Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2142 E. 2025/5554 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2142
Karar No
2025/5554
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/779 E., 2025/374 K. DAVA TARİHİ : 09.02.2021, 31.03.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : Dinar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/122 E., 2024/89 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten 01.12.2014 tarihli fatura ile 260 adet chandler çeşit 40 adet ..... çeşit olmak üzere toplam 300 adet ceviz fidanı satın aldığını ve kendi taşınmazına diktiğini gerekli her türlü sulama bakım ve masrafı yaptığını, ancak müvekkilinin tüm çabalarına ve aradan geçen 7 yıla rağmen fidanların gelişimi, meyve sayısı ve diğer özellikleri itibariyle komşu taşınmazdaki aynı tür ağaçlar kadar iyi olmadığını, bunun üzerine ... AHM 2020/95 Değ. iş sayılı dosyasında tespit talep ettiğini, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda ağaçların faturada yazılı çeşitte olmadığı ve müvekkilinin 282.327,50 TL zararının olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek müvekkilinin uğradığı tüm zararlar için (fatura bedeli, dikim, bakım masrafları, gelir kaybı, yenileme ve aşılama giderleri) şimdilik 100.000,00 TL’nin tespit tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, asıl davaya konu fidanları üreten davalının 5553 sayılı Tohumculuk Kanununun 11.maddesi gereği müvekkilinin zararından satıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek müvekkilinin uğradığı tüm zararlara karşılık şimdilik 100.000,00 TL’nin tespit tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı vekili, yetkili mahkemenin fidanların davacıya teslim edildiği Bursa mahkemeleri olduğunu, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, davacının fidanları 2014 yılında satın aldığını, davanın 7 yıl sonra açıldığından 5553 sayılı Kanunun 11.m maddesinde belirtilen 6 ay ve 2 yıllık sürelerin geçtiğini, ceviz fidanlarının 3-4 yıl içinde ürün verdiğini, davacının fidanların cinsini en geç 2018 yılında öğrenmiş olması gerektiğini, davacının bugüne kadar müvekkiline ayıp ihbarında bulunmadığını, hem fidanlardan faydalanmaya devam ettiğini hem de tazminat talep ettiğini, delil tespiti dosyasına sunulan rapora itiraz ettiklerini, davacının müterafik kusuru olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, fidanların müvekkilinden alınan fidanlar olup olmadığının ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin sattığı fidanların yasal olarak vermek zorunda olduğu sertifika ve faturalarını düzenleyip niteliklerini belirttiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili, 5553 sayılı Kanunun 11.maddesinde yer alan süreler geçtikten sonra dava açıldığını, dava konusu edilen ağaçların müvekkilinin ürettiği fidanlar olduğunu davacının ispat etmesi gerektiğini, ceviz fidanının cinsini belli edecek şekilde gelişmesinin en fazla 1 yıl sürdüğünü, oysa davacının 7 yıl sonra dava açtığını ve bundan önce ayıp ihbarında bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2022 tarihli davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verdiği ilk kararın Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli kararıyla kaldırılmasına karar verilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılamanın sonunda ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporunda; dava konusu bahçe açısından teknik olarak 2015-2019 yılları arasında ceviz yetiştiriliğine engel olabilecek iklim koşullarının oluşmadığı, iklim verilerinin 2015-2019 yılları arasında ceviz için optimum koşulları sağladığı, davaya konu bahçe açısından zarara sebep olan çeşit farklılığının teknik açıdan net olarak tespit edilebileceği tarihin ağaçların yaş bakımından 5. yılı, ürün bakımından ise 2. ürün yılı hasat sonu dönemi olduğu, bu bahçe için bu tarihin 01.11.2019 olarak kabul edilebileceği yönünde görüş bildirildiği, buna göre davacının satın aldığı fidelerin özelliklerini anlayabileceği ve zararının tespit edilebilir hale geldiği tarihin 01.11.2019 tarihinden 9 ay geçtikten sonra delil tespiti talebinde