Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3324 E. 2026/385 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3324
Karar No
2026/385
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/590 E., 2025/188 K. DAVA TARİHİ : 28.08.2020

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 12.08.2019 tarihinde bitişik ormanlık alanda meydana gelen yangın nedeniyle oluşan ısıya bağlı olarak davalı şirkete ait tesiste üretilen sprey tüplerinin patlayarak komşu ... ve Yat Malzemeleri Tic. A.Ş.ye ait depolama alanına düştüğünü ve bu alanda müvekkili şirkete ait bulunan fiber bot ve tekne kalıplarının yandığını ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; yangının müvekkili şirkete ait kutuların patlaması ile çıkmadığını, doğrudan ormandan sirayet ettiğini, müvekkili şirketin tüm özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirdiğini, rizikolara ilişkin her türlü önlemi aldığını, uygun üretim ve depolama şartlarını sağlayacak şekilde hareket ettiğini, üretim ve depolama yapılan alanların mevzuata uygun olarak tasarlandığını, müvekkili şirketin tehlikeli iş niteliğindeki faaliyeti olan kimyasal madde (aerosol, solüsyon ve kozmetik sprey) üretiminin tipik riskleri neticesinde de meydana gelmediğini olay ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını, orman yangınının mücbir sebep niteliğinde olduğunu, müvekkili şirketin kullandığı aerosol kaplarının yangın anında içindeki gazın hızla atmosfere karışması nedeniyle yanıcı özellik göstermeyeceğini, bu nedenle yangını taşıyamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.01.2022 tarihli kararıyla; yangının çıkmasında veya artmasında davalının kusurunun bulunduğunun ve ürettiği aerosol yöntemi ile çalışan ilaçlar ve sprey kutularının patlayarak yangını, davacıya ait fiber tekne bot kalıplarının depolandığı alana taşıdığı iddiasının ispatlanamadığı, depolama alanı ile davalı şirket arasındaki mesafe dikkate alındığında, aerosol kapların bina ve duvarları atlayarak depolama alanına ulaşmasının zor bir ihtimal olduğu, depolama alanında bulunan sprey kutuların genel itibariyle yapısının düzgün, üzerindeki yazıların okunabilir olduğu, fiber bot ve tekne kalıplarının olduğu alanın davalı şirketten daha önce yandığı, çıkış nedeni belirlenemeyen orman yangının, depolama alanı ve davalı şirkete sirayet ederek davacının fiber tekne ve bot kalıplarının zarar görmesi ile davalının ürettiği basınçlı kaplar ve işletme faaliyeti arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, tehlike sorumluluğu kapsamına girmediği, davalının kusur sorumluluğu yahut kusursuz sorumluluk hallerine göre sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 15.03.2023 tarihli kararıyla; dosya ekinde yer alan ve yangından on gün sonra Mahkeme kanalıyla yapılan tespitteki bilirkişi görüşleriyle, dosyada alınan kök ve ek rapordaki bilirkişi görüşlerinin uyumlu olduğu, yangın sırasında havadan alınan görüntülerin raporlardaki analizine göre, davacı şirkete ait eşyaların bulunduğu alanın yanmaya başlamasından sonra davalı şirkete ait tesise orman yangınının sirayet ettiği, bu durumda davacı şirketin fiber bot ve tekne kalıplarının yanarak zarar görmesinin nedeninin davalı şirketten fırlayan aeresol kaplar olmadığı, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 09.05.2024 tarihli ilamla; Mahkemece, davalı şirketin iştigal konusunun iş solüsyon, kozmetik sprey ve benzeri maddelerin üretimi ve dolumu faaliyeti olduğu halde kimyasal maddeler konusunda uzman bir bilirkişinin heyete dahil edilmediği, raporda parlayıcı, patlayıcı, tehlikeli ve zararlı maddelerle çalışılan işyerlerinde ve işlerde alınacak tedbirler hakkında değerlendirme yapılmadığı, diğer taraftan davacı tarafça aynı olay nedeniyle Orman İdaresi aleyhine tazminat davası açıldığı ve davada davalı İdare tarafından zararın sorumlusunun davalı şirket olduğu iddiasında bulunulduğu anlaşılmakla önceki bilirkişiler dışında, davalı şirketin iştigal konusu ile ilgili kimyasal maddeler konusunda uzman bir