Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5912 E. 2026/3266 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5912
Karar No
2026/3266
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/507 E., 2025/1712 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/381 E., 2023/301 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava dışı ... Bankası ... Şubesi tarafından ... İcra Müdürlüğünün 2019/16446 E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, yine aleyhine müvekkili yönünden ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinin yapıldığını ancak takiplerde ''tahsilde mükerrer olmama'' kaydı bulunmadığından icra takiplerinin usule aykırı olduğunu, usulsüz tebligatla icra takibinin kesinleştirildiğini, icra takiplerine konu belgelerde müvekkilinin imzası var ise de kredinin, davalılardan ...'nun eşi ... ve diğer davalılardan murisi ... tarafından kullanıldığını, yargılama sırasında müvekkilinin kullanılan krediden tek kuruş almadığı ve kredinin ... ve diğerleri tarafından kullanıldığının kanıtlanacağını ileri sürerek; müvekkiline ait haczedilen ve muhafaza altına alınan aracın yediemin olarak kendisine teslimine, ipoteğin paraya çevrilmesi ile ilgili takibin yargılama sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiş; mahkemece talebin açıklanmasının istenmesi üzerine borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; ... Bankası A.Ş. ... Şubesi ile diğer davalılar murisi ... ve ... arasında 11.08.2017 tarihinde kredi sözleşmesi akdedildiğini ve davacının da müştereken ve müteselsilen kefil olarak sözleşmeyi imzaladığını, borcun vadesinde ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile dava dışı banka arasında yapılan temlik sözleşmesiyle alacağın müvekkilince devralınarak takibe devam edildiğini, davacının krediyi kendisinin kullanmadığına ilişkin iddiasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, müşterek ve müteselsil kefilin kredi kullanması şart olmayıp kefalet sözleşmesini kabul edip imza atmış olmasının borçtan sorumluluğu için yeterli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalılar ..., ..., ... cevap dilekçesinde özetle; davacının açıkça ipotek belgesinde ve kredi mukavelesinde imzası bulunduğunu kabul ettiğini, dolayısıyla davacının borçlu olmadığı yönündeki beyanlarının dinlenmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; menfi tespit davasında ispat yükünün borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafta olduğu, tebligatların usulsüz olduğu iddia edilmiş ise de, Nazilli İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/65 E. sayılı dosyasında yedi günlük yasal sürede usulsüz tebligat şikayetinde bulunulmadığı davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin ispat yükünün davacıda olduğu ve davacının davasını ispatlayamadığı şeklindeki gerekçesi dosya kapsamına uymadığı gibi bu gerekçeyle davanın reddinin de usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalı ... yönünden açılan menfi tespit davasının reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; savcılık soruşturması neticesinde usulsüz tebligatları yapan ... görevlisi hakkında zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığını ve Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/122 E. sayılı dosya ile yargılamanın devam ettiğini, kredi kullanımı sırasında, ...'un kullandığı kısım olan 50.000,00 TL karşılığında ...'tan ... veya ... lehine 50.000,00 TL bono alındığı ve bu bononun icraya konularak ...'un maliki olduğu Karacasu'da bulunan taşınmazın satışa çıkarılarak 80.000,00 TL bedelle alacaklısı tarafından ihalede satın alındığını, delil dilekçesinde anılan satışın yapıldığı Karacasu İcra Müdürlüğü dosyasının celbi istenmiş ise de mahkeme tarafından talepleri nazara alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3 hükmünde, ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/1-e hükmüne göre karar; taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışmasını, ret ve üstün tutma sebeplerini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılacak sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulamagerek yargı erki ile hâkimin gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, Anayasa'nın ve HMK'nın aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan; ''...dava dilekçesindeki talebi dava konusu edilememekle birlikte açıklamayla talep ettiği menfi tespite konu borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebinin ise hangi icra takibinden veya kime karşı hangi borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti ise talep sonucu açık olmadığından davalı ... yönünden ispatlanama...'' şeklinde cümlenin bu şekilde bırakılıp hüküm kısmına geçilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden karar verildiği, ... yönünden kararın tam olarak gerekçelendirilmediği, diğer davalılar yönünden ise hüküm fıkrasında husumetten red kararı verilmekle birlikte bu hususta hiçbir gerekçeye yer verilmediği görülmüştür. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek, anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren, önceki hüküm sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır. Açıklanan nedenlerle gerekçe oluşturulmadan verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5912, K. 2026/3266, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5912-e-2026-3266-k-49b790cc5c56