Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4117 E. 2026/2151 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4117
- Karar No
- 2026/2151
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1678 E., 2025/1392 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Menemen 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/30 E., 2024/208 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin kadın girişi kuruluşu olup davalıya ait dava konusu taşınmazda "... Anaokulu” adı altında faaliyet gösterdiğini, davalı ... Encümeninin 12.12.2019 tarihli ve 913 numaralı kararıyla müvekkili kuruluşun tahliyesine karar verildiğini, 04.05.2020 tarihli idari işlemle de 16-17.06.2020 tarihlerinde tahliye edildiğini, davalının sözleşmeye aykırı tutum ve davranışları nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararların tazmini gerektiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL kazanç kaybı, 10.000,00 TL zarar gören eşyalar nedeniyle maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın 17.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.03.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 157.072,23 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı ile müvekkili Belediyenin eski başkanı arasında imzalanan sözleşmede kira bedeli olarak herhangi bir meblağ kararlaştırılmadığını, bu nedenle kira sözleşmesinin varlığından bahsedilemeyeceğini, davacının dava konusu taşınmazda işgalci olması nedeniyle tahliyesinin gerçekleştirildiğini, davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıya ait dava konusu taşınmazın, 19.09.2016 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli sözleşmesi ile davacıya kullandırılmasına ilişkin sözleşmenin davalı ... adına Belediye Başkanınca imzalandığı, davalı ... tarafından tahliye davası kesinleşmeden 17.06.2020 tarihinde taşınmazın tahliye edildiği, ancak tahliyeye dayanak oluşturan kararın idare mahkemesince iptal edildiği, bu nedenle tahliyenin haksız hale geldiği, davacının haksız tahliye nedeniyle tazminat talebinde bulunabileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporu gereği davacının tahliyeden kaynaklı olarak 157.072,23 TL maddi zararı olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 157.072,23 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın 17.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tahliyeye dayanak teşkil eden idari işlemin İzmir Bölge İdare Mahkemesi Yedinci İdari Dava Dairesinin 15.09.2021 tarihli ve 2021/1150 E. sayılı ilamı ile kesin olarak iptal edilmiş olması nedeniyle yapılan tahliye işleminin haksız olduğu gözetilerek, alınan denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacının talep edeceği maddi tazminat miktarının belirlenmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ne var ki sözleşmenin sona erdirilmesi neticesinde davacı kooperatifin manevi zarara uğradığının kabulü mümkün olmadığı gibi zararın da ispat edilemediği gerekçesiyle; davalının istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile 157.072,23 TL maddi tazminatın 17.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacı ile Belediye eski başkanı arasında imzalandığı iddia edilen sözleşmede, 6098 sayılı Kanunun 299. maddesi uyarınca kira sözleşmesinin geçerlilik unsuru olan kararlaştırılmış bir kira bedelinin bulunmadığını, bu nedenle ortada geçerli bir kira sözleşmesi bulunmadığından davacının dava konusu taşınmazında işgalci konumunda olduğunu, 5393 sayılı Belediye Kanununun 15. maddesinin (h) fıkrası ve 14. maddesinin (b) fıkrası uyarınca belediyelerin kreş hizmetine ilişkin bir görev ve sorumluluğu bulunmadığından, görev ve sorumluluğuna girmeyen bir konuda kendisine ait bir taşınmazı bir başkasına tahsis etmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki aynı Kanunun 18. maddesinin (e) fıkrası gereğince belediyelere ait taşınmazların tahsisi veya üç yıldan fazla süreli kiralanmasına ilişkin yetkinin Belediye Meclislerinde olmasına rağmen, müvekkili Belediyeye ait taşınmazın davacı tarafa tahsisine veya kiralanmasına ilişkin herhangi bir Meclis kararı bulunmadığını, Meclis kararı olmaksızın yapılan kiralamaların ise 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yürütülmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın kiralanmasına ilişkin herhangi bir ihale de yapılmadığını, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın tahliyesinin müvekkili Belediye açısından kanuni bir zorunluluk teşkil ettiğini, söz konusu tahliye işleminden dolayı davacı tarafın var olduğunu iddia ettiği zararların müvekkili Belediye tarafından giderilmesinin mümkün olmadığını, davacıya ait eşyaların teslim alındığına dair tutanak, video ve fotoğrafların dosyada bulunduğunu, bahsi geçen eşyalarda bir zarar oluşmuşsa dahi sorumluluğun eşyaların teslim alınması gerektiğine ilişkin çağrıları cevapsız bırakan davacı tarafa ait olduğunu, mevcut zararların davacının kendi kusurundan kaynaklandığını ve hesaplanan miktarların gerçek zararın çok üstünde olduğunu, kazanç kaybına ilişkin sorumluluklarının bulunmadığını, kaldı ki makul sürenin dikkate alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte hesaplanan kazanç kaybına dayanak teşkil eden ticari defterlerin de süresinde tasdik edilmediğini, ayrıca ileri sürülen taleplerin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, dava konusu tahsis sözleşmesinin geçerli olması nedeniyle taraflar bakımından bağlayıcılık teşkil etmesine, 13.12.2019 tarihli encümen kararı ile işlemin icrasına ilişkin 04.05.2020 tarihli kararın İzmir Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 15.09.2021 tarihli kararıyla kesin olarak iptal edilmiş olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olup, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığının anlaşılmasına göre; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.