Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3460 E. 2026/527 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3460
Karar No
2026/527
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1449 E., 2025/1310 K. DAVA TARİHİ : 20.10.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/623 E., 2022/707 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 16.06.2021 tarihinde müvekkiline ait arpa ile buğday tarlalarında, davalıya ait elektrik tellerinden çıkan kıvılcım sonucunda yangın çıktığını, yangın sebebiyle müvekkilinin ürünlerinde ve sulama borularında ciddi hasar meydana geldiğini, söz konusu yangın olayı sebebiyle zararın tespiti için Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/51 D.İş dosyasından delil tespiti yapıldığını, ürün ve boru zararı olarak toplamda 55.985,47 TL maddi zararı olduğunun tespit edildiğini, fakat rapor 2020 yılı Tarım ve Orman Müdürlüğü Maliyet Verilerine göre hazırlandığından ve dava konusu olay 2021 yılında gerçekleştiğinden, bu hesaplamanın 2021 yılı Maliyet Verileri esas alınarak güncellenmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ürünlerinde meydana gelen zarara ilişkin 40.676,02 TL'nin, sulama borularında meydana gelen zarara ilişkin 15.309,65 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi davalı taraftan tazminine, D. İş sayılı dosyasında yapılan 2.417,10 TL'lik yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısım birinci bölümünde delil tespiti ile ilgili ücrete karşılık gelen tutar üzerinden vekalet ücretinin tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.09.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle; tarlalarda meydana gelen zarara ilişkin talebini 90.936,64 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; 16.06.2021 tarihindeki arıza kayıtları incelendiğinde ilgili tarihte ve ilgili adreste şirket hatlarında herhangi bir arıza olmadığının görüldüğünü, müvekkiline herhangi bir bilirkişi raporu tebliğ edilmediği gibi zarar gördüğü iddia edilen sulama ekipmanlarına ilişkin herhangi bir fatura, uğranıldığı iddia edilen maddi zarara ilişkin herhangi bir somut veri yer almadığını, olayın enerji nakil hattından veya elektrik tellerinden kaynaklı başlamasının mümkün olmadığını, olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiği iddia edilen enerji nakil hattının kime ait olduğu hususunun araştırılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 16.06.2021 tarihinde davalının sorumluluğunda olan iletim hattında şiddetli hava muhalefeti nedeniyle oluşan kıvılcımların elektrik direğinin altındaki bitkilere temas etmesi sonucu yangının başladığı, rüzgarın etkisiyle davacının maliki olduğu ve ekim yaptığı parseldeki buğday ve arpa ürününün zarar gördüğü, hüküm kurmaya elverişli elektrik mühendisi bilirkişilerin raporuna göre; yangının elektrik nakil hattının mevzuat kapsamında bakım-onarımları hususunda gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklı çıktığı ve bu haliyle davalının %80, davacının ise %20 oranında kusurlu olduğu, yine hüküm kurmaya elverişli 29.08.2022 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda davalının kusur oranına göre ürünlerden kaynaklanan zararın 90.936,64 TL, sulama borularından kaynaklanan zararın 12.238.27 TL olarak hesaplandığı, davalının gerçekleşen bu zarardan sorumlu olduğu, D.İş dosyasında yapılan masraflarla ilgili talebin ise yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davaya konu taşınmazlarda meydana gelen yangın nedeniyle oluşan 90.936,64 TL ve sulama borularında oluşan 12.238,27 TL zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, D.İş sayılı dosyasında yapılan 2.417,10 TL'lik harcamanın yargılama giderleri olarak dikkate alınmasına, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yangın ile zarar arasında illiyet bağının kurulduğu, tazminat miktarının belirlendiği Sur İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2021 yılı verilerine göre hesaplama yapan ziraat bilirkişi raporunda masraflar düşülerek hesaplama yapıldığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; dosyadaki eksiklikler giderilmeden, illiyet bağı olmadığı araştırılmadan, soyut ve denetime elverişli olmayan kusur raporu ve söz konusu kusur raporuna istinaden hazırlanan hesap raporu ile karar verildiğini, yangının müvekkile ait elektrik hatlarından çıktığına dair herhangi bir kesin delil bulunmadığını, dosyadaki itfaiye raporları ve tanık beyanlarının görgüye dayalı değil ihtimali kanaatler olduğunu, elektrik tekniği konusunda hiçbir bilgisi olmayan ve yangının çıkış anını görmeyen, teknik yeterliliği olmayan itfaiye personellerince usul ve yasaya aykırı tutulan tutanağa dayanılarak müvekkiline kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, zararın oluşmasında taşınmaz sahibi ve/veya davacının ağır kusuru bulunduğu sabit olmasına karşın, bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme ile davacıya kusur atfedilmediğini, hesap raporunda delil tespit dosyasındaki verilerin esas alındığını, masrafların hesaplama sırasında düşülmediğini, hakkaniyet indirimi yapılmadığını, sulama borularının davacıya ait olduğunun ispatlanmadığını, bilirkişinin kaçınılmazlık unsuru hususunda bir inceleme yapmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, enerji nakil hattında çıkan yangın sonucu davacının tarlalarında meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) "Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme" kenar başlıklı 71. maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur. Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk hallerinin olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayırıma tabi tutarken, TBK tarafından açıklanan hakkaniyet sorumluluğu-özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz. TBK'nın 71. maddesinin birinci fıkrasına göre; "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur." Açıklanan yasal düzenleme uyarınca, tehlikeli işletme sahibi ve varsa işleten, zararlandırıcı sonucun doğmasına yol açan enerji hattının yapım ve bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlardan sorumludur. Sorumluluktan kurtulmanın olumsuz koşulu ise, zarar ile yapım bozukluğu ve bakım eksikliği arasındaki illiyet bağının kesilmiş olmasıdır. Tehlike sorumluluğunun dayandığı temel ilke "Tehlike İlkesi" dir. Tehlike esasına dayanan kusursuz sorumluluğun doğması için, tehlikeli bir olgu ve meydana gelen zarar ile söz konusu tehlikeli olgu arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Tehlikeli bir faaliyeti ile başkasına zarar veren kimse, bu zararın ortaya çıkmasında hiç kusuru olmasa bile sorumludur. Dolayısıyla mahiyeti gereği tehlike oluşturan bir girişimde bulunan kimse, kusurlu olmasa dahi, girişimin neden olduğu zararları tazmin etmek zorundadır. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira, bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, yine de çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple, sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından; bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15). Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda, kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Uygun illiyet bağı ancak üç halde kesilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurudur. Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etme zorunluluğu yoktur. İşletme sahibi veya işletenin meydana gelen zarardan sorumlu tutulabilmesi için kusuru aranmaz. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Ancak, aynı zamanda sorumlu kişinin zararın doğumunda kusuru varsa, bu kusur munzam (ek) kusur olarak gözönünde tutulur. Munzam kusur halinde, kusursuz sorumlu kişi illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı gibi tazminat miktarının takdirinde bu kusur gözönünde tutulabilecektir. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 5. maddesinde; "Kuvvetli akım tesisleri her türlü işletme durumunda, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılmalıdır. Herhangi bir kimsenin dikkatsizlikle de olsa yaklaşabileceği uzaklıktaki kuvvetli akım tesislerinin gerilim altındaki bölümlerine (aktif bölümler) dokunulması olanaksız olmalıdır ve ilerideki bölümlerde belirtilen emniyet mesafeleri ile koruma önlemleri sağlanmalıdır." denilmiştir. Bu bağlamda; elektrik iletim ve dağıtım şirketleri, elektriğin iletildiği hatları denetlemek ve kontrol etmekle yükümlüdür. Dava konusu yangının başladığı Enerji Nakil Hattı eksiklikleri hükme esas alınan raporun değerlendirme kısmında belirtilmiş olup, mevzuat kapsamında bakım-onarım ve periyodik kontrollerinin sağlıklı bir şekilde yapılmamasından kaynaklı çıkan yangında davalı şirketin dava konusu olayda aynı zamanda asli (munzam) kusurlu olduğu sabittir. Hükme esas alınan raporda; davacının her ne kadar yangına karşı tedbir alamayacağı açıksa da, dava konusu taşınmazların yakınında olumsuz duruma sebebiyet verecek etkenleri görmeleri, parselin tam içinden geçen ENH hatları için önceden duyarlı bir şekilde hem davalı şirkete hem de ENH nakil hattın geçtiği arazi sahibine bildirmeleri, hattın ekilip biçilen bir araziden geçmesinden kaynaklı davalı şirket personeline bilgi vererek gelmelerini sağlamak ve direk tabanlarında belli çapta ürün ekilme işlemi yapmamak gibi tedbirler almaları gerektiği, bu durumdan dolayı davacının %20 oranından kusurlu olduğu belirtilmekle birlikte bu kusurun zarar ile eylem arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikte olmadığı, dolayısıyla davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumluluğunun ortadan kalkmadığının kabulü gerekir. Bu husus ancak tazminatın kapsamıyla ilgili olup, belirlenecek miktarın tayininde gözönüne alınmalıdır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında; olayın meydana gelmesinde davalının %80 munzam kusurlu, davacının %20 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı ve hükmedilen tazminatın davacının bölüşük kurusu gözetilerek belirlendiği, ayrıca istinaf aşamasında ileri sürülmeyen hususların temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3460, K. 2026/527, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3460-e-2026-527-k-ca186e491e1b