Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3833 E. 2026/2357 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3833
- Karar No
- 2026/2357
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/152 E., 2024/239 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı-birleşen davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı/birleşen davada davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra noksanlığın giderilmesi için mahalline geri çevrilen dava dosyası gelmekle, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... vekili asıl davada; müvekkilinin Kayseri İli ... İlçesi 1 75... ve 530 parsel sayılı taşınmazları dava dışı kişiden satın aldığını, satış bedelinin tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin yurt dışında olduğunu, Türkiye’deki mal varlığını idare eden ağabeyi olan davalıya güvendiği için bu taşınmazların devrini elindeki vekaletname ile almasını istediğini, ancak davalının bu taşınmazların devrini kendi adına yaptığını, sonrasında müvekkilinin 1 75... parsel sayılı taşınmazı davalıdan aldığı vekaletname ile sattığını, davalı üzerinde kalan 1 75... parsel sayılı taşınmazın Karayolları tarafından kısmen kamulaştırılması üzerine 5 30... parsel olarak ikiye bölündüğünü, kamulaştırma bedelinin davalı tarafından alındığını ileri sürerek; şimdilik sebepsiz zenginleşmeye dayalı 40.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı ... vekili; müvekkilinin davalı ile kardeş olduğunu, kâr ortaklığına dayanan adi ortaklık kurduklarını, davalının yurt dışında olduğunu, müvekkilinin gerek şahıslardan gerekse resmi ihalelere girip ortaklık için gayrimenkuller satın aldığını, bu ilişkinin vekalet ilişkisine dayanmadığını, vekalet ilişkisinin genelde birkaç taşınmazı, ortaklık ilişkisinin ise onlarca taşınmazı kapsadığını, müvekkilinin taşınmazların tapularını davalıya ve eşine devrettiğini, ortaklığa ait taşınmazlardan ... Mahallesi 18 63... parsel, 18 65... parsel, 18 70... parsel, 21 44... parsel, 21 39... parsel, ... Mahallesi 1 06... parsel, ... Mahallesi 5 15... parsel, ... Mahallesi 1 55... parsel, ... Mahallesi 17 18... parsel sayılı taşınmazların davalı adına kayıtlı taşınmazlar olduğunu, davalı adına kayıtlı olup başkalarına devrettiği taşınmazların ... Mahallesi 18 62... parsel, 18 66... parsel, 18 69... parsel sayılı taşınmazlar olduğunu, ... adına kayıtlı olan taşınmazların ise ... Mahallesi 9 56... parsel, ... Mahallesi 11 75... parseller, ... Mahallesi 3594 parsel, İbrahimağa Mahallesi 12 01... parsel, ... Mahallesi 5 85... parsel, ... mahallesi 10 49... parsel sayılı taşınmazlar olduğunu, ... adına kayıtlı taşınmazın ise 1 31... parsel sayılı taşınmaz olduğunu, bu taşınmazların ortaklıktan dolayı satın alındığını, ya kendileri üzerinde olduğunu veya bir başkasına devirlerinin yapıldığını, davalının müvekkiline hak ettiği ortaklık payını ödemediğini ileri sürerek; taraflar arasında adi ortaklığın tespitine, belirsiz alacak olarak 10.000,00 TL kârın müvekkili lehine tazminine, dosyanın fiili irtibat bulunduğundan asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiş, 26.06.2024 tarihli dilekçeyle; 54.162.781,90 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısından tahsilini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili; asıl davaya ilişkin olarak taraflar arasında 2008 yılından beri devam eden adi ortaklık bulunduğunu, müvekkilinin her türlü işini terk ederek ortaklığa ait işleri idare ettiğini ve üzerine düşen görevi yerine getirdiğini, bu ortaklık nedeni ile davacıya sermayenin 12 katından fazla para kazandırdığını, karşılığında davacının müvekkiline hakkı olan kârdan ½ payını vermediğini, davacının adi ortaklıktan kaynaklı üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, dava konusu taşınmazın kâr payına ilişkin alacağın bir kısmını ancak karşıladığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili birleşen davaya ilişkin olarak; müvekkilinin yurt dışında bulunması nedeniyle davacı kardeşinden kendisi adına taşınmaz almasını istemesinin normal bir şey olduğunu, taraflar arasında herhangi bir adi ortaklığın bulunmadığını, ... ’a ait miras hissesinden intikal eden taşınmazları dahi ortaklık konusu yapıldığını, müvekkilinin sadece kendi adına gayrimenkul alması için yetki verdiğini, başkaca ortaklığın söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.04.2016 tarihli kararıyla; asıl davanın dava konusu taşınmazın kamulaştırma işlemlerinin sonuçlanmaması karşısında sebepsiz zenginleşme davası olarak açıldığı, mülkiyete dayalı ayni hak talep etme imkanı varken sebepsiz zenginleşmeye dayalı dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, birleşen davada ise taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl davanın usulden reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı-birleşen davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairenin 09.04.2018 tarihli ilamıyla; tanık beyanları ile taraflar arasındaki adi ortaklığın varlığı ispatlandığından, işin esasının incelenmesi ve belirtilen tasfiye usulü dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle, Mahkeme kararı bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların