Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4110 E. 2026/2541 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4110
- Karar No
- 2026/2541
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/435 E., 2025/1146 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/224 E., 2023/259 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davalı vekili Avukat ...nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra; işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili adına bilgisi ve rızası dışında sahte abonelik sözleşmeleriyle kişisel bilgileri kullanılarak altı adet telefon numarası hattı oluşturulduğunu ve aleyhine faturalar tahakkuk ettirilerek haksız yere borçlu konumuna sokulduğunu, avukatlık ofisleri tarafından icra tehdidinden söz edilerek müvekkili ve ailesinin yoğun arama ve mesaj trafiğine maruz bırakıldığını, aile huzurunun bozulduğunu ileri sürerek; söz konusu abonelik kayıtlarının iptali ile bu abonelikler yönünden borçlu olmadığının tespitine, 10.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 05.10.2022 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat isteminden vazgeçtiklerini bildirmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin abonelerine doğrudan telefon hattı satmadığını, hat satışlarının müvekkili şirketten tamamen bağımsız tüzel/gerçek kişiler (bayiler) tarafından yapıldığını, dava konusu hat satışlarının da bu şekilde gerçekleştiğini, müvekkiline bir kusur izafe edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; abonelik sözleşmeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, sözleşmelerdeki imzaların davacının elinden çıkmadığının ve hatların davacı tarafından kullanılmadığının tespit edildiği, davalı şirketin; çalışanları tarafından gerçekleştirilen işlemleri yeterli şekilde denetlememesi nedeniyle ağır kusurlu davrandığı, gerekli kontrol ve denetim mekanizmaları işletilmeksizin davacı aleyhine kötü niyetli şekilde icra takipleri başlatıldığı, birden fazla sahte abonelik işlemi tesis edilmesi suretiyle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle; maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin kabulü ile 20.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline, sahte olduğu belirlenen abonelik kayıtlarının iptali ile davacının bu aboneliklerden kaynaklı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; manevi tazminat talebinin haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) kapsamında manevi tazminat şartlarının somut olayda oluşmadığını, dava konusu abonelik sözleşmelerinin geçerli olup iptallerini gerektirir bir durum bulunmadığını, işlemleri gerçekleştiren kişilerin müvekkil şirketin işçisi veya çalışanı olmayıp bağımsız ticari faaliyet yürüten bayi niteliğinde gerçek veya tüzel kişiler olduğunu, bu nedenle müvekkil şirket ile bayiler arasında 6098 sayılı Kanunun 66. maddesi kapsamında adam çalıştıran–çalışan ilişkisi bulunmadığından, bayilerin veya üçüncü kişilerin hukuka aykırı eylemlerinden müvekkil şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkil şirketin bayilerini özenle seçip gerekli eğitimleri verdiğini, T-PORT sistemi, BTK mevzuatı, bayilik sözleşmeleri, düzenli denetimler ve abone ziyaretleri aracılığıyla gerekli tüm kontrol ve denetim yükümlülüklerinin yerine getirildiği, abonelik evraklarında ilk incelemede anlaşılabilecek nitelikte bir sahtelik bulunmadığını, sahtecilik tespitinin ancak uzman bilirkişi incelemesi ile mümkün olabilecek özel ve teknik bilgi gerektiren bir husus olduğunu, müvekkili şirkete ulaşan evraklarda şekli inceleme yapıldığını ve bir usulsüzlük tespit edilmediğini, ayrıca şirket faaliyetlerinin BTK ve bağımsız uluslararası denetim kuruluşlarınca düzenli olarak denetlendiğini ve bir eksiklik tespit edilmediğini, davacının iddia ettiği zararın esas sorumlusunun sahte işlemleri gerçekleştiren kişi veya kişiler olduğu halde davanın yanlış hasma yöneltildiğini, bilirkişi raporuna yönelik itirazları ile yeni bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki taleplerinin Derece Mahkemelerince değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin hükmün de hatalı ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3. kişiler tarafından kimlik bilgileri kullanılarak açılan GSM hatlarının aboneye ait olmadığının tespiti ile tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle davaya konu abonelik sözleşmelerinin davalı ... şirketinin bayiisi tarafından düzenlenmesine, bu durumda dava dışı bayiinin gerekli denetimi yapmayarak adına hareket ettiği firmalar ile birlikte davacı adına kayıtlı telefon hatlarının açılmasına neden olmasına, davalı ... şirketinin ise bayiisini iyi seçmemek ve onu yeterince eğitip denetlememekle davacının zarara uğramasından sorumlu bulunmasına, ayrıca telefon hattının işletilmesinin davalıya ait olması ve aboneliğin davalı şirket adına tesis edildiği gözetildiğinde, abonelik işlemleri sırasında bayiinin özensiz davranışı nedeniyle davalıya husumet yöneltilmesinin hukuka uygun olmasına, abonelik işlemlerinin davalı tarafından değil bayii tarafından yapılmış olmasının aralarındaki iç ilişki olup, zarar gören yönünden hukuki önem taşımamasına, davacının yoğun şekilde cebri icra/haciz tehdidine maruz bırakılmasına, hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti hesabında bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi