Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3807 E. 2026/2389 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3807
- Karar No
- 2026/2389
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/7 E., 2025/935 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/139 E., 2023/418 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ... ve vekili Avukat ...'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında ... HES Hidroelektrik Enerji Üretim Tesislerinin Su kullanım Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Anlaşma düzenlendiğini, davalının kamu kaynakları kullanıp inşa edilen tesisten faydalanarak 2009 yılından itibaren enerji üretip piyasaya satarak gelir ve kâr elde ettiğini, ancak su kullanım hakkı anlaşması ve sulhname uyarınca enerji hissesi oranında ödemek zorunda olduğu ortak tesis bedeli borcunu ödemediğini, davalı şirketin sulh başvurusu üzerine enerji kayıplarının bedelinin ortak tesis bedeli borcundan mahsup edildiğini, gerek sulhname ile gerek de davalı tarafından müvekkiline verilen dilekçeler ile borcun varlığının kabul edildiğini, bugüne kadar enerji satışları devam eden şirketin borcu ikrar ettiğini belirterek; ... HES ortak tesis bedeline ilişkin 78.309.251,64 TL ortak tesis bedeli borcunun 04.08.2018 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının davaya dayanak olarak ileri sürdüğü sulhname belgesinin mahkeme kararı ile geçersiz hale geldiğini, sulhname belgesinin dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını, söz konusu bedelin hangi tarihli ve hangi bedelli taksitlerin ödenmemesi ile muaccel hale getirildiğine ilişkin hiçbir yasal işlem yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki borcun sulh sözleşmesi ile yenilendiği, davacının talebi doğrultusunda hesaplama yapıldığında, davacı İdarenin davalı şirketten 04.08.2018 itibarıyla talep edebileceği enerji hissesi katılım payından doğan toplam alacak miktarının 78.309.251,64 TL olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile, 78.309.251,64 TL alacağın 04.08.2018 tarihinde itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu, taraflar arasında 12.12.2006 tarihinde ... HES Hidroelektrik Üretim Tesislerinin Su Kullanım Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Anlaşmanın düzenlendiği, ardından 04.06.2018 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren sulhnamenin imzalandığı, davalı şirketin sulhname ile davacıya 22.09.2017 tarihinde muaccel borcunun 24.662.835,39 TL, muaccel olmayan borcunun ise 46.307.477,31 TL olduğunu ikrar ettiği, davalının bu borçları güncelleyerek davacıya ödeyeceğini taahhüt ettiği, enerji hissesi katılım payından doğan toplam 78.309.251,64 TL olarak hesaplanan alacağın 6183 sayılı Kanunun 51. maddesinde belirlenen gecikme oranlarında hesaplanacak faizi ile birlikte talep edilebilecek olması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; dava dosyasında tek bilirkişi raporu alınıp itirazlarının karşılanmadığını, nisbi harca hükmedilemeyeceğini, kararın gerekçesiz olduğunu, sözleşmeyi imzalarken ileri sürülen ihtirazi kayıtta yer aldığı şekilde hesaplama yapılmadığını, sulh sözleşmenin kısmi yapıldığını ve geçersiz olduğunu, müvekkili aleyhine diğer projelerden farklı uygulamalar yapıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ... HES Hidroelektirik Enerji Üretim Tesislerinin Su Kullanım Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Anlaşma ile Sulh Sözleşmesinden kaynaklanan ortak tesis bedeli/enerji hissesi katılım payı borcunun gecikme zammı ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında Denizli ilinde elektrik enerjisi üretimi amacıyla inşa edilecek ... Hidroelektrik Enerji Üretim Tesislerinin lisansının geçerli olduğu sürede su kullanım hakkı ile ortak tesislerin yatırım, işletme, bakım, onarım ve yenileme giderlerinin enerji hissesi oranında katılım bedelinin ödenmesi konusunda, 12.12.2006 tarihinde .... Noterliğinde ... sayılı ... HES Hidroelektrik Üretim Tesislerinin Su Kullanım Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Anlaşma düzenlendiği, enerji tesisinin 02.07.2009 tarihinde geçici kabul ile işletmeye alındığı, sözleşme gereğince tesisin işletmeye alındığı 2017 Temmuz ayından 5 yıl sonra 31.07.2014 tarihinde ortak tesis bedeli borcunun geri ödenmesi için ödeme planı hazırlandığı, sonradan geliştirilen projeler nedeniyle suyun az geldiğinden, proje ilan tarihindeki su giriş akımı hesabında hata yapıldığından vb. sebeplerden ödemeye itiraz edildiği, davalının 659 sayılı KHK gereğince sulh sözleşmesi yapmak istediğini bildirdiği, bunun üzerine taraflar arasında 04.06.2018 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren sulhname düzenlendiği anlaşılmıştır. 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11. maddesinde; "...