Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3771 E. 2026/2161 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3771
- Karar No
- 2026/2161
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/154 E., 2025/368 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı/karşı davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı/karşı davalı vekili Avukat ... ile davalı/karşı davacı vekili Avukat ...’nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında 10.01.2011 tarihli kira sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin 2016 yılı kira bedelini peşin olarak ödediğini, kira sözleşmesine uygun şekilde fesih bildirimde bulunularak kiralananın 30.04.2016 tarihinde tahliye edildiğini, davalı kiraya verenin anahtarı teslim almaması nedeniyle tevdi mahalli tayini için mahkemeye başvurduklarını, mahkemece tevdi mahalli tayin edilen noterliğe anahtarların 26.10.2016 tarihinde tevdi edildiğini, emanet tutanağının davalıya 14.02.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, kira sözleşmesinin usulüyle feshedilmiş olduğu 30.04.2016 tarihinden sonra müvekkilinin herhangi bir kullanımının ve kiracı sıfatıyla bir ediminin bulunmadığını, bu tarihten sonrası için kira borcu tahakkuk etmediğini ileri sürerek; 01.05.2016- 30.12.2016 dönemi için peşin ödenen kira bedeli için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 368.000,00 USD’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı vekili; müvekkiline kira sözleşmesinin feshedildiğine dair bir ihtarnamenin tebliğ edilmediğini, kira bedelinin peşin ödendiğini, 01.01.2016-31.12.2016 kira dönemi sözleşmenin yenilendiğini ileri sürerek davanın reddini istemiş, karşı davada; davalı kiracının, kiralananın anahtarının teslim edildiği 14.02.2017 tarihine kadar kira bedeli, bu tarihten itibaren taşınmazın yeniden kiraya verildiği 04.04.2017 tarihine kadar kira kaybını ödemesi gerektiğini, kiralananda yaptırılan tespitte, meydana gelen zararın belirlendiğini ve tamirin 30 iş günü süreceğinin tespit edildiğini ileri sürerek; Ocak 2017 kira bedeli 173.859,00 TL, hor kullanma tazminatı 980.013,00 TL, tespit dosyası için harcanan gider 4.107,00 TL, hasarın giderilmesi için gereken 30 iş günü için kira kaybı 173.859,00 TL olmak üzere 1.331.838 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren kanuni yasal faizi ile tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile kiralananın anahtarı 14.02.2017 tarihinde teslim alınmış olduğundan, Şubat ayı 14 günlük kira bedeli 86.929,00 TL kira alacağı ve taşınmazın yeniden kiraya verildiği 04.04.2017 tarihine kadar 259.788,00 TL makul süre kira bedeli olarak alacağı olmak üzere toplam 346.717,00 TL alacağın kanuni en yüksek ticari faizi ile tahsiline ve sonuç olarak talebini bu miktarda arttırarak toplam 1.678.555,00 TL’nin temerrüt tarihi 13.01.2017 tarihinden itibaren en yüksek kanuni faizi ile tahsilini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2019 tarihli kararıyla; davacı kiracının, kiralananın anahtarının teslim edildiği 14.02.2017 tarihine kadar kira bedellerini ödemekle yükümlü olduğu, erken tahliye sonrası kiraya verenin emsal bir yeri kiraya verebileceği süre kadar bir süre için tazminat ödemesi gerektiği gerekçesiyle; asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 259.788,00 TL makul süre kira bedelinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, 251.711,45 TL (brüt) kira bedelinin 171.621,45 TL kısmına dava tarihinden, 80.090,00 TL kira bedelinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 546.000,00 TL hor kullanma tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davacı/karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli kararıyla; davacının anahtar teslim borcunu ispat edemediği, davalı-karşı davacı tarafından teslim alındığı belirtilen 14.02.2017 tarihin tahliye tarihinin olarak esas alınması gerektiği, davacının talebinin peşin olarak yatırılan 01.05.20 16... .12.2016 tarihleri arasındaki tahliyeden önceki kira bedelleri olduğu, davalının beyanında geçen tahliye tarihi esas alındığında davacının davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda ise kiralananda mevcut hasarların tek tek açıklandığı, tahliye tarihi itibariyle hor kullanma bedelinin 546.600,00 TL (KDV hariç) olduğu ve taşınmazın 3 aylık makul sürede kiraya verilebileceğinin belirtildiği, davalının taşınmazı 04.04.2017 tarihinde kiraya verdiği, tahliye tarihine göre makul süre daha uzun olduğundan dava konusu taşınmazın kiraya verildiği tarihe kadar davacının makul süre tazminatından sorumlu olduğu, davalı- karşı davacının ıslah dilekçesi de dikkate alınarak kira alacağı, hor kullanma tazminatı ve makul süre tazminatına hükmedilmesinde usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 01.11.2022 tarihli ilamla; davacı-karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacı-karşı davalı kiracının, kiralananın anahtarını 26.10.2016 tarihli düzenleme şeklinde emanet teslim tutanağı ile notere teslim ettiği, anahtarın notere teslim edildiğine dair ihtarnamenin kiraya verene tebliğ edildiği tarihte kiralananın tahliye edildiğinin kabul edilmesi gerektiğinden, 26.10.2016 tarihli emanet tutanağının kiraya verene tebliğ edildiği tarih tespit edilerek, kiracının bu tarihe kadar olan kira alacağından sorumlu olacağı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde anahtarın kiraya veren tarafından noterden teslim alındığı 14.02.2017 tarihinin tahliye tarihi olarak kabulünün doğru görülmediği, karşı davacının dava dilekçesinde, erken tahliye nedeniyle makul süre kira bedeline ilişkin bir talebi olmadığı halde ıslah dilekçesi ile 259.788,00 TL makul süre kira bedelinin tahsilini istediği, dava konusu edilmeyen söz konusu talebin ıslah dilekçesiyle eklenmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden makul süre kira alacağının hüküm altına alınmış olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu, hor kullanma sonucunda oluşan hasar bedelinden gerekirse kullanım süresiyle orantılı yıpranma bedeli de düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olmasının da doğru görülmediği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; anahtar teslime ilişkin emanet tutanağının 28.10.2016 tarihinde davalı -karşı davacı kiraya verenin bizzat kendisine tebliğ edildiği, kiracının bu tarihe kadar olan kira bedelinden sorumlu olduğu, bu durumda 29.10.2016-30.12.2016 dönemi için peşin ödenen kira bedelinin iadesi gerektiği, denetime ve hükme elverişli bilirkişi raporuna göre, davacı- karşı davalının 95.066,66 USD'nin dava tarihi itibariyle karşılığı 335.404,68 TL alacağının bulunduğu, dava konusu taşınmaza ilişkin yıpranma payı da düşülmek suretiyle hor kullanmaya dayalı zararın 327.600,00 TL + KDV olduğu, makul süre kira bedeline ilişkin talebin ve tahliyenin 28.10.2016 tarihinde gerçekleşmiş olması nedeniyle 01.01.2017 -31.12.2017 kira dönemine ilişkin kira alacağı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, erken tahliye nedeniyle peşin ödenen kira bedelinden 335.404,68 TL (brüt) kira bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın kısmen kabulüne, 327.600,00 TL+KDV hor kullanma tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, makul süre kira bedeli ile kira alacağının reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı/karşı davalı kiracı vekili; davalı/karşı davacının yeni kiracısı olan kahve mağazasının zincir bir mağaza olup, genel mimari yapısına uygun olacak şekilde taşınmazı yeniden düzenlediğini, kiraya verenin hor kullanma tazminatı taleplerine dayalı olarak somut bir zararı bulunmadığını, müvekkilinin kullanımından kaynaklı olağan yıpranmalar dışında herhangi bir zarara sebep olmadığını, müvekkiline iadesi gereken kira bedelinin dolar cinsinden ödenmesi gerektiğini, kira sözleşmesinin 30.04.2016 tarihi itibariyle feshedildiğinin kabulü gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı/karşı davacı kiraya veren vekili; anahtarların 28.10.2016 tarihi itibariyle teslim edildiğinin kabul edilemeyeceğini, tevdi mahalli kararı kesin olarak kaldırıldığından bu karara dayanarak yapılan her türlü tebligat ve diğer hukuki işlemlerin geçersiz olduğunu, anahtarın 28.10.2016 tarihinde teslim edildiğinin kabul edilmesi halinde bile iadesi gereken kira bedelinin hatalı hesaplandığını, kira bedelinin Türk Lirası olarak yatırıldığını, bilirkişi raporunda, kira bedelinin tahsil edildiği gün değil dava tarihindeki döviz kuru üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, emanet teslim tutanağı ile anahtarın teslim alındığı 14.02.2017 tarihine kadar kiracının kira bedellerinden sorumlu olduğunu, Mahkemece makul süre kira alacağının reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, hor kullanma tazminatından indirim yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada, peşin ödenen kira bedelinin tahliyeden sonraki kısmının iadesi istemine, karşı dava ise kira alacağı ve hor kullanma tazminatı istemlerine ilişkindir. 1.Temyiz edilen kararın bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davacı tarafın tüm, davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Taraflar arasında düzenlenen 01.01.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde, aylık kira bedelinin 46.000 USD olduğu, kira bedelinin ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Kira bedeli dövize endeksli olarak belirlenmiş ise de, ödeme Türk Lirası olarak yapılacak olup, asıl davada talep konusu 01.01.2016-31.12.2016 dönemi kira bedeli, davacı kiracı tarafından davalı kiraya verene Türk Lirası olarak ödenmiştir. Bu halde, Mahkemece; tahliye tarihinden sonraki döneme ilişkin kira bedelinin, ödeme yapılan kira bedeli üzerinden hesaplanması gerekirken, döviz cinsinden iadesi gereken bedel hesaplanması ve dava tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek hatalı hesaplama yapılmış olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı tarafın tüm, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacı-karşı davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacı/karşı davalıdan alınıp davalı/karşı davacıya verilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.