Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5326 E. 2026/2248 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5326
- Karar No
- 2026/2248
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1048 E., 2025/796 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/456 E., 2022/190 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; babası olan davalının resmiyette "... Oyuncak" isimli iş yerinin sahibi olduğunu, uzun yıllar babası ile birlikte ortak olarak çalıştığını, daha sonra kardeşinin de ortak olduğunu ancak ortaklık hissesinin verilmediğini, şirketin babası adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin şirkette sigortalı işçi olarak gösterildiğini ileri sürerek; davacının "... Oyuncak" isimli iş yerine 1/3 oranında ortak olduğunun tespitine, bu orana denk gelen katkı ve kâr payının şimdilik 50.000,00 TL olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; asıl davadaki taleplerini adi ortaklığın diğer ortağı olan davalı kardeşinden de talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; Davacının davaya konu işletmeye hiçbir katkısının bulunmadığını, çalıştığı dönemde hak ettiği ücretin fazlasıyla davacıya ödendiğini, davacıyı sigortalı yaptığını, maaşını ve hak etmediği halde kıdem tazminatını dahi ödediğini, davacı, müvekkilin yanında ilk olarak 27.01.2012 tarihinde işe girdiğini, 31.07.2014 tarihinde ayrıldığını, tazminatı fazlasıyla ödediğini, davacının 13.12.2014 tarihinde tekrar çalışmaya başladığını, 19.09.2018 tarihinde tekrardan işi bıraktığını, davacı kendisine ait işyerini 13.01.2006 tarihinde açtığını, 31.01.2007 tarihinde kapattığını, 31.07.2014 tarihinde davacı kendi adına yeniden işyeri açtığını, 17.11.2014 tarihinde 2. kez kendi adına olan işyerini kapattığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalı vekili; müvekkilinin ... Oyuncak ünvanlı işletmeye ortak olmadığını davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında adi ortaklığın kurulup kurulmadığına ilişkin olarak, tarafların kardeş ve baba ilişkileri nedeniyle senetle ispat kuralı gereğinin istisnası kapsamında dinlenen tanık beyanlarının büyük çoğunluğunda, davacının "... Oyuncak" adlı iş yerinde babasının yanında işçi olarak çalıştığı, iş yerinin resmi ve fiili olarak sahibinin davalı ... olarak bilindiği, davacının ortaklık sıfatını bilmedikleri ve işleri çalışan olarak yürütüğünün beyan edildiği, adi ortaklığın kuruluşu ve varlığı hakkında yazılı delil de sunulmadığı, dosya kapsamından adi ortaklığın varlığının davacı tarafça ispatlanmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, alınan kök ve ek raporda davalılara ait işyerinin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemelerde adi ortaklığın bulunduğu yönünde tespit yapılamadığı, davacının ortaklığını gösterir kayıt veya belge tespitinin yapılamadığı, dinlenen tanık beyanlarının çoğunda tanığın davacıyı ortak olarak bilmedikleri yönünde davalıları destekler şekilde beyanda bulundukları, biri davacının eşi olmak üzere tanıklardan dördünün ise belirsiz ve soyut beyanlarda bulunduğu, davacı ve davalılar arasında adi ortaklık bulunduğunu ispata yarar herhangi bir delil bulunmadığı, taraflar arasında adi ortaklığın bulunduğu yönünde kanaat oluşmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin tüm emeğini, zamanını adi şirkete vermek suretiyle şirketin büyümesini, çoğalmasını, kâr etmesini sağladığını, tanık beyanlarında davacının işyeri sahibi bir kişi gibi kimseye danışmadan borç verip, borç topladığı hatta fiyat belirlediği gibi işleri yaptığının belirtildiğini, şirketten elde edilen kazancın davalı ...’e aktarıldığını ve ... adına "... Oyuncak" isimli bir işyeri açılarak "... Oyuncak"a ait olan sermayenin bu şirket üzerinde eritildiğini, "... Oyuncak"a ait birikimlerin kullanıldığını oysa "... Oyuncak"ın depoda hiç malı olmadığını, ...’in kestiği bütün faturaların "... Oyuncak"a geldiğini, yeni açılmış somut bir işyerinin gerçekte var olmadığını, tarafların arasında adi ortaklık olduğunun sabit olduğunu, bilirkişi raporlarında net kâr oranını gösteren defter kayıt ve belgelerdeki rakamların gerçeği yansıtmadığını, ticari çek ve senet dökümlerinin fatura karşılığının ticari defterlerde olup olmadığı, defterlerde yoksa nedeninin raporda yazılmadığını, bilirkişi raporunun eksik olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın tespiti ile adi ortaklık kapsamında alacak istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, belirtilen gerekçeye, özellikle davacı ile asıl ve birleşen davanın davalıları arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğunun ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.