Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2006 E. 2026/789 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2006
Karar No
2026/789
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/203 E., 2025/206 K. DAVA TARİHİ : 10.03.2016 İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 3. Asliye (Tüketici) Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/156 E., 2021/457 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından duruşma istemli, davacılar vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davalılar ... Sağlık Hizmetleri A.Ş. ve ... vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili, müvekkilleri ... ile ... 'ın 15 yıldır evli olup, uzun yıllar çocuk sahibi olamadıklarını, evlenmelerinin üzerinden 14 yıl geçtikten sonra, 6.tüp bebek denemesi sonucunda müvekkillerinin bebeklerinin beklenenden erken dünyaya geldiğini, prematüre doğan ... bebeğin 2,5 ay boyunca yeni doğan yoğun bakımında kuvözde kaldığını, davalı hastanede geçirmiş olduğu bu süreçte, hastane ile davalı hekimin hatalı ve ihmali davranışları nedeniyle telafisi olmayacak surette zarara uğradığını, davalıların hatalı tıbbi uygulamaları ve ihmalleri neticesinde ... bebeğin gözlerinden birinin görme yetisini tamamen kaybettiğini, diğerinin ise çok az gördüğünü, bebeğin gözlerindeki rahatsızlık son evreye geldiğinde, davalı hastanenin gelinen aşama itibariyle herhangi bir müdahalede bulunamayacaklarını belirterek müvekkillerini başka şehirlere yönlendirildiklerini, müvekkillerinin bir çok hastaneye başvurduğunu, ancak hastalık ileri evrede olduğu için bir şey yapılamadığını ileri sürerek; bilirkişiler tarafından belirlenecek zarar miktarına ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalınması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile müvekkillerinin her biri için ayrı ayrı 500.000,00'er TL olmak üzere toplam 1.500.000,00 TL manevi tazminatın 23.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.11.2021 tarihli dilekçe ile maddi tazminata ilişkin talebini 4.514.741,00 TL'ye yükselterek, alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; iddia edilen olayda müvekkili hastaneye atfedilecek bir kusur bulunmadığını, müvekkili davalı hastanenin gerekli her türlü tecrübe ve deneyime sahip olduğunu tüm belgeleri ve diplomasıyla kanıtlayan, davalı hekim ...'ü gereken objektif mesleki yükümlülüğünü yerine getirmek amacıyla istihdam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan her üç raporda da doktorun ihmali davranışının bulunduğu, buna karşılık sadece akademisyen bilirkişi raporunda mevcut belgelere göre sağlıklı bir karar verilmesinin mümkün olmadığının ifade edildiği, 10.07.2015 tarihli muayeneden sonraki muayene tarihi arasındaki süre sebebiyle davalı doktorun özen eksiliğinin bulunduğunun değerlendirildiği, doktorun kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, ihmali davranmışların bulunduğu yönünden birbirini teyit eden kusur raporlarında, 10.07.2015 tarihli muayene ile sonrasında 2-3 hafta sonrasına kontrol muayenesi verilmesi ve muayenin 30.07.2015 tarihinde yapılması, son muayenede davacı çocukta Evre 3 ROP bulguları saptanması şeklinde cereyan eden fiillerin davalı doktorun vekalet görevinin ifa ederken gerekli özen ve dikkati göstermediğine işaret ettiği, bu tedavilerin tamamının davalı doktor tarafından gerçekleştirildiği, davalı hastanenin de adam çalıştıranın sorumluluğu çerçevesinde davalı doktor ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği, bununla birlikte kusura ilişkin akademisyen ve ATK Üst Kurul raporunda da belirtildiği üzere, bebeğin 27. gebelik haftasında 910 gr ağırlığında ileri derecede pramatüre doğduğu, pramatüre retinopatisi hastalığının zamanında tanısı konulup tedavi edilmiş olması halinde dahi kalıcı görme kaybının oluşabileceği ifade edilmiş olması nedeniyle TBK'nın 52. maddesi kapsamında belirlenen tazminattan indirim yapılmasının hakkaniyete uygun olacağı, bu anlamda aktüer bilirkişi raporunda belirlenen maddi tazminattan 1/2 oranında indirim yapılmasının uygun olacağı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat yönünden 1.923.583,73 TL maluliyet zararı, 2.501.153,24 TL bakıcı gideri ve 90.000,00 TL protez gideri olmak üzere toplam 4.514.741,97 TL'den taleple bağlı kalınarak 4.514.741,00 TL.nin % 50 takdiri indirim sonucu 2.257.370,50 TL'nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacılar için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın 23.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı doktorun kusurlu olduğu hususunun yargılama esnasında alınan Adli Tıp Kurumu bilirkişi heyeti raporları ile açık ve net olarak saptanmış olduğu, davalı hastanenin de çalıştırdığı personelin ihmali nedeniyle kusurlu olduğu, maluliyetin belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte olan 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre hazırlanan raporun hükme esas alınmasının isabetli olduğu, davada net zararın 12.10.2021 tarihli bilirkişi raporu ile belirlendiğinden ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğramadığı, bebeğin anne ve babasına atfedilecek herhangi bir kusur olmadığından tazminattan indirime gidilmesinin adaletli olmadığı, davalıların kusur durumu, küçüğün görme yetisini kaybetmesi ve bunun hayatı boyunca olası sonuçları, davacıların olay nedeniyle duyduğu acı ve elemin niteliği ve kapsamı, çocuğun yaşı, eylemin çocuk ile anne ve baba üzerinde yarattığı telafisi güç manevi zararın tatmini, meydana gelen olayın vehameti ve davacılar üzerindeki etkisinin para ile ölçülemeyecek derece fazla olması dikkate alındığında; hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğu gerekçesiyle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak, 1.923.583,73 TL maluliyet zararı, 2.501.153,24 TL bakıcı gideri ve 90.000,00 TL protez gideri olmak üzere toplam 4.514.741,97 TL maddi tazminat ile davacı ... için, 300.000,00 TL, davacı baba ... için, 250.000,00 TL, davacı anne ... için, 250.000,00 TL olmak üzere toplam 800.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı; taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili; hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu, manevi tazminatta faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, 23.03.2015 tarihinden itibaren olması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalılar vekili; göz alanında uzman bilirkişi raporu ile ATK raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini, göz uzmanlarından oluşan üniversite heyetinden alınan raporda davalı hekime kusur verilmediğini, üst kurul raporu ve üniversiteden gelen raporda özen eksikliğinden bahsedilse de prematüre bebeklerde ROP gelişiminin ve görme yetisinin oluşmasına engel olunmasının mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, bebekteki rahatsızlığın göz gelişiminin anne karnında olmaması nedeniyle dışarıdaki büyüme sırasında retina evresindeki yırtıklardan dolayı rahatsızlığın ortaya çıkabildiğini, ROP'un tedavisi için yapılan lazer yönetiminin bu yırtıkların oluşmasının engellenmesi için yapıldığını, ancak bu işlemin de garantisinin bulunmadığını, zaten ATK raporunda da tüm tedaviye rağmen ileri derece prematüre olan hastada görme kaybı olabileceğinin rapor edildiğini, maluliyet hesabının yanlış yönetmeliğe göre yapıldığını, bebeğin sağ gözünde fonksiyon var gibi durduğunu, bu durumun değerlendirilmediğini, maluliyet oranının bu nedenle yüksek hesaplandığını, ıslaha karşı zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, manevi tazminatın yüksek olduğunu, hastanenin kusurunun net olarak ortaya konulmadığını, TBK'nın 66.maddesi yönünden değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen doktor ve özel hastanenin vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; alınