Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5408 E. 2026/2251 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5408
Karar No
2026/2251
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/956 E., 2025/1062 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/48 E., 2024/89 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalının akrabası olduğunu, farklı tarihlerde ve miktarlarda olmak üzere müvekkili tarafından davalı hesabına toplam 453.300,00 TL borç gönderildiğini, dekontların açıklama kısmında paranın ne için gönderildiğinin belirtildiğini, davalının babası tarafından borca teminat olarak 390.000,00 TL senet verildiğini, müvekkilinin verilen teminat senedini kaybettiğini, gönderilen paranın iade edilmediğini, davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek; itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı ile şahsen alışverişinin olmadığını, babası tarafından alınan borç para karşılığında davacıya hem ipotek hem de teminat senetlerinin verildiğini, davacının tefecilik yaptığını, babasının banka hesaplarının uygun olmaması nedeniyle paranın müvekkili hesabına gönderildiğini, husumet itirazında bulunduğunu, aynı alacak için hem müvekkilinden hem de babasından talepte bulunduğunu, davacı 453.000,00 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği halde çekle birlikte davacıya 495.000,00 TL ödendiğini, ayrıca müvekkilinin babası aleyhine yine aynı borç için başlatılan icra takibi de nazara alındığında toplamda 750.000,00 TL'den fazla ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/4678 soruşturma sayılı dosyasında davacının bedelsiz senedi kullanma ve tefecilik yapma suçlarından hakkında açılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Çorum İcra Müdürlüğü'nün 2020/24997 E. sayılı icra takip dosyası ile davaya konu Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2020/12112 E. sayılı icra takip dosyasının aynı olduğuna ilişkin davalı tarafça iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2020/12112 E. sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 423.300,00 TL asıl alacak yönünden devamına, faiz talebinin ise icra takibinin takip tarihinden itibaren başlatılmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı, davalıya 07.08.2019 tarihinde 4.000,00 TL, 08.08.2019 tarihinde 96.000,00 TL ve 50.000,00 TL, 29.08.2019 tarihinde 20.000,00 TL, 17.09.2019 tarihinde 50.300,00 TL, 23.01.2020 tarihinde 200.000,00 TL ve 24.01.2020 tarihinde ise 13.000,00 TL ödünç para verdiğini ispat konusunda, aynı tarihli ve aynı miktarlı banka havale dekontlarına dayandığı, söz konusu havale dekontlarında 07.08.20 19... .01.2020 tarihli havaleler dışındaki dekontlarda davacı hesabından davalı adına yapılan gönderi işlemlerinin açıklama kısmında davalıya borç olarak verildiğinin açıkça yazıldığı ancak 07.08.2019 tarihli havalenin açıklamasında “...” ve 23.01.2020 tarihli havale açıklamasında ise “... ’e ait 390 Bin TL 22.01.2020 tarihli senet karşılığı” şeklinde açıklamanın bulunduğu, davacının, söz konusu 2 adet havalenin, borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, bahsi geçen tüm havale işlemleri konusunda davalı tarafın savunmasının söz konusu bedellerin babası olan dava dışı ... ile davacı arasındaki borç ilişkisinden kaynaklı olarak dava dışı babasına verilmek üzere kendi hesabına gönderildiği, bu bedellerin daha sonrasında dava dışı ... tarafından fazlasıyla ödendiğinin belirtildiği, 2 adet havalenin, davalıya gönderildiği sabit olmakla birlikte davalı tarafından, ödünç ilişkisinin kabul edilmediği, davalı, söz konusu havalelerin, davacı ile dava dışı ... arasındaki borç ilişkisi amacıyla gönderildiğini belirterek ödünç ilişkisini inkar ettiği, davalı bu şekilde, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (banka yolu ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunduğu, bu durumda ispat yükünün davacıda olduğu, davacının, söz konusu 2 adet (07/08/20 19... /01/2020 tarihli) havalenin, ödünç amacıyla gönderildiğinin kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, dava konusu 08.08.2019, 29.08.2019, 17.09.20 19... .01.2020 tarihli beş adet dekontta “borç” açıklamasına yer verildiği, davacı tarafından, davalıya bu bedellerin borç verildiğinin yazılı delille ispatlandığı, davalı, gönderilen bedelleri fazlasıyla ödendiğini savunmuş ise de, savunmasını kesin delillerle ispat edemediği, taşınmaz devri işlemleri ile ödeme yapıldığını tapu kayıtları ve