyle meydana geldiği iddia edilen yangın neticesinde oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, yüksek voltajlı elektrik enerjisi iletimi ve dağıtımı faaliyeti, yapısı gereği çevreye yüksek düzeyde tehlike arz eden bir faaliyettir. Bu nedenle elektrik dağıtım şirketlerinin hukuki sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 71. maddesinde düzenlenen "Tehlike Sorumluluğu" niteliğindedir. Tehlike sorumluluğunun söz konusu olduğu bu durumlarda, davalı şirketin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın; işletmenin faaliyeti ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının kurulması, sorumluluğun doğması için yeterlidir. Davalı işleten, ancak mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü bir kişinin ağır kusuru gibi illiyet bağını kesen bir durumun varlığını kesin delillerle ispatladığı takdirde bu sorumluluktan kurtulabilir. Aşırı rüzgar veya sıcak hava gibi meteorolojik durumlar, bölgenin iklim koşullarına göre öngörülebilir nitelikte olduğundan, hatların bakım ve onarımını yapmakla yükümlü olan davalı şirket yönünden illiyet bağını kesen bir mücbir sebep olarak kabul edilemez. Diğer taraftan, yangın gibi ani gelişen ve delillerin zamanla kaybolma ihtimali yüksek olan olaylarda, olayın hemen ardından kamu görevlileri tarafından düzenlenen olay yeri görgü ve tespit tutanakları, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında öncelikli ve önemli delil niteliğindedir. Somut olayda, yangının meydana geldiği 25.06.2019 tarihinde kolluk görevlilerince düzenlenen Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanağı incelendiğinde;"çevrede yapılan araştırma ve soruşturma neticesinde ... Köyü çıkışında yol kenarında bulunan ... şirketine ait olduğu değerlendirilen ve aşırı rüzgardan havanın sıcak olması nedeni ile elektrik direğinde bulunan tellerin gevşeyerek birbirine çarpması sonucu kıvılcım çıkararak yangının çıktığı, daha sonra ... ekiplerinin olay yerine gelerek köyün elektriğini kesip yangının çıktığı değerlendirilen elektrik direğine takılı 4 telden 2 adedini çıkarıp tekrar elektriği açmışlardır..." şeklinde açık, net ve somut tespitlere yer verildiği görülmüştür. Buna göre, Bölge Adliye Mahkemesince; olayın hemen ardından sıcağı sıcağına düzenlenen ve içeriği itibarıyla net olan tutanağa itibar edilerek, yangının davalı şirketin sorumluluğundaki elektrik nakil hatlarından çıktığının ve illiyet bağının kurulduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; yangının çıkış sebebi yönünden 25.06.2019 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı esas alınarak, zirai bilirkişi raporundaki zarar miktarının denetlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı şirket yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.