kardeş olduğu, taşınmaz alım satım işi yönünde adi ortaklık kurdukları, ortaklığa ait taşınmazların değerlerinin tespiti için alınan raporlar sonucunda tasfiye memurunca hesaplama yapıldığı gerekçesiyle; asıl dava yönünden verilen kararın kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kabulüne, taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ile tasfiyesine, 54.162.781,90 TL tasfiye alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı-birleşen davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı-birleşen davalı vekili; birleşen davada davacının iddialarını sadece tanık beyanları ile ispatlamaya çalıştığını, ancak tanıkların ortaklığın nasıl olduğunu, neye dayandığını, amacının ne olduğunu ortaya koyamadıklarını, bir kısım tanıkların da davacının eşi ve kızı olup tarafsız olduğunun düşünülemeyeceğini, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere ortaklık ilişkisinin bulunmadığının ortaya konulduğunu, tanıkların neredeyse tamamının beyanlarında müvekkili tarafından gönderilen paralar ile taşınmazların alındığını, taraflar arasındaki ilişkinin daha çok müvekkilinin menfaatine olacak şekilde davacı ...'nin işlemleri yapması şeklinde olduğunu, bu ilişkinin adi ortaklık ilişkisi olarak kabul edilemeyeceğini, ortaklığa ait sermaye tespitine ilişkin beyanların hatalı olduğunu, müvekkili tarafından davacının yönetici ortak olduğuna ilişkin kabulü olmayıp, tek tarafça tanzim edilen ortaklık mal varlığına dair iddiaların kabulüne ilişkinde bir beyanı olmadığını, tasfiye memuru raporlarının fahiş hatalar içerdiğini, dava boyunca bilançoya dair yapılan itirazlara rağmen hiçbir delilin toplanmadığını, müvekkilinin elde ettiği tüm mal varlığının adi ortaklık bünyesine alındığını ve davacı tarafından yargı marifetiyle mal varlığının yağmalanmak istendiğini, öncelikle varlığı iddia edilen adi ortaklığın mallarının geçerli ispat vasıtaları ile belirlenmesi gerektiğini, davacının hem adi ortaklığın varlığını hem de yönetici olduğunu iddia ettiğini, ancak bugüne kadar herhangi bir şekilde hesap listesi sunmadığını, davacının adi ortaklığa sadece emeğini koyduğunu beyan ettiğini, ancak tanık beyanlarında dahi bu durumun ispatlanamadığını, aksine davacının tarım ve hayvancılık ile uğraştığının beyan edildiğini, bir emek sermayesi söz konusu ise bunun da müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin çoğu yeri kendisinin bulduğunu ve talimatı neticesinde davacının kendisine gönderilen para ile bu yerleri satın aldığını, adi ortaklığın varlığı kabul edilse dahi sadece emek koyarak müvekkilinin edindiği mal varlığının neredeyse tamamının yarısına davacının ortak olduğu iddiasının mutlak butlan ile baştan itibaren geçersiz olduğunu, güncellenmiş bir değer için dava tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, birleşen davada adi ortaklık ilişkisinin fesih ve tasfiyesi ile alacak istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda kararın verilmiş olmasına, bozmaya uymakla kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumu oluşturan kısımlar hakkında Mahkemece yeniden inceleme yapılmasına imkan bulunmadığının anlaşılmasına göre; davacı-birleşen davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Somut olayda Dairenin 09.04.2018 tarihli bozma ilamında; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin ispatlandığı belirtildikten sonra, tasfiye usulünün nasıl yapılacağına yer verilmiştir. Mahkemece de bu doğrultuda tasfiye raporu alınarak yazılı şekilde karar verilmiştir. Tasfiye raporu incelendiğinde, ortaklığa dahil tüm taşınmazların karara en yakın tarihteki değerlerine göre hesaplama yapıldığı belirlenmiştir. Dosya kapsamından, ortaklığa ait bir kısım taşınmazın farklı tarihlerde 3.kişilere satıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, Mahkemece; ortaklığa ait olup 3.kişilere satılan taşınmazların satış tarihindeki rayiç değerlerinin belirlenmesi ve bozma ilamında belirtilen tasfiye usulü dairesinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin saptanması ve bu doğrultuda hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde; ortaklığa konu Yeni Mahalle 40... parsel (ifraz olmadan önceki) sayılı taşınmazın 10.11.2009 tarihinde Develi Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/8 E sayılı dosyasında 425.000,00 TL bedelle izale-i şüyu satışı ile davacı ...'ye satıldığı anlaşılmaktadır. Ancak tasfiye raporunda 40... parsel satılı taşınmazın 120.000,00 TL'ye alındığı kabul edilmek suretiyle tasfiye hesabında dikkate alınması da usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. 4. Somut olayda, davacı taraf dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamış, ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunmuştur. Bu nedenle Mahkemece, hüküm altına alınan alacağın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı-birleşen davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, birleşen davaya ilişkin Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca davacı-birleşen davalı yararına BOZULMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalı/birleşen davacıdan alınıp davacı/birleşen davalıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.