Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6060 E. 2026/478 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6060
Karar No
2026/478
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2053 E., 2025/1439 K. DAVA TARİHİ : 07.06.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/263 E., 2023/150 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında özel sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunduğunu, davalı Kurum tarafından bir kısım hastalardan ilave ücret alındığı iddiası ile 2018 yılı Sözleşmesinin (12.9.) maddesi gereğince toplamda 1.947.967,40 TL tutarlı cezai işlemin uygulandığını, davalı Kurumun yasal mevzuata ve SUT hükümlerine aykırı olarak, hastalardan alınan ücreti ilave ücret kapsamında değerlendirmesinde de söz konusu cezai işlemleri uyguladığını ileri sürerek; 1.947.967,40 TL için borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu işlemin mevzuat ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne, davaya konu 1.947.967,40 TL cezai işlemden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.İlk Derece Mahkemesinin 30.10.2023 tarihli ek kararıyla; kararın davalı vekiline 07.10.2023 tarihinde tebliğ edildiği, karara karşı yasal süresi geçirilerek 27.10.2023 tarihinde davalı tarafından istinaf talebinde bulunulduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; ek karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 11. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince; vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğu, istinaf başvuru süresi sona erdikten sonra yapılan istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun (6100 sayılı Kanun) 346. maddesi uyarınca kararı veren mahkeme tarafından reddine karar verilebileceği, İlk Derece Mahkemesince; davalı vekili tarafından 07.10.2023 tarihinde tebliğ edilen karara yönelik süresinden sonra 27.10.2023 tarihinde başvuru yapıldığı, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat yapılması gerektiği, istinaf başvurusunun süre nedeniyle reddine yönelik olarak verilen ek kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Kurumun kendisine ait UETS adresinin mevcut, olmasına rağmen yalnızca vekile tebligat yapılmasının usulsüz olduğunu, Kurum bünyesinde birden fazla avukat istihdam edildiğini, Kurum işlemlerinin avukatlarca Kuruma ait programlar tarafından takip edildiğini, istinafa konu kararın tebliğinin davayı takip eden vekile yapılmadığını, davanın takibi ile ilgisi olmayan vekile yapılan tebliğin usulsüz olduğunu, müvekkili Kurumca, davacıya uygulanan cezai işlemin usul ve yasaya, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; vekil ile takip edilen dosyada tebligatın vekile yapılmasının usulüne uygun olup olmadığı, bu kapsamda istinaf başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak verilen ek kararın yerinde bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 7201 sayılı Kanunun 11. maddesinde "vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. " hükmü öngörülmüştür. Aynı Kanunun “elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesi uyarınca "idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim"lere tüzel kişi adına yapılacak tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.

Öte yandan; Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 9. maddesinin (5) numaralı fıkrasında "Elektronik yolla tebligat, idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılır. Temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir elektronik tebligat adresinin bulunması bu kuralın uygulanmasına engel olmaz." düzenlemesi yer almaktadır.

Anılan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararın Kurum vekilinin adı da tebliğ mazbatasında belirtilmek suretiyle, davalı Kurumun UETS adresine de tebliğ edilmesi zorunludur.

Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararın davalı Kurumun elektronik tebligat adresi yerine vekilin elektronik tebligat adresine tebliğ edildiği, bu haliyle tebligatın usulüne uygun bulunmadığı istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın kaldırılmasına ve istinaf başvurusunun incelenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile başvurunun esastan reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun'un 371. Maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/6060, K. 2026/478, T. 09.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-6060-e-2026-478-k-42991e161a18