Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3716 E. 2026/2385 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3716
- Karar No
- 2026/2385
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1962 E., 2025/1210 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/65 E., 2022/1005 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacılar ... ve ... vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; 24.01.2018 tarihinde müvekkilin oturduğu sitenin güvenliğinin sağlanmaması ve izinsiz girişlerin önlenmemesi nedeniyle gerçekleşen hırsızlık eyleminde müvekkillerinin büyük bir servet değerindeki ziynet eşyaları ve nakit parasının çalındığını, bu durumun maddi zarara sebebiyet verdiği kadar manevi zarara da neden olduğunu, olayın meydana gelmesinde davalıların kusuru bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 200.000,00 TL maddi ve her bir davacı adına 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 manevi tazminatın olay tarihi olan 24.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini karar verilmesini talep etmiş; davacılar vekili 25/05/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, davacı ... için talep edilen maddi tazminatı 577.241,09 TL 'ye, davacı ... için talep edilen maddi tazminatı 460.861,50 TL'ye yükseltilmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; müvekkili site yönetiminin olayda herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkil yöneticiliğine husumet yöneltilemeyeceğini, yönetici olarak hasım da gösterilemeyeceğini, güvenliği sağlama gibi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacıların 500.000,00 TL'nin üzerinde ziynet eşyalarını ve parasını evinde bulundurmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Özel Güvenlik Şirketi; husumet itirazında bulunduklarını, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, meydana gelen olayda müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...'in evinden çıkarken kapı ve camlarını kilitlemesi nedeniyle üzerine düşen görevi yerine getirdiğinden dolayı kusursuz olduğu, olayın meydana gelmesinde davalıların kusurlu bulunduğu, kuyumcu bilirkişi ek raporunda; hırsızlığa konu edilen ziynet eşyaları ve çeşitli markalardaki kol saati cinsi eşyaların cins, özellik, ayar, carat, gram, marka ve işçilik değerleri yönünden incelenerek piyasa geçer örnekleri ile değerlendirilerek varılan kanaat neticesinde olay tarihi ve dava tarihi itibariyle değerlerinin tespit edildiği, olay tarihinde davacıların ikamet ettiği sitenin yönetiminin davalı ... tarafından icra edildiği, sitenin güvenlik hizmetinin de davalılar arasındaki hizmet sözleşmesi uyarınca davalı güvenlik şirketi tarafından üstlenildiği, davacıların konutunda hırsızlık olayının meydana geldiği ve davacıların bu sebeple zarara uğradıkları, davalıların dış ilişkide davacılara karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları ancak kendi iç ilişkilerinde sorumluluğun kusur oranına göre olacağı anlaşılmakla hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlardan davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu bulundukları gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacı ... için 577.241,09 TL, davacı ... için 460.861,50 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların her biri için 10.000,00’er TL manevi tazminatın 24.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı site yönetimi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; kuyumcu bilirkişi raporunda, çalınan eşyaların rayiç değerleri esas alınmak suretiyle zarar hesabı yapıldığı, ancak davacılar vekilinin, dava dilekçesinde yer alan hırsızlanan eşyaların "olay tarihindeki değerleri üzerinden de dava değeri arttırılacaktır" şeklindeki beyanı dikkate alındığında, talebin olay tarihindeki zararın tazmini yönünde olduğu değerlendirildiğinde, çalınan eşyaların dava tarihi itibariyle değerleri üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı güvenlik şirketinin istinaf başvurusu olmadığı dikkate alınarak; davacıların davalı güvenlik şirketi yönünden maddi tazminat talebinin kabulüne, davalı ... yönünden ise kısmen kabulüne, davacı ... için 247.015,37 TL, davacı ... için 174.956,25 TL maddi tazminatın, davalı güvenlik şirketi yönünden, dava tarihi tarihinden, davalı ... yönünden 24/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, bakiye 330.255,72 TL maddi tazminatın, dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı güvenlik şirketinden tahsili ile davacı ...’ya verilmesine, bakiye 285.905,25 TL maddi tazminatın, dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... yönetiminden tahsili ile davacı ...’e verilmesine, her iki davalı ile ilgili olarak manevi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile, hir bir davacı için 10.000,00’er TL manevi tazminatın 24.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili; site yönetimine karşı açılacak maddi tazminata ilişkin davalarda sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkili yöneticiliğin davada husumetinin bulunmadığını, açılan davada hasım gösterilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun tamamen davacının beyanına istinaden hazırlandığını, kusura yönelik iddiaları kabul etmemekle beraber davacılar tarafından herhangi bir belge sunulmamasına, ibraz edilmemesine karşın bilirkişinin yaptığı hesaplamada bazı ziynet eşyaların veyahut emtiaların hesaba katılmasının hukuka ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ziynetlerin değerine ilişkin yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından emsal fiyatlarının çok üzerinde hesaplama yapıldığını, ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğradığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, site güvenliği ile yönetiminin kusuru sonucunda meydana geldiği iddia olunan konutta hırsızlık nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle dosya kapsamına göre davacıların konutunda hırsızlık olayının meydana gelmesinde davalıların kusurlu oldukları, davacının kollukta alınan ifadesinde bildirdiği eşyalar üzerinden hesaplama yapılmasının yerleşmiş içtihatlara uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı güvenlik şirketinin istinaf başvurusu olmadığı dikkate alınarak, davacıların davalı güvenlik şirketi yönünden maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği halde “bakiye 285.905,25 TL maddi tazminatın, dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... yönetiminden tahsili ile davacı ...’e verilmesine”, şeklinde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2/b nolu bendinde yer alan ''site yönetiminden” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “güvenlik şirketinden” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin kararı temyiz eden davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalı ... Yönetimine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.