ödeme belgesi ile ortaya koyamadığı gibi davacıya hatır çeki verildiğini dahi ispat edemediği, davalı tarafından davacıya yemin de teklif edilmemiş olduğundan beş adet havale işlemi yönünden davacının davasında haklı olduğu yönündeki mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığı, 07.08.20 19... .01.2020 tarihli iki adet havale işlemi açısından, davalıya borç verildiği hususunun davacı tarafından yazılı delillerle kanıtlanamadığı gibi davacı tarafın yemin deliline de dayanmadığı bu durumda davacının 204.000,00 TL yönünden davasında haklı olmadığı ve bu miktar açısından davanın kısmen reddinin gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu, icra takip talebinde “takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %9 oranında yasal faiz işletilmesi” talep edilmişse de faiz türü ve miktarının karar yerinde gösterilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu, havale dekontları gereğince borç miktarının muayyen ve likit olduğu bu nedenle Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olmasının doğru görülmediği, davacının takipte kötüniyetli olduğu, sırf davalı tarafı zarara uğratmak kastıyla hareket ettiği ispat edilemediği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne, Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2020/12112 E. sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 219.300,00 TL asıl alacak yönünden devamına, faiz talebinin takip tarihi olan 22.12.2020 tarihinden itibaren %9 oranında yasal faiz ile devamına, davacının 219.300,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere müvekkilinin 433.300,00 TL alacaklı olduğunu, havalelerde açıklama yazılmamış ise de davalıya borç olarak gönderildiğini, müvekkilinin muhatabının bizzat davalı olduğunu, Mahkeme aksi kanaatte ise tanıklarının dinlenilmesini talep ettiğini savunarak, kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; aynı alacak için hem müvekkilinden hem de dava dışı müvekkilinin babasından talepte bulunulduğunu, faiz başlangıç tarihinin doğru belirtilmediğini, derdestlik ve husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, davacı ile müvekkili arasında alacak borç ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafça ipotek karşılığında müvekkilinin babasına borç verildiğini, davacı hem senet hem ipotek alarak kendisini garanti altına aldıktan sonra yüklü miktar faiz talep ettiğini, akrabalık ilişkisine dayanarak borç vermenin söz konusu olmadığını, müvekkilin babasının banka hesabı blokeli olduğundan müvekkili banka hesabına gönderildiğini, dekont açıklamalarına itibar edilmediğini, 24.01.2020 tarihli havale dekontunda açıkça borcun ... 'e gönderildiğinin yazıldığını, davacını hem müvekkilin babası hem de müvekkil aleyhine icra takibi başlattığını, dava dışı firmalardan alınan çekler ve senetler ile müvekkilinin babası tarafından borcun ödendiğini, davacı müvekkilinin babasına verdiği borç karşılığında evin tapusunu aldığını borç ödenince tapunun ...'a verildiğini, davacıya sadece bu ev nedeniyle 400.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacı daha fazla para talep ettiği için ödeme yapılmaya devam edildiğini ve verilen çeki tahsil ederek de 95.000,00 TL ödendiğini böylece 453.000,00 TL borca karşılık 495.000,00 TL ödendiğini, ayrıca müvekkilinin babası aleyhine yine aynı borç için başlatılan icra takibi de nazara alındığında toplamda 750.000,00 TL den fazla ödeme yapıldığını, ispat yükünün davacı tarafa geçtiğini, whatapp kayıtlarının incelenmediğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, şartları oluşmadığı halde icra inkar tazminatına karar verildiğini, mahkeme masraflarının kabul red oranına göre hükmedilmediğini, gerekçe ile hüküm fıkrasının birbiriyle çeliştiğini, kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin yanlış ve eksik hesaplandığını savunarak, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemi için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, belirtilen gerekçeye, özellikle borcun likit ve belirlenebilir olup icra inkar tazminatına karar verilmesinin yerinde olmasına, banka dekontlarında "borç" olarak verildiği belirtilen alacaklar yönünden davanın kabulüne karar verilmesine, davacının kötü niyetli olduğunun ispat edilememesine, reddedilen miktara göre hesaplanan vekalet ücretinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5408, K. 2026/2251, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5408-e-2026-2251-k-113834a9ebd7