Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5083 E. 2026/2255 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5083
- Karar No
- 2026/2255
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1124 E., 2025/1566 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/143 E., 2025/158 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketten 19.07.2023 tarihinde ... 2023 model aracı sıfır olarak 1.744.747,91 TL'ye satın aldığını ve aracın 20.07.2023 tarihinde teslim alındığını, teslimden iki gün sonra araçtaki tüm dijital ekranın kapandığını, 22.07.2023 tarihinde müvekkilinin aracını yetkili servise bıraktığını, aynı gün yetkili servis tarafından sorun giderildiğinden bahisle aracın müvekkiline teslim edildiğini, yetkili servisten araç alındıktan iki gün sonra arızanın tekrarladığını, müvekkilinin aracını yeniden yetkili servise götürmesi üzerine ikame araç verildiğini ve on gün boyunca aracın yetkili serviste kaldığını, on günün sonunda müvekkilinin aracının teslim edildiğini, ancak bu sefer de aynı sorunla birlikte aracın bagaj kilidinin çalışmadığını, bazen kapıların kilitlenmediği veya açılmadığı gibi sorunların ortaya çıktığını, belirtilen arızalar ortaya çıktıktan sonra kimi zaman kendiliğinden düzeldiğini ancak birkaç günde bir yine tekrarladığını, müvekkili tarafından 21.10.2023 tarihinde davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, ancak davalı tarafından taleplerinin yerine getirilmediğini ileri sürerek; dava konusu aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini, bunun mümkün olmaması halinde ayıp oranında bedel indirimi, noter ve ihtarname masraflarının tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu araçta bulunduğu iddia edilen arızalar basit bir onarımla düzeltilebileceğinden misli ile değişim kararı verilmesinin mümkün olmadığını, yapılacak bilirkişi incelemesiyle araçta ayıp bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu araçta bir ayıp varsa bunun güncelleme ile giderilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi meydana gelen arızanın üretimden kaynaklı yazılımsal bir sorun olduğu ve arızanın meydana gelmesinde kullanıcı hatasının bulunmadığı, onarımın yazılım güncellenmesi ile mümkün olabileceği, dava konusu araçta meydana gelen arıza ortaya çıktığında güvenlik sistemlerine etki etmesi ve sürücünün dikkatini dağıtma olasılığının yüksek olduğu, dolayısıyla sürüş esnasında ortaya çıkması halinde can güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, davacının ayıplı malı kabul etmeye ve kullanmaya zorlanamayacağı ve üründen beklenen faydayı sağlamasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile davaya konu aracın, davalı tarafından faturaya yansıyan opsiyonlarıyla birlikte ayıpsız misli ile değiştirilmesine, dava konusu aracın, davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalıya iadesine ve ayıplı araçta meydana gelen hasar nedeniyle oluşan değer kaybı bedeli 36.000,00 TL'nin ayıplı aracın davalılara teslimi anında davacı tarafça davalıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanzim edilen bilirkişi raporunda dava konusu araçtaki arızanın üretimden kaynaklı bir yazılım hatası nedeniyle gerçekleştiği, kullanıcı hatası bulunmadığının tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraf, Mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli olduğu, davacının 6502 sayılı Kanun ile düzenlenen misli ile değişim seçimlik hakkını kullanabileceğinin kabulü gerekmekle, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davaya konu araçta müvekkili şirketin sorumlu tutulabileceği herhangi bir ayıbın olmadığını, aracın kullanılmasını etkileyen herhangi bir problemin bulunmadığını, bilirkişi heyetince davacının dosyaya sunmuş olduğu ve davaya konu araca ait olduğu teyit edilmemiş kayıtların incelenmesi suretiyle rapor oluşturmasının doğru olmadığını, raporda varsayımsal ifadelere yer verildiğini, raporun denetime elverişli olmadığı, İlk Derece Mahkemesince, itirazlarına rağmen dosyanın ek rapor alınması amacıyla aynı bilirkişi heyetine gönderildiğini ve bu raporlar üzerinden hüküm kurulduğunu, bilirkişi heyetinin, teknik yönden yeterli incelemeyi gerçekleştiremediğini, hesap konusunda da hatalar yapıldığını, misli ile değişim kararının, tarafların menfaat dengesini aşırı ölçüde bozduğunu, araçta bulunan ve basit bir onarımla giderilmiş sorun nedeniyle misli ile değişim kararı verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı tüketicinin sıfır kilometre olarak satın aldığı aracın imalattan kaynaklı ayıplı olduğu iddiasıyla ayıpsız misliyle değiştirilmesi, mümkün olmadığı taktirde ayıp oranında bedel indirimi ve masrafların tahsili istemine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266. maddesi hükmüne göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. Aynı Kanunun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını Mahkemeden talep edebilecekleri; Mahkemece, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. 2. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu araçta gizli ayıp olup olmadığı konusunda makine mühendislerinden oluşan 3 kişilik heyetten 20.10.2024 havale tarihli bilirkişi heyet raporu ve 23.02.2025 havale tarihli ek rapor alındığı, davalı vekilinin işbu raporlara itiraz ettiği, Mahkemece bilirkişi raporuna yapılan itirazlar giderilmeden hüküm tesisi yoluna gidildiği görülmüştür. Bu bağlamda, Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek raporlarda, dosya kapsamına davacı tarafından sunulan iki adet video kaydının incelendiği, davaya konu araç üzerinde yapılan keşif incelemesinde; davacı tarafça beyan edilen arızanın araçta bulunmadığının görüldüğü, davacının arızanın mütemadiyen ortaya çıkmadığı, muayyen olmayan zamanlarda ortaya çıktığını beyan ettiği, nitekim davacı tarafça sunulan videolarda da söz konusu arızanın iki sefer meydana geldiğinin anlaşıldığı, herhangi bilimsel ve teknik inceleme yapılmadan, davacı tarafça sunulan videolara itibar edilmesi halinde meydana gelen arızanın üretimden kaynaklı yazılımsal bir sorun olduğu ve arızanın meydana gelmesinde kullanıcı hatasının bulunmadığı belirtilerek sadece davacının sunduğu video kayıtlarına yer verildiği, raporun davacının sunduğu iki adet video kaydı ve soyut ihtimal, varsayımlar üzerine oluşturulduğu anlaşılmış olup, davalı tarafından kabul edilmeyen bu raporlara dayanarak bir hükme varılması mümkün değildir. Hal böyle olunca, Mahkemece teknik üniversiteden aralarında yazılım uzmanı bilirkişinin bulunduğu 3'lü bilirkişi heyetinden, araç kullanılmak suretiyle üzerinde inceleme yapılarak, dosyaya sunulan tüm evraklar, bilirkişi kök ve ek heyet raporu ve bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar da dikkate alınarak, araçta meydana gelen arızanın üretimden kaynaklı yazılımsal bir sorun olup olmadığını belirtir, iddia ve savunmaları kapsayan taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı ve bu nedenle eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.