bulunduğu, 1 yıldan fazla süre geçtikten sonra da dava açtığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bilirkişiden alınan denetime elverişli, usul ve yasaya uygun rapor uyarınca dava konusu bahçe açısından teknik olarak 2015-2019 yılları arasında ceviz yetiştiriliğine engel olabilecek iklim koşullarının oluşmadığı, iklim verilerinin 2015-2019 yılları arasında ceviz için optimum koşulları sağladığı, davaya konu bahçe açısından zarara sebep olan çeşit farklılığının teknik açıdan net olarak tespit edilebileceği tarihin ağaçların yaş bakımından 5. yılı, ürün bakımından ise 2. ürün yılı hasat sonu dönemi olduğu, bu bahçe için bu tarihin 01.11.2019 olarak kabul edilebileceğinin belirtilmesine, bilirkişi raporunda davacının tarlasının fiziki durumunun ve fidanların dikim tarihinden sonraki somut iklim koşullarının da değerlendirilmesine göre verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, müvekkilinin diktiği fidanların ilk 3-4 yıl (2016, 2017, 2018, 2019) hiç meyve vermediğini, 5 yılın ürün zamanı olan Ağustos ayında da ürün alamadığını farkedip davalıya durumu bildirdiğini, davalıdan yanıt alamayınca delil tespiti talep ettiğini, cevizlerin cinsinin ve zararın ancak uzman bilirkişi tarafından tespit edilebileceğini, delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunun müvekkiline 26.10.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, delil tespiti dosyasında ilk alınan raporda bilirkişi tarafından dahi ceviz cinsi ile zararın tespit edilememiş olduğunu, 5553 sayılı Kanunun 11. Maddesindeki sürenin zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren başladığını, müvekkilinin zarara uğradığını delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edildiği tarihte öğrendiğini, davalı şirket için 18.11.2020 tarihinde diğer davalı için 10.03.2021 tarihinde arabulucuya başvurduğunu, asıl dava tarihinin 09.02.2021 birleşen dava tarihinin 31.03.2021 olduğu dikkate alındığında davaların süresi içinde açıldığının anlaşıldığını, öte yandan her ne kadar Rapor’da, davaya konu bahçedeki ceviz fidanlarının ürün yılı hesabında 1.yıl olarak 2015 yılı baz alınmış ise de, dosya içerisindeki Dinar İlçe Tarım Müdürlüğü kayıtlarına göre, davaya konu fidanların 10.02.2015 tarihinde dikilmiş olup, ağaç ve ürün yaşı hesabında fidanların dikildiği tarih değil, ertesi yıl yani 20 16... .yıl olarak hesap edilmesi gerektiği, buna göre çeşit farklılığının anlaşılabileceği tarihin 01.11.2020 olduğunu, ayrıca red sebebi aynı olan davalılar yararına tek maktu vekalet ücreti taktir edilmesi gerekmesine rağmen, davalılar yararına iki vekalet ücreti taktir edilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, satım konusu fidelerin ayıplı olması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın üretici ve satıcıdan tazmini istemine ilişkindir. 5553 sayılı Tohumculuk Kanunun 11. maddesinde, fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişilerin, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlü oldukları, bunların zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilecekleri ve davanın zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Somut olayda her ne kadar alınan bilirkişi raporuyla fidelerdeki çeşitliliğin net olarak tespit edilebileceği tarih olarak belirlenen 01.11.2019 tarihinde davacının zararını tespit edebileceği kabul edilerek asıl ve birleşen dava tarihlerinde belirtilen yasal sürelerin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı fidelerin satın aldığı cinsten farklı cinste olduğunu delil tespiti dosyasında alınan 19.10.2020 tarihli bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edildiği 26.10.2020 tarihinde öğrenmiş olup, bu tarihten asıl dava tarihi olan 09.02.2021 tarihine ve birleşen dava tarihi olan 30.03.2021 tarihine kadar yasal 6 aylık süre geçmemiştir. Buna göre İlk Derece Mahkemesince davaların süresinde açıldığı kabul edilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 371. maddesi gereği BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2142, K. 2025/5554, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-2142-e-2025-5554-k-e968294a361f