Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/5761 E. 2025/15847 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5761
Karar No
2025/15847
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/425 E., 2020/322 K.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket tarafından .... ve .... plakalı araçlar ile ... (.. Bayii) isimli müşteriye yakıt ikmali yapılırken araçlarının .. ili, .. Jandarması tarafından 23.07.2003 tarihinde el konularak başka bir suç nedeniyle devam eden tahkikat için işleme tabi tutulduklarını, müvekkili firmaya ait araçların kaçak akaryakıt taşımadığını, müvekkili firma araçlarında rafineriden alınan yakıtın müşteriye götürüldüğü yönündeki tüm itirazlarının ve belge sunumlarının kabul görmeyerek araçlara el konulduğunu, müvekkili firmaya ait araçların Gümrük Müdürlüğüne teslim edilirken tartılarının yapıldığını ve kaçak eşyaya mahsus tespit varakalarının düzenlenerek hem araçların hem de araçların üzerinde bulunan yakıtların .. Gümrük Müdürlüğünce teslim alındığını, Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinde karar bağlanan 2003/181 E. sayılı ceza davası nedeniyle müvekkili şirketin araçlarında bulunan ve el konulan akaryakıtın .. Tasfiye İşletme Müdürlüğü (TASİS) tarafından 23.09.2004 tarihinde satıldığını, müvekkili firmanın rafineriden almış olduğu motorine (KDV+ÖTV ve diğer vergiler dahil olmak üzere) satış fiyatı üzerinden ödeme yaptığını, hesaplanacak olan tutarın dava tarihi itibariyle pompa satış fiyatlarına göre hesaplanması gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalması koşulu ile davanın kabulüne, 15.735,00 TL teminat olarak ödenen tutar ile 5.000,00 TL yakıt bedeli olmak üere toplam 20.735,00 TL aacaklarının ödenmesine karar verilmesini, motorinin (yakıtın) dava tarihi itibariyle akaryakıt istasyonlarındaki pompa satış fiyatlarına göre bedilinin belirlenmesini ve belirlenecek bedele dava tarihinden itibaren ödeme aşamasına kadar yasal faiz uygulanmak suretiyle ödeme yapılmasına karar verilmesini, teminat bedeli olarak taraflarından alınan 15.735,00 TL tutara da 17.10.2005 tarihinden ödeme aşamasına kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacı şirketin motorin bedelinin ödenmesi için idareye hiçbir müracaatının bulunmadığını, .. Gümrük Müdürlüğünün 23.04.2004 tarih ve 4772 sayılı yazılarıyla ... ve ... plakalı boş tankerlerin .. Tasfiye İşletme Müdürlüğünce teslim alınması bildirildiğinden ... plakalı tankerin 09.04.2004 tarihinde teslim alındığını, .. Gümrük Müdürlüğünün 06.07.2005 tarih ve .. sayılı yazılarıyla 1993 model .. marka .... plakalı tankerin Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 20.06.2005 tarih ve 2003/181 sayılı kararına istinaden kasko değerinin yarısı kadar meblağın .. Gümrük Saymanlık Müdürlüğüne 677645 sıra nolu 06.07.2005 tarihli Gümrük vezne alındısı ile yatırıldığı bildirilerek söz konusu karar doğrultusunda aracın .. vekili ..'a teslim edilmesinin istenildiğini, Antalya Gümrük Müdürlüğünün 17.10.2005 tarih ve 17835 sayılı yazılarıyla ... plakalı aracın Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 20.06.2005 tarih ve 2003/181 sayılı kararıyla ..'a teslim edilmesinin istenildiğini ve .. Tasfiye İşletme Müdürlüğünce de bahse konu aracın 18.10.2005 tarihinde ..'a teslim edildiğini, davalı idarece yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olarak yapılmış olduğunu, idarenin davacıların zarara uğramasına sebebiyet verecek herhangi bir hatalı işlemi bulunmadığını, bu nedenlerle davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, kabul edilmediği takdirde esastan reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin, 17.12.2015 tarihli ve 2012/408 Esas, 2015/515 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine, akaryakıt bedelinden kaynaklı olarak davacı alacağı olan 150.864,64 TL'nin 5.