Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1064 E. 2026/2980 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1064
Karar No
2026/2980
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 60. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1203 E., 2025/1244 K. DAVA TARİHİ : 03.07.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/696 E., 2021/316 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 01.02.1997 tarihinden itibaren gazeteci olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 30.11.2016 tarihinde emeklilik sebebiyle sona erdiğini, davalı işyerinde normal çalışma saatlerinin 09.00-18.00 olduğunu ancak davacının spor servisinde çalışması sebebi ile hem gazetede hem de spor salonlarında, şehir dışında çalışma yaptığını, işin doğası gereği sıklıkla gece çalıştığını, spor müsabakalarının özellikle futbol branşında hafta içi 21.45-22.05 saatlerinde başlaması sebebiyle bu müsabakalara ilişkin haberlerin, fotoğrafların hazırlanmasının en az gece yarısına kadar sürdüğünü, müvekkilinin ortalama haftalık 15 saat fazla çalışma yaptığını, tatil günlerinde çalışmasının devam ettiğini ileri sürerek yıllık ücretli izin, ikramiye, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile bu alacaklara yönelik %5 gecikme faizinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının fazla çalışma alacağının bulunmadığını, fazla çalışma yapılan nadir günlerde ücretinin ödendiğini, 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamında çalışanların haftalık çalışma süresinin 48 saat olduğunu ve çalışmaların günlük 3 saatten fazla olamayacağının düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık beyanları doğrultusunda davacının davalı işyerinde fazla çalışma yaptığının ispatlandığı, %5 faize ilişkin ise Anayasa Mahkemesinin iptal kararının göz önüne alınması gerektiği, davacının kullanmadığı yıllık ücretli izinlerine ilişkin ücretin ödendiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları hesaplanırken imzasız ücret bordrolarındaki tahakkukların mahsup edildiği, gerek davalı tanık beyanları gerek işin niteliği göz önüne alındığında davalının, davası bulunan tanığın beyanına itibar edilemeyeceğine yönelik itirazına değer verilemeyeceği, hesaplamaların giydirilmiş brüt ücret esas alınarak değil bordro ücretine göre hesaplandığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması sebebiyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde hata bulunmadığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hesaplamaların giydirilmiş brüt ücret üzerinden yapılmasının hatalı olduğunu, 2. Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddine karar verilmesi gerektiğini, 3. Dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hesaba esas ücretin miktarı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesabı ile faiz başlangıç tarihine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1064, K. 2026/2980, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1064-e-2026-2980-k-45e1cafa6ebb