(2) Birinci fıkrada belirtilenler dışında, idarelerin, herhangi bir sözleşmeye dayanıp dayanmadığına, yargıya intikal edip etmediğine bakılmaksızın gerçek veya tüzel kişilerle aralarında çıkan her türlü hukuki uyuşmazlığın sulh yoluyla halline, her türlü dava açılmasından veya icra takibine başlanılmasından, bunlardan yargı veya icra mercilerine intikal etmiş olanların takiplerinden veya verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi dışındaki kanun yollarına gidilmesinden vazgeçmeye, davaları kabule, ceza uyuşmazlıklarında şikayetten vazgeçmeye veya uzlaşmaya, davadan feragat etmeye, sözleşmede belirtilmeyen sebeplerle sözleşmelerin değiştirilmesinde veya sona erdirilmesinde maddi ve hukuki sebeplerle kamu menfaati görülmesi halinde, buna dair onay veya anlaşmaları imzalamaya, vazgeçilen veya tanınan ya da terkin edilen hak ve menfaatin değeri dikkate alınmak suretiyle; a) Tutara ilişkin olmayanlar ile 1.000.000 Türk Lirasına (19.560.340,5 TL) kadar olanlarda (1.000.000 Türk Lirası dahil) hukuk biriminin görüşü alınarak, ilgili harcama yetkilisinin teklifi üzerine üst yönetici,[7] b) 1.000.000 Türk Lirasından (19.560.340,5 TL) fazla olanlardan 10.000.000 Türk Lirasına (195.603.407 TL) kadar olanlarda (10.000.000 Türk Lirası dahil), hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun görüşü alınarak, üst yöneticinin teklifi üzerine ilgili bakan, Milli Savunma Bakanlığında Müsteşarın teklifi üzerine Bakan,7 c) 10.000.000 Türk Lirasından (195.603.407 TL) fazla olanlarda Cumhurbaşkanı,7[8] yetkilidir. Bakan ya da üst yönetici bu yetkisini sınırlarını açıkça belirlemek suretiyle alt kademelere, münhasıran taşra birimlerinin iş ve işlemleriyle ilgili olup illerde valilik, ilçelerde kaymakamlık onayına bağlanan iş ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda vali ve kaymakamlara devredebilir."...(2) Birinci fıkrada belirtilenler dışında, idarelerin, herhangi bir sözleşmeye dayanıp dayanmadığına, yargıya intikal edip etmediğine bakılmaksızın gerçek veya tüzel kişilerle aralarında çıkan her türlü hukuki uyuşmazlığın sulh yoluyla halline, her türlü dava açılmasından veya icra takibine başlanılmasından, bunlardan yargı veya icra mercilerine intikal etmiş olanların takiplerinden veya verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi dışındaki kanun yollarına gidilmesinden vazgeçmeye, davaları kabule, ceza uyuşmazlıklarında şikayetten vazgeçmeye veya uzlaşmaya, davadan feragat etmeye, sözleşmede belirtilmeyen sebeplerle sözleşmelerin değiştirilmesinde veya sona erdirilmesinde maddi ve hukuki sebeplerle kamu menfaati görülmesi halinde, buna dair onay veya anlaşmaları imzalamaya, vazgeçilen veya tanınan ya da terkin edilen hak ve menfaatin değeri dikkate alınmak suretiyle; a) Tutara ilişkin olmayanlar ile 1.000.000 Türk Lirasına (19.560.340,5 TL) kadar olanlarda (1.000.000 Türk Lirası dahil) hukuk biriminin görüşü alınarak, ilgili harcama yetkilisinin teklifi üzerine üst yönetici,[7] b) 1.000.000 Türk Lirasından (19.560.340,5 TL) fazla olanlardan 10.000.000 Türk Lirasına (195.603.407 TL) kadar olanlarda (10.000.000 Türk Lirası dahil), hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun görüşü alınarak, üst yöneticinin teklifi üzerine ilgili bakan, Milli Savunma Bakanlığında Müsteşarın teklifi üzerine Bakan,7 c) 10.000.000 Türk Lirasından (195.603.407 TL) fazla olanlarda Cumhurbaşkanı,7[8] yetkilidir. Bakan ya da üst yönetici bu yetkisini sınırlarını açıkça belirlemek suretiyle alt kademelere, münhasıran taşra birimlerinin iş ve işlemleriyle ilgili olup illerde valilik, ilçelerde kaymakamlık onayına bağlanan iş ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda vali ve kaymakamlara devredebilir." hükmünü içermekte olup, Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleşen sulh sözleşmesinin yetki hususunda feshedilme şartları da düzenlenmiştir. Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilmekle yürürlüğe giren 04.06.2018 tarihli Sulh Anlaşmasında; 21.310.527,67 TL ve 35.295.019,51 TL’nin şirketin ortak tesis bedeli geri ödemesinden mahsup edileceği, şirketin başkaca bir talebinin olmayacağı, mahsup edilen bedelin düşülmesinden sonra 22.09.2017 tarihi itibariyle muaccel borcun 24.662.835,39 TL olarak hesaplandığı, bu bedelin ödemenin yapılacağı güne göre güncellenerek şirket tarafından defaten ve peşin olarak ödeneceği, kalan ortak tesis bedeli borcunun 22.09.2017 tarihi itibariyle 46.307.477,31 TL olup bu bedelin de şirket tarafından 6 eşit taksitte ödeneceği, ayrıca kalan borcun taksitlendirmesinde Yİ-ÜFE ile güncelleme yapılacağı, ihtilafla ilgili olarak şirketin DSİ Genel Müdürlüğünü tamamen ibra ettiği hususları açıkça belirtilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisinin Sulh Sözleşmesi ile yenilenmiş olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.