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, bakiyesine de ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, emanette bulunan 16.100,00 TL'lik akaryakıt satışından elde edilen bedelin davacı tarafa ödenmesi halinde davacı alacağından alacağının ödenmesi sırasında mahsup işlemine tabi tutulmasına, fazlaya dair talebin de reddine, 15.735,00 TL'lik araç iadesi için teminat olarak verilen alacak bedelinin de bu teminatın ödenme tarihi olan 07.10.2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilamıyla somut olay değerlendirildiğinde; davanın Maliye Hazinesine yöneltilmesi gerekirken, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Tasfiye Hizmetleri (TASİŞ) Genel Müdürlüğüne yöneltilmiş olmasının temsilcide yanılma olarak kabul edilmesi gerektiği, mahkemece öncelikle davacıya süre verilerek dava dilekçesinin .. Hazinesine tebliği ile taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "... Elmalı Ağır ceza mahkemesinin 2003/181 esas sayılı kamu davasının bulunduğu, en son Yargıtay bozması sonucu 2013/30 esasını aldığı, 24.09.2013 tarih ve 2013/209 sayılı karar ile açılan kamu davasının zamanaşımı nedeni ile bütün sanıklar yönünden ayrı ayrı düşürülmesi kararının verildiği, bu nedenle açılan tazminat talepli davanın uzatılmış ceza davası süresi de nazara alındığından zamanaşımına uğramasının söz konusu olmadığı, verilen kararda dava konusu yapılan akaryakıtın müsaderesine ilişkin bir hükmün de bulunmadığı, zamanaşınıma bağlı olarak kamu davasının ortadan kaldırılmasının akaryakıt ya da bedelinin iadesine engel teşkil etmediği, bilakis bedelinin iadesinin zorunlu hale geldiği, davacı taraf iddiasına göre iadesi gereken akaryakıtın 68.546 litre olup 57.140 kilarama tekabül ettiği, el konulan akaryakıtı taşıyan 19... plakalı aracın tescil kaydına göre istiap haddinin 16.500 kg. olduğu, ancak 26.880 kg. motorin taşıyabileceği, ayrıca 07... plaka sayılı diğer aracın istiap haddinin de 17.000 kg olup 30.260 kg motorin taşınmasının da yasal olarak ve filen mümkün olmadığı, davacıya ait davalı idare tarafından el konularak satışı yapılan motorin miktarının 43.856 lt olup 36.557 kg'ye tekabül ettiği, dava tarihindeki lt bedelinin 3,44 tl olup toplam parasal değerinin 150.864,64 TL olduğu, 11.11.2015 tarihli içerisinde enerji uzmanı, yeminli mali müşavir ve tehlikeli madde güvenlik danışmanı makine mühendisi bilirkişinin de yer aldığı heyetin verdiği 11.11.2015 tarihli rapor ve içeriğinin bilimsel ve gerçekçi verilere dayanılarak hazırlandığı, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu belirlendiğinden dikkate alınması gerekmiş davacı taraf iddiasını, aracın ve yükün birlikte tartıldığı kantar fişindeki toplam ağırlığa dayandırıldığı, oysa tartı sonuçlarının araçlarda bulunan yakıt miktarını göstermeyip aracın net ağırlığı ile birlikte araçlarda bulunan yakıt miktarının toplamını gösterdiğinden davacı tarafın aksi yöndeki iddia ve beyanlarına hukuken itibar edilmesi mümkün görülmemiş ayrıca davalı tarafın davalı idarenin kusursuz olduğu yönündeki iddialarına davacıya ait araçlardan dava dışı .. Bayi isimli müşteriye ait araçlara yakıt ikmali yapılırken başka bir olaydan dolayı alınan ihbar üzerine el konularak cezai yönden işlem başlatılarak akaryakıtın tasfiyesine ve aracın el konulmasına davalı tarafça sebebiyet verilmekle davacının bu olaya kusuru ile sebebiyet vermediği, kusurun tamamı ile yapılan el koyma ve tasfiye işlemlerinde gerekli özen ve titizliği göstermeyen ve zamanında davacıya iadeyi sağlamayan davalı idarede olduğu, tazminattan bu nedenle davalı idare lehine bir indirimin de gerekmediği, Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/425 Esas sayılı dosya konusu talebin araca el konulması nedeni ile ticari kazanç kaybı ayrıca araca yapılması gereken bakım ve tamirat giderlerinden kaynaklı alacak talepli dava olduğu, talep konusunun farklı olması nedeni ile derdestlik itirazının kabulünü gerektirecek yasal şartların oluşmadığı anlaşıldığından bu yöndeki davalı itiraz ve iddialarına hukuken itibar edilmesi gerekmemiş bu gerekçelere binaen dava ve ıslah dilekçesi nazara alınarak davacı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, akaryakıtın satışı sonucu emanete alınan 16.100,00 TL'lik akaryakıt satışından elde edilen bedelin davacı tarafa ödenmesi halinde davacı alacağının ödenmesi sırasında akaryakıt alacak bedeli olan 150.864,64 TL'den bu bedelin mahsup edilmesine, fazlaya dair talebin reddine, araç iadesi için verilen 15.135,00 TL'lik teminatın da ödenme tarihi olan 07.10.2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine..." gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile akaryakıt bedelinden kaynaklı davacı alacağı olan 150.864,64 TL'nin 5.000,00 TL'sine dava tarihinden, bakiyesine de ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalı ... Hazinesinden tahsili ile davacıya verilmesine, emanette bulunan 16.100,00 TL'lik akaryakıt satışından elde edilen bedelin de davacı tarafa ödenmiş olması halinde davacı alacağından alacağının ödenmesi sırasında mahsup işlemine tabi tutulmasına, fazlaya dair talebin de reddine, 15.735,00 TL'lik araç iadesi için teminat olarak verilen alacak bedelinin de bu teminatın ödenme tarihi olan 07.