Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2031 E. 2025/5396 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2031
Karar No
2025/5396
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/410 E., 2025/83 K. DAVA TARİHİ : 22.09.2011

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin eczacı olduğunu, davalının yaptığı denetim sonucu, aralarındaki ilaç tedarikine ilişkin Protokolün (6.3.3), (6.3.10) ve (6.3.19.) maddelerine aykırı davrandığı ileri sürülerek fesih ve cezai şartın haksız olarak uygulandığını belirterek, fesih ve cezai şart uygulanmasına ilişkin işlemin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, işlemin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.07.2013 tarihli kararıyla; davacı eczacının kasıtlı olarak devleti zarara uğratmak amacıyla bu işlemleri yaptığının ve sahte küpür kullandığının kanıtlanmadığı, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere sözleşmenin (6.3.19.) maddesinin davacı eczacı tarafından ihlal edilmediği sonucuna varıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurumun dava konusu sözleşmenin 2 yıl feshi suretiyle ve toplam 58.691,10 TL ceza uygulaması suretiyle yapmış olduğu haksız muarazanın önlenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13.Hukuk Dairesince verilen 12.03.2015 tarihli ilamla; taraflar arasındaki Protokolün (6.3.3), (6.3.10), (6.3.19.) maddeleri uyarınca davacı hakkında fesih ve cezai şart uygulandığı, davacı eczacı ve eczane çalışanı dava dışı E. P. nin de aralarında bulunduğu kişiler hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlaması ile dava açıldığı, Trabzon 2 Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/114 esasında görülen davanın halen derdest olduğu, taraflar arasındaki ilaç verilmesine ilişkin sözleşmenin bağlı olduğu 2012 yılı ilaç verme Protokolünde, (6.3.3) ve (6.3.10.) maddeleri yönünden lehe hükümler getirmekte ise de, (6.3.19.) maddedeki kastın tartışılması bakımından ceza mahkemesindeki yargılamanın sonucunun beklenmesi gerektiği, hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat hükmü ile bağlı değil ise de maddi vakıaların tesbiti açısından kararın bağlayıcı olacağı, bu nedenle her iki tarafın da delil olarak dayandığı ceza davası dosyasının beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/114 Esas sayılı dosyanın sonuçlanmasının beklenildiği, davacı yönünden Resmi Belgede Sahtecilik ve Kamu Kurum ve Kuruluşların Zararına Dolandırıcılık suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 11.04.2022 tarihinde kesinleştiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının ceza hukuku açısından maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği, bu kapsamda ceza mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimini bağlamayacağı, ilgili ceza kararının incelemesinde; davacı sanığın hangi eylemlerinden ötürü Kamu Kurum ve Kuruluşların Zararına Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik suçları işlediği delillerle birlikte tam olarak ortaya konulmadığı, bu kapsamda davacının sahteliği ispatlanmış bir belgeyi kasten bu niteliğini bilerek kullandığından söz edilemeyeceği, kesinleşen ceza dosyasından sonra alınan heyet bilirkişi raporunda da ilgili reçete muhteviyatlarının hastalar tarafından alınarak kullanıldığı tespitinden hareketle, yenilenmiş 2012 yılı İlaç Protokolü hükümleri de birlikte dikkate alındığında, davacı aleyhine uygulanan cezai işlemin ve 2 yıl süre ile sözleşmenin feshi işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu kapsamda iptal talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurumun davacıya kesilen para cezası ve 2 yıl süreli fesih işleminin iptaline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacı hakkında Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/114 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda mahkumiyet hükmü kurulmuşsa da, davacının ilk suçu olması hasebiyle neticeten hükmün açıklanmasının ertelenmesine dair karar verildiği, yani ceza davası sonucu davacının mahkum olduğu, ceza mahkemesinde yapılan yargılama sırasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep edenin davacının bizatihi kendisi olduğunu, ayrıca müvekkili Kurum zararının hak edişlerinden kesinti yaparak tahsil etmesine rağmen davacı tarafın kesintinin iptaline yönelik bir talebinin bulunmadığı, yapılan kesintinin tarafına iadesi için girişiminin olmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu, hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, fesih işleminde herhangi bir yanlışlık bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davacı eczacı aleyhine uygulanan sözleşmenin feshi ve cezai şart işleminin iptali istemine ilişkindir. 1. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Somut olayda; davacı eczacı hakkında sahtecilik ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlarından dolayı açılan ceza davasında, davacı yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 tarihli ve 2011/19-639 E. - 2012/30 K. sayılı ilamında da özetle vurgulandığı üzere, "...maddi olgunun belirlenmesi yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231), kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamayacağının kabulü gerekir.'' Eldeki davada Mahkemece ceza mahkemesi kararının incelemesinde; davacı sanığın hangi eylemlerinden ötürü Kamu Kurum ve Kuruluşların Zararına Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik suçları işlediği delillerle birlikte tam olarak ortaya konulmadığı, bu kapsamda davacının sahteliği ispatlanmış bir belgeyi kasten bu niteliğini bilerek kullandığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. O halde Mahkemece; uyuşmazlığın konusunu oluşturan reçetelerde adı geçen hastaların, tanık olarak dinlenmesi ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine teslim edilip edilmediği reçetelerin arkasındaki imzaların kendisine ait olup olmadığı sorulduktan sonra reçetelere konu ilaçları alıp almadığının tespit edilmesi ve sonradan yürürlüğe giren protokol hükümleri de dikkate alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2031, K. 2025/5396, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-2031-e-2025-5396-k-dbcdcc3a6240