Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3330 E. 2026/526 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3330
Karar No
2026/526
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1130 E., 2025/915 K. DAVA TARİHİ : 12.11.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/500 E., 2024/261 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'nin, 34 haftalık hamile iken 20.07.2020 tarihinde gebelik zehirlenmesi şikayeti ile başvurduğu davalı şirkete ait Özel ... Sağlık Hastanesinde yapılan muayene ve çekilen EKG neticesinde bebeğin yaşadığının belirlenmesi üzerine, davalı doktor ... tarafından acil olarak sezaryen ameliyatına alındığını, ancak bebeğin davalıların kusurlu hareketi ve ihmali neticesinde ölü olarak doğduğunu, ameliyattan sonra ...'nin his kaybı, mide bulantısı, ağrı, halsizlik şikayetlerinin azalmaması, kan değerlerinin düşmesi, çekilen ultrasonografide batında (karnında) serbest sıvı (iç kanama) izlenmesi, kan kaybı nedeniyle kan takviyesi yapılmak zorunda kalınmasına karşın, davalılar tarafından ileri tetkik ve müdahalelerin yapılmadığını, ...'nin durumunun ağırlaşması ve eşi ile diğer yakınlarının zorlaması sonucu ... ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiğini, ameliyatta sezaryen sırasında ana arter damarının kesilmesi sonucu oluşan iç kanamanın durdurulduğunu, müvekkilinin davalıların kusurlu ve ihmali hareketleri ile hatalı ve yanlış müdahaleleri sonucu bebeğini kaybettiğini ve zamanında müdahale edilmemesi nedeniyle ölümden döndüğünü ileri sürerek; şimdilik 10.000,00 TL maddi, ... için 150.000,00 TL, ... için 100.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı şirket vekili; müvekkili hastane nezdinde çalışan uzman hekim ve sağlık personelince gerekli tüm yükümlülüklerin, tanı ve tedavi yöntemlerinin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, iddialar ve yapılan tedavi neticesinde gerçekleşen durumla ilgili uygun illiyet bağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; zamanaşımı def'inde bulunarak, müvekkilinin dava konusu olayda hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacı annenin hiçbir kontrolü ve gebelik takibinin müvekkili veya çalıştığı hastanede yapılmadığını, olay günü hastanın takiplerini yapan İzmir'deki doktoruyla görüşmesinde ve hasta yakınından alınan bilgilerde hastanın gebeliğinin riskli gebelik olduğu, preeklamsi ve bebekte haftasına göre gelişim geriliği olduğu bilgisini edindiğini, davacının muayenesinde 1-2 parmak açıklığı ile aktif koyu renkli vajınal kanaması olduğu, çocuk kalp sesi dinlemelerinde ve ultrasonda çocuğun kalp atımının olmadığının görüldüğünü, plesanta kaynaklı olması muhtamel pıhtılı kanama alanları görmesi üzerine, yakınlarına bebeğin yaşamadığı, kanaması olduğu, sezeryan ile gebeliğin sonlandırılması gerektiği bilgisi verilerek ameliyata alındığını, bebeğin ölü doğduğunu, plesantanın rahim duvarından ayrılmış olduğu ve rahim içerisinde bol miktarda pıhtılı kan ile dolu olduğunun tespit edilmesi üzerine kanama temizlendikten sonra rahim dikilerek, kanama kontrolü ardından batın katlarının usulüne uygun kapatılarak hastanın servise alındığını, çektirilen tüm karın ultrasonunda karın içinde çok yaygın olmayan yer yer serbest sıvı görüntüleri olduğunun rapor edildiğini, sezaryen esnasında karın içinde kalan kan olabileceği düşünülerek, genel durum ve hemogram takibi yapıldığını, ancak ölçülen kan değerinin 5 gibi bir değerde çıkması, hastanın genel durumunda bozulma olması, kan teminindeki güçlük ve hastanın pıhtılaşma hücrelerindeki ani düşme ve neticesinde DİC gelişme riski nedeniyle hastaya müdahale edilmemesi ve ileri merkeze sevk edilmesi uygun görülerek dış merkeze sevkinin yapıldığını, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyuşmazlığa konu alanda uzman hekimlerden oluşan ve birbirini destekleyen üniversite öğretim üyeleri ve Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen bilirkişi kurul raporları ve tüm dosya kapsamına göre davalıların kusurunun bulunmadığı, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği, tazminat sorumluluğunun şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme dayanak alınan gerekçeli ve denetime uygun Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu raporlarına ve ... Üniversitesi Tıp Fakültesinin adli sağlık kurulu raporlarına göre; dava konusu yapılan olayda, davalıların kusurlu davranışının varlığından ve özen yükümlülüğünün ihlalinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; raporun hükme esas almaya elverişli olmadığını, itirazlar dikkate alınmadan düzenlendiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacı annenin ciddi klinik şikâyetlerinin dikkate alınmadığını, doğum sonrası kanama ve iç kanamaya rağmen ileri tetkik ve müdahalenin yapılmadığının göz ardı edildiğini, dava konusu olayda hem özen borcunun ihlali, hem de aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (özellikle açık onam belgesinin dosyada bulunmaması) gibi çok sayıda ihmal ve kusur olmasına rağmen, Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, müdahale öncesi müvekkilinin bilinci açık olmasına rağmen onam alınmadığını, kanama riski ve damar kesilmesi gibi spesifik komplikasyonlara dair hiçbir bilgilendirme yapılmadığını, davalı hastanenin kan temininde geciktiğini ve bu nedenle müvekkilinin hayati tehlike geçirdiğini, gerekli önlemlerin alınmaması, kan stoklarının yetersizliği gibi ihmallerin bilirkişi raporlarında değerlendirilmediğini, olayda manevi tazminat koşullarının oluştuğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden doğan vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Hükme esas alınan raporların Yargıtay denetimine elverişli olduğu, raporlarda hastanın sevkinde bir gecikme olduğunun belirtilmediği, komplikasyon yönetiminde herhangi bir eksiklik olmadığının bildirildiği, davacıların dava dilekçesinde açıkça aydınlatılmış onama dair bir iddiaları bulunmamakla birlikte dosyada mevcut 20.07.2020 tarihli ''ameliyat ile doğum (sezaryen) bilgilendirme ve rıza belgesi'' başlıklı formun dört sayfadan oluştuğu, her bir sayfanın ayrı ayrı davacılardan ... tarafından saat 06.00'da imzalandığı, formda anne için ve bebek için risklerin ayrı ayrı belirtildiği, rahimden aşırı kanama olabileceğinin da açıklandığı, davacının bebekte kalp seslerinin alınamaması nedeniyle acil şekilde sezaryen ameliyatına alındığının da açık olduğu anlaşılmakla davacıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3330, K. 2026/526, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3330-e-2026-526-k-c4cf66f8a0a6