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hazinesi'nden tahsili ile davacıya verilmesine, davalı olarak gösterilen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Tasfiye Hizmetleri Genel Müdürlüğü yönünden temsilde hataya düşüldüğü anlaşıldığından bu kurumlar hakkında iş bu dava nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile verilen kararın yerinde dolmadığını, mahkemece yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporuna göre tankerlerin yük kapasitesinin 57.140 kg. akaryakıtı taşıyamayacağının aşikar olduğunu, el konulan akaryakıtın 16.100.000.000 TL bedelle ihale edildiğini ve bedelin 30.09.2004 tarihli banka dekontu ile tahsil edilerek satış bedelinin .. ve arkadaşları adına emanete alındığını, idarece yapılan işlemler usul ve yasa hükümlerine uygun olarak yapılmış olup hukuki dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık davacıya ait akaryakıta haksız olarak el konulması nedeniyle uğranılan zarar ile el konulan araçların iadesi için ödenen teminatın davacıya ödenmesi talebine ilişkindir. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda (mülga) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 53. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.74) düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını; öngörmesi esasına dayanmaktadır. 818 sayılı BK’nın “Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53. maddesinde: “Hâkim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır (6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi hükmü de aynı yönde düzenleme içermektedir.). Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, BK’nın 53.maddesi bir engel oluşturmayacaktır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Somut davada, Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 16.03.2010 tarihli, 2003/181 Esas ve 2010/127 Karar sayılı kararıyla, ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiş, el konulan araç ve akaryakıt hakkında karar verilmemiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 19.12.0212 tarihli ve 2012/5094-2012/31331 sayılı kararıyla, zamanaşımınının sanıklar yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi için mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 2013/30 Esas ve 2013/2918 Karar sayılı kararı ile ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırmasına karar verilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 12.03.2018 tarihli ve 2015/15931 Esas, 2018/2476 sayılı ilamıyla el konulan eşyanın müüsaderesi konusunda mahallinde her zaman karar verilebileceği belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir. Mahkemece el konulan akaryakıt ve teminatın (el konulan araçlar sahiplerine teminat karşılığı iade edildiğinden) müsaderesi yönünden değerlendirilmesi amaçlı verilen kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesince bozulması üzerine dosyanın yeni esasa kaydedildiği, Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2024 tarihli ve 2024/55 Esas, 2024/729 Karar sayılı ilamıyla verilen hükmün temyiz edildiği ve halen temyiz incelemesinin devam ettiği, hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, müsadere konusunda maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimini bağlayacağı gözetilerek Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/55 Esas ve 2024/729 Karar sayılı ilamının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesinleşen Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/30 Esas ve 2013/2918 Karar sayılı ilamında müsadereye ilişkin bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi, doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. 2. Bozma ilamının neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/5761, K. 2025/15847, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-5761-e-2025-15847-k-03c9bed85f29