Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4844 E. 2026/521 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4844
- Karar No
- 2026/521
- Karar Tarihi
I. BAŞVURU
Ebced İnşaat Taahhüt Ticaret Anonim Şirketi vekili Avukat ... 21.08.2025 tarihli başvurusunda; kiracılık sıfatının tespiti davasında ihtiyati tedbir yoluyla tahliyenin durdurulması hususunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi ile 37. Hukuk Dairesinin kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunduğunu belirterek, söz konusu uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 06.10.2025 tarihli ve 2025/12 K. sayılı kararıyla; “…37. Hukuk Dairesinin kesin kararı ile 15. Hukuk Dairesinin kesin kararlarının farklı davacılar tarafından aynı davalılara karşı aynı dava sebebine dayalı olarak açıldığı, açılan bu davalarda davacıların aynı zamanda ihtiyati talebinde bulunduğu ve 15. Hukuk Dairesinin ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gerekli yasal şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verirken 37. Hukuk Dairesinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verdiği dolayısıyla 15. Hukuk Dairesi davalılar arasında asıl kiracı-alt kiracı ilişkisinin varlığının yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat kuralının gerçekleşmediğini kabul ederken, 37. Hukuk Dairesinin davalılar arasında asıl kiracı-alt kiracı ilişkisinin varlığına dair yasal yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiğini, ihtiyati tedbir kararı verilmediği takdirde davacının dava yoluyla elde edilecek menfaati kavuşamayabileceğini kabul ederek ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verdiği, dolayısıyla başvuran davalı vekilinin davalı konumunda olduğu kesin kararlar benzer konuya ilişkin olmakla birlikte aralarında uyuşmazlık bulunduğu ve bu uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay ilgili dairesine başvurmak gerektiği…” bildirilerek, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi uyarınca uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2025/1558 E., 2025/1289 K. sayılı Kararı
“…Davacı vekili tarafından kiracılık sıfatının tespitinin talep edildiği davada tahliyenin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talep edilmiş, Mahkemece davalıların yokluğunda dosya üzerinden teminat karşılığında Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/79193 Esas sayılı dosyasına konu taşınmazda tahliyenin durdurulmasına karar verilmiştir. Davalı ...İnş. A.Ş. vekili ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiş mahkemece 13/03/2025 tarihli ara karar ile itirazın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında asıl-alt kira ilişkisi bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmakta olup uyuşmazlığın niteliğinin yargılamayı gerektirdiği, sunulan kanıtlara göre davacının davanın esası yönünden haklılığını yasaya uygun şekilde ve yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşıldığından Mahkemece ihtiyati tedbir kararının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla davalı ... İnşaat Taahhüt Ticaret Anonim Şirketi vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüne kesin olmak üzere karar verilmiştir...”
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 26.03.2025 tarihli ve 2025/896 E., 2025/845 K. sayılı Kararı
“…6100 sayılı HMK'nun “ihtiyati tedbirin şartları” başlıklı 389. maddesi "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" hükmünü içermektedir.Aynı Kanunun 390/3. maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır.
Talebe konu somut olayda; taraflar arasında arasında asıl-alt kira ilişkisi bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmakta olup uyuşmazlığın niteliğinin yargılamayı gerektirdiği, sunulan kanıtlara göre davacının davanın esası yönünden haklılığını yasaya uygun şekilde ve yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşıldığından incelenen mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir...”
C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 10.07.2025 tarihli ve 2025/2504 E., 2025/1719 K. sayılı Kararı
“…Davacı açmış olduğu kiracılık sıfatının tespiti davasında, asıl kiraya veren ...'in, diğer davalı ... ile yapılan alt kira sözleşmesinin tarafı haline geldiğini iddia etmiş olmakla, esas hakkındaki hükme kadar, taraflar açısından davanın uzamasından kaynaklanan sakıncaları gidermek ve geçici hukuki koruma sağlamak amacıyla şartları oluştuğundan Mahkemece ihtiyati tedbir talebine itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tedbire itirazın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi, tedbir kararının da bu dosya yerine davacının tarafı olmadığı Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2024/79193 E. Sayılı dosyası üzerinden ihtiyati tedbir kararı verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüne kesin olmak üzere karar verilmiştir…”
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Kanunun 35. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan düzenlemedir. Anılan düzenlemeye göre; “Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek” bölge adliye mahkemesi hukuk daireleri başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
5235 sayılı Kanun ile bu Kanunda sayılan kişi ve kurumlara tanınan uyuşmazlığın giderilmesini talep etme hakkı, mutlak biçimde her uyuşmazlığın esasına yönelik çözüm geliştirilmesine imkân vermez. Uyuşmazlığın giderilmesi talebi bir kanun yolu olmadığı gibi, böyle bir talebin varlığı hâlinde Yargıtayca temyiz incelemesine benzer bir inceleme yapılması da mümkün değildir.
Öte yandan, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 138. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 198. maddesi uyarınca, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları ve Anayasa, Kanun ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri hükümlerini düzenleyen delillerin serbestçe takdiri ve vicdani kanaat ilkeleri gereği, hâkimin hükmünü, duruşmada tartışılan ve dosya kapsamına usulüne uygun şekilde giren delilleri bütüncül olarak değerlendirerek oluşturduğu kanaate dayandırması esastır. Bu itibarla, aynı delil durumunun farklı mahkemelerce farklı biçimde yorumlanması tek başına hukuka aykırılık teşkil etmeyecektir. Ne var ki, ulaşılan sonucun dosya kapsamına uygun, çelişkisiz ve denetime elverişli bir gerekçeyle ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.
İhtiyati tedbir, geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Bu talebin incelenmesinde, yaklaşık ispatın yani iddianın kuvvetle muhtemel olduğuna dair bir kanaate varılması aranır.
Yapılan bu açıklamalar ışığında, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun talebine konu edilen kararlar incelendiğinde; kiracılık sıfatının tespiti istemiyle açılan davalarda, davacıların ihtiyati tedbir yoluyla tahliyenin durdurulması istemleri hakkında, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri arasında, sunulan delillerin yaklaşık ispata elverişli olup olmadığının değerlendirilmesinde yorum farklılığı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, başvuru konusu kararlarda; Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerince dosyalarda yer alan deliller ve 6100 sayılı Kanunun “İhtiyati tedbirin şartları” başlıklı 389. maddesinde belirtilen hususlar gözetilerek hüküm tesis edildiği, diğer bir anlatımla bir geçici hukuki koruma olan ihtiyati tedbirin şartlarının oluşup oluşmadığı yönünde delil takdirine dayalı yorum farklılığı bulunduğu, dolayısıyla 5235 sayılı Kanunun 35. maddesi kapsamında giderilmesi gereken bir uyuşmazlığın bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
V.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 06.10.2025 tarihli ve 2025/12 K. sayılı kararına istinaden iletilen mevcut talep yönünden UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Dosyanın talepte bulunan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.