Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4915 E. 2026/1876 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4915
- Karar No
- 2026/1876
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/60 E., 2025/2178 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/489 E., 2024/693 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacı ile davalı arasında 31.08.2016 tarihinde proje ortaklığı sözleşmesi akdedildiğini, davalı ile akdedilen proje ortaklığı sözleşmesine göre tarafların hisse oranlarının %50 olduğunu, sözleşmenin (4.) maddesinde yaklaşık maliyetin 4.000.000,00 TL olduğu, tarafların paylaşım ve yükümlülüklerin %50 - %50 olduğunun kararlaştırıldığını, müvekkilinin bugüne kadar davalıya toplam 2.630.069,00 TL ödeme yaptığını, davalıya kalan dairelerin kendisi tarafından satıldığını, davacıya ödeme yapılmadığını, davacıya 3 adet bağımsız bölüm (36, 37... numaralı bağımsız bölümlerin) verildiğini, ortaklığa ait bağımsız bölümlerin satış bedellerinin düşük gösterilerek zarara uğratıldığını, davalı şirkete bırakılan bağımsız bölümlerin değerinin tespiti, proje kapsamında yapılan harcamaların tespiti ve davacıya devredilen 3 adet bağımsız bölümün bedelinin düşülerek davacının kâr ve tasfiye payının belirlenmesi gerektiğini belirterek; 31.08.2016 tarihli sözleşmenin haklı nedenle feshini, tasfiyesi ile davacının kâr ve tasfiye payının belirlenmesini, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL bakiye kâr ve tasfiye payının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, davacı vekili 29.07.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile tasfiye payının 1.590.470,00 TL'ye çıkardıklarını beyan etmiş, 05.06.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile de tasfiye payı olarak 2.479.961,00 TL'nin dava tarihi olan 27.07.2020 tarihinden işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulü ile davacı ile davalı arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, davacının tasfiye payı olarak belirlenen 2.479.961,00 TL'nin (1.590.470,00 TL'sinin dava, 889.491,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 05.06.2024 tarihinden itibaren) işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2024 tarihli ek kararıyla; davalı vekilinin hükmün tavzihi ile hükmün 2. maddesinin fesih kararının kesinleştikten sonra uygulanması yönünde tavzihi talebi yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305 maddesi uyarınca tavzih niteliği taşımadığı anlaşıldığından talebin reddine, davalının cebri icra tehditi altında olacağı gerçeği karşısında verilen hüküm yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebi yönünden; dosyanın 25.09.2024 tarihinde karara çıktığı, karara çıkmış olan dosyadan talep edilen ihtiyati tedbir isteminin Mahkemece değerlendirilemeyeceği, ancak istinaf dairesince değerlendirme yapılabileceğinden davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; karar ve 14.10.2024 tarihli ek karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme dayanak yapılan tasfiyeye dair kök ve ek bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkili şirkete gönderilen dava dilekçesinin tanınmadığından bahisle iade edilmesi nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi gereği tebliğ işlemi uygulandığını, tebligat adresinin proje konusu taşınmazın bulunduğu adres olduğunu, tebligatın usulsuz olduğunu, tarafların eşit oranda sorumluluk ve hak sahipliği kapsamında bir sözleşme imzalamışlar ise de, davacının sözleşme imzalaması sonrası bu sözleşme hükümlerine uymadığını, sonrasında sözleşmeden döndüğünü, taraflar arasında başta kurulan ortaklık sözleşmesinin yürürlüğe girmediğini, taraflar arasında tasfiye edilecek bir ortaklık bulunmadığını, yapılan ödemelerin konut alımına yönelik olduğunu, adi ortaklık konusu inşaatın hukuki olarak iskan ruhsatının alınması ile 27.11.2020 tarihinde tamamlandığını, adi ortaklığın varlığının kabulü halinde ve ortaklığın halen devam ettiği gerçeği karşısında davanın dayanağının adi ortaklığı sona erdiren genel sebeplerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 639/7 maddesinde "Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararı" hükmüne dayandığını, Mahkemece ilişkinin adi ortaklık olup olmadığını tespit etmek, adi ortaklığın varlığının kabulü halinde ortaklığın feshine yönelik karar oluşturmak olduğunu, adi şirketin tasfiyesinde Mahkemenin bir tasfiye görevlisi atayabilmesi için, ortaklığın sona ermiş olması ve bu kararın kesinleşmiş olması şart olduğunu, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin feshi ve tasfiyesi ile kâr payının tahsili istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, davalı tarafın İstanbul Ticaret Odasında kayıtlı olan adresine usule uygun olarak tebliğin yapılmış olmasına, taraflar arasında 31.08.2016 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin kurulmasına, iskan alımına ilişkin olarak davalı tarafça somut olarak masraf yapıldığının ispat edilmemesine, temyiz edenin sıfatına göre hükme dayanak bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.