Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3295 E. 2026/391 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3295
- Karar No
- 2026/391
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1022 E., 2025/1134 K. DAVA TARİHİ : 30.07.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/407 E., 2025/105 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketten 5 18... parsel sayılı taşınmazda bulunan A blok 7 numaralı bağımsız bölümü harici satış sözleşmesi ile 350.000,00 TL'ye satın aldığını, taraflar arasındaki sözleşmede teslim tarihinin 31.08.2021 olarak kararlaştırıldığını, davalı şirket yetkilisinin güvence olarak 31.08.2021 keşide tarihli 550.000,00 TL bedelli çeki müvekkiline verdiğini, müvekkiline tapunun teslim edilmediğini, dava konusu taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye satıldığını belirterek, dava konusu taşınmaz bedeli olarak davalıya ödenen 350.000,00 TL bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncel değerinin dava tarihindeki karşılığının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, itiraz sonucu müvekkili aleyhine davacı tarafça itirazın iptali davasının açıldığını, Mahkemece kısmen kabul kararı verildiğini, dosyanın istinaf edilmesi üzerine İstinaf Mahkemesince Tüketici Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin haciz baskısı altında 21.08.2024 tarihinde 826.110,79 TL ödeme yaptığını, işbu davanın bedelinin ödenmesi sebebi ile davanın konusuz kaldığını, eldeki davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, taraflar arasındaki harici satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sözleşmede yazılı olan söz konusu bedelin de müvekkili şirkete ödenmediğini, bu hususta ispat yükümlülüğünün davacı tarafta olduğunu savunarak, davanın konusuz kalmasından dolayı reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında düzenlenen daire satış sözleşmesine konu edilen daire bedelinin 350.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, bu bedelin davacı tarafından davalı şirketi ödendiğine ilişkin herhangi bir evrak sunulmadığı, ancak sözleşmeye konu taşınmaz sebebiyle davalı tarafça davacıya 31.08.2021 tarihli çekin teminat amaçlı verildiğinin sözleşmenin ekinde yer alan 23.11.2020 tarihli davalının da imzasının bulunduğu belgeden anlaşıldığı ve bu durumun taşınmaz bedelinin ödendiğine dair kanaat oluşturduğu, harici satış sözleşmesine konu edilen mesken niteliğindeki taşınmazın 22.11.2021 tarihinde dava dışı 3. kişiye satıldığı, davacı tarafça eldeki dava dilekçesinin ekinde sunulan ve satışı yapılan daire sebebiyle verilen 550.000,00 TL bedelli çek dayanak gösterilerek takip başlatıldığı ve bu takip sebebiyle davalının banka aracılığıyla 21.08.2024 tarihinde 826.110,79 TL ödeme yaparak haciz kaldırma talebinde bulunulduğu, harici satış sözleşmesi uyarınca ifanın imkansız geldiği tarihin taşınmazın 3. kişiye satıldığı tarih olan 22.11.2021 tarihi olduğu, alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplama neticesinde 350.000,00 TL'nin ulaşacağı değerin 479.488,55 TL olduğunun belirlendiği, davalı tarafından davacıya 826.110,79 TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında davacının taşınmaz satış bedeli uyarınca talep edebileceği herhangi bir tazminat bedelinin kalmadığı, davalı taraf dava açılmasına sebebiyet verdiği için aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, Mahkemece satış bedelinin ifanın imkansız hale gelmiş olduğu tarihteki alım gücünün uyarlanması suretiyle tespit edilen değer dikkate alınarak konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, ancak davalı vekilinin istinaf itirazı doğrultusunda işin esası hakkında karar verilmediğinden maktu karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken aksi değerlendirme ile yazılı şekilde nispi karar ve ilam harcına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; alınan bilirkişi raporunda denkleştirici adalete esas tarih olarak taşınmazın 3. kişiye devri tarihinin alınmasının hatalı olduğunu, ödeme tarihi olan 21.08.2024 tarihine kadarki süreçte davalının sebepsiz zenginleşmesinin devam ettiğini, bilirkişi tarafından hukuki değerlendirme yapıldığını ve bunun hükme esas alındığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; hukuki yarar ve dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin iradi bir ödeme olmayıp, haciz baskısı altında yapılan bir ödeme olduğunu, taraflar arasında gerçek bir taşınmaz satış sözleşmesi imzalanmadığını, davacı tarafça müvekkiline satış bedeli olarak kararlaştırılan bedelin ödenmediğini, müvekkili tarafındana davacıya verilen çekin davacının taraflar arasındaki dava dışı kat karşılığı inşaat sözleşmesinden uğraması muhtemel vergi harç ve cezaları için verildiğini, Mahkemece yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilirken müvekkili tarafından yapılan ödemenin ön inceleme aşamasından önce yapılmış olduğunun dikkate alınmadığını, müvekkili aleyhine nispi oranda ve tam vekalet ücreti yükletilmesinin hatalı olduğunu, karar ve ilam harcının 1/3 oranında alınmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, harici taşınmaz satış sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle ödenen satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulanmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunmasına, söz konusu çek bedelinin dava dışı takip yoluyla davacı tarafça tahsil edilmesine, ifanın imkansız hale geldiği taşınmazın 3. kişiye satıldığı 22.11.2021 tarihin esas alınarak ödenen bedelin bu tarihte ulaşacağı alım gücünün belirlenerek hüküm altına alınmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.