Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/8299 E. 2025/15848 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8299
Karar No
2025/15848
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/83 E., 2023/346 K.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket tarafından 07... ve 19... plakalı araçlarla ... (.. Bayii) adlı müşteriye satılan yakıt taşınırken .. Jandarma Komutanlığı tarafından 23.07.2003 tarihinde başka bir suç nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında araçlara el konulduğunu, araştırdıklarında aynı gün .. açıklarında bir gemiye de akaryakıt kaçakçılığı nedeniyle el konulduğunu ve civarda akaryakıt taşıyan tüm tankerlere de el konulduğunun öğrenildiğini, araçların deposundaki akaryakıtların 06.08.2003 günü .. Gümrük Müdürlüğüne teslim edildiğini, raçların da satılamaz devredilemez şerhi ile muhafaza altına alındığını, yapılan numune incelemesinde akaryakıtların TSE standartlarına uygun olduğunun anlaşıldığını, ağır ceza mahkemesinin ara kararı gereği 07... plakalı aracın 12.07.20 05... .. .. plakalı aracın da 18.10.2005 tarihinde teminat karşılığı iade edildiğini; el konulan akaryakıtın ise .. Tasfiye İşletme Müdürlüğü .. tarafından 23.09.2004 tarihinde satıldığını, ancak bedelin ödenmediğini, araçlarda da hasar oluştuğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalarak el konulan 57.140 kg akaryakıt için şimdilik 5.000,00 TL tazminat, akaryakıttan dolayı 94.700,00 TL yoksun kalınan kâr, her iki araç için toplam 148.029,00 TL tazminat ve araçtaki değer kaybı ve onarım bedeli için 10.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, 15.01.2029 havale tarihli davanın tamamen ıslahı dilekçesi ile sadece 19... plakalı araç yönünden 45.241,00 TL kazanç kaybının el koyma tarihinden, araç bakım ve tamiratı gideri olarak 33.552,94 TL tazminatın ise ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini belirterek, davanın zamanaşımı ve esastan reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.11.2014 tarihli ve 2014/376 Esas, 2014/519 Karar sayılı ilamıyla, davada idari yargının görevli olduğu, mahkemenin görevinin bulunmadığı anlaşılmakla; davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.11.2015 tarihli ve 2015/12124 Esas, 2015/12938 Karar sayılı ilamıyla; 01 Haziran 2005 tarihinden önce, 23.07.2003 tarihinde yapılan işlemlerden kaynaklanan eldeki tazminat davasına bakma görevinin adli yargıda asliye hukuk mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.03.2017 tarihli ve 2016/91 Esas, 2017/22 Karar sayılı kararı ile; davacı şirkete ait aracın kaçak akaryakıt taşıdığı iddiası ile .. Jandarma Komutanlığınca el koyma işlemi yapıldığı ve söz konusu araç ve yakıtın .. Gümrük Müdürlüğüne teslim edildiği, el konulan 57.140 kg akaryakıtın Tasfiye İşletme Müdürlüğü tarafından 23.09.2014 tarihinde satıldığı, davacı tarafından .. ve .. Bakanlığı hasım olarak gösterilmesi gerekirken .. Bakanlığı hasım olarak gösterildiği gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. C.Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 05.10.2017 tarihli ve 2017/2571 Esas, 2017/5462 Karar sayılı ilamıyla; "...davacı şirkete ait akaryakıta Jandarma Komutanlığınca el konulması ve el konulan akaryakıtın Tasfiye İşletme Müdürlüğü tarafından satılması, davalı ... Hazinesine husumet yöneltilemeyeceği anlamına gelmez. .. ..nin genel bütçeye dahil idareleri davada temsil etme yetkisi vardır. Açıklanan nedenlerle davalıya husumet düşer. Mahkemece açıklanan yön gözetilerek, işin esasına girilip delillerin değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın husumet yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla, davacı şirkete ait araca kaçak akaryakıt taşıdığı iddiasıyla .. Jandarma Komutanlığınca 23.07.2003 tarihinde el konulduğu, söz konusu araç ve akaryakıtın .. Gümrük Müdürlüğüne teslim edildiği, el konulan akaryakıtın Tasfiye İşletme Müdürlüğü tarafından 23.09.2014 tarihinde satıldığı, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğu, kazanç kaybına yönelik tazminat bakımından taleple bağlı kalınarak 45.241,00 TL tazminatın davalıdan yasal faiziyle alınarak davacıya verilmesine, bakım, onarım ve tamirat masrafları ile ilgili talep bakımından ise davacı tarafından sunulan teklif formlarında belirtilen tutarların enflasyon verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama uygun görülerek 9.839,49 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kabul anlamına gelmemekle beraber davacı tamir ve bakım masrafına ıslah tarihinden itibaren faiz talep ettiği halde mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olup bu durumun taleple bağlılık ilkesi gereği usul ve yasaya aykırı olduğunu, ıslah ile talep sonucu daraltılamayacak olup davacının dilekçesinin kısmi feragat olarak değerlendirilmesi, dava açılırken talep ettiği toplam alacak üzerinden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek reddedilen miktar üzerinden vekalet ücreti/yargılama gideri hesaplanması gerektiğini, .. 15. ve 20. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden davaların konusu ile işbu davanın konusu aynı olup davacı tarafın bu durumu bilmemesi/bilemeyecek durumda olmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın derdestlik/kesin hüküm gibi dava şartı yokluğuna takılmamak için, iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacak şekilde davanın ıslah edilmiş olması nedeniyle HMK'nın 182. maddesinin uygulanması talep edilmişse de mahkemece bu talep hakkında da herhangi bir karar verilmediğini, bakım, tamirat ve yenileme masrafları hususundaki davanın ispatlanamadığını, hesaplanan kazanç kaybında zorunlu giderlerin düşülmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıya ait akaryakıta haksız olarak el konulması nedeniyle uğranılan zarar ile el konulan araçların iadesi için ödenen teminatın davacıya ödenmesi talebine ilişkindir. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda (mülga) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 53. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.74) düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. 818 sayılı BK’nın “Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53. maddesinde: “Hâkim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır (6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi hükmü de aynı yönde bir düzenlemeyi içermektedir.). Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, BK’nın 53.maddesi bir engel oluşturmayacaktır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Somut davada, Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 16.03.2010 tarihli, 2003/181 Esas ve 2010/127 Karar sayılı kararıyla, ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiş, el konulan araç ve akaryakıt hakkında karar verilmemiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 19.12.2012 tarihli ve 2012/5094-2012/31331 sayılı kararıyla, zamanaşımınının sanıklar yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi için mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 2013/30 Esas ve 2013/2918 Karar sayılı kararı ile ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırmasına karar verilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 12.03.2018 tarihli ve 2015/15931 Esas, 2018/2476 sayılı ilamıyla el konulan eşyanın müüsaderesi konusunda mahallinde her zaman karar verilebileceği belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir. Mahkemece el konulan akaryakıt ve teminatın ( el konulan araçlar sahiplerine teminat karşılığı iade edildiğinden) müsaderesi yönünden değerlendirilmesi amaçlı verilen kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesince bozulması üzerine dosyanın yeni esasa kaydedildiği, Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2024 tarihli ve 2024/55 Esas, 2024/729 Karar sayılı ilamıyla verilen hükmün temyiz edildiği ve halen temyiz incelemesinin devam ettiği, hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, müsadere konusunda maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimini bağlayacağı gözetilerek Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/55 Esas ve 2024/729 Karar sayılı ilamının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 2. Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/8299, K. 2025/15848, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-8299-e-2025-15848-k-48a0b74445e1