bilirkişinin de dahil edilmesiyle oluşturulacak bilirkişi heyetinden, önceki bilirkişi raporları da değerlendirecek biçimde, davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olup olmadığı konusunda Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması, ayrıca davacı tarafından Orman İdaresi aleyhine açılan davada değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuyla, davalının yangın çıkmasında veya artmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacı tarafça davalı şirketin ürettiği aerosol yöntemi ile çalışan ilaçlar ve sprey kutuların patlayarak yangını, davacıya ait fiber tekne bot kalıplarının depolandığı alana taşıdığı iddiasının ispatlanamadığı, tehlike arz eden bir işletmenin her türlü faaliyeti sonucu doğan zararların tehlike sorumluluğunu doğurmayacağı, o işletmeye özgü tipik tehlikeyi gerçekleştirmeye elverişli faaliyetlerden doğan zararların tipik zarar olarak bu madde kapsamında sorumluluğa yol açacağı, somut olayda ise çıkış nedeni belirlenemeyen orman yangının, depolama alanı ve davalı şirkete sirayet ederek davacının fiber tekne ve bot kalıplarının zarar görmesi ile davalının ürettiği basınçlı kaplar ve işletme faaliyeti arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, doğan zararın tipik tehlikenin doğurduğu tipik bir zarar olmadığı ve tehlike sorumluluğu kapsamına da girmediği, davalının kusur sorumluluğu yahut kusursuz sorumluluk hallerine göre sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkilinin fiber bot depolama yaptığını, üretimi gerçekleştirmediğini, Aerosol Kaplar Yönetmeliği’nin 2021 yılındaki değişikliğinin değerlendirildiğini, olayın 2018 yılında meydana geldiğini, bozma sonrası alınan raporun hükme esas alınacak nitelikte olmadığını, davalının depolandığı alanlarda alınması gereken asgari yangın söndürme önlemlerinin parlayıcı, patlayıcı, tehlikeli ve zararlı maddelerle çalışılan işyerlerinde ve işlerde alınacak tedbirler hakkında ilgili idari düzenlemeler ile 30.11.2000 tarihli ve 24246 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aeresol Kaplar Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde alınmadığından zarara neden olduğunu, davalının üretim tesisinin uygun nitelik ve yeterlikte yangın söndürme sistemine sahip olmadığını, yangına dayalı olarak patlayan aeresol tüplerin müvekkili şirketin kısmi kullanımında olan depolama tesisinin değişik bölgelerinde yangın çıkarttığını, bu hususun davalı şirketten kaynaklandığını gösterdiğini, Orman Genel Müdürlüğü aleyhine Kocaeli İdare Mahkemesi nezdinde açılan davada, Orman İdaresinin zararın kaynağının davalı şirket tarafından yangına dair asgari tedbirlerin alınmaması, davalı şirketçe özel koşullarda depolanması gereken aeresol tüplerinin açıkta depolanıp yangın sürecinde patlayarak müvekkil şirkete ait tekne kalıplarının yanmasına sebep olunduğu iddiasında bulunduğunu, tüm aeresol üreticilerinin bağlı oldukları Avrupa Aerosol Federasyonu kurallarına harfiyen uymak zorunluluğu hiç irdelenmeden, aerosollü ürünler gerekli önlemler alınmadığı takdirde bir bomba kadar etkili olduğu bilgisinden uzak bir bilirkişinin uzmanlığı ile davanın karara bağlanmasının Yargıtay Dairesinin bozma ilamı ile açık çelişki yarattığını, bozma ilamına uyulmasına rağmen gereklerinin yerine getirilmediğini ileri sürerek, kararın kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sirayet eden yangın nedeniyle davalı şirketçe üretilen ürünlerin patlayarak davacı şirkete ait eşyalarının zarar görmesine sebebiyet verdiği iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporunun taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ve hükme esas alınmaya uygun olmasına, davalı Orman İdaresi aleyhine açılan dava sonucunda İdare Mahkemesince verilen kararda davalının kusurlu olduğundan bahsedilmediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, 02.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3324, K. 2026/385, T. 02.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3324-e-2026-385-k-ba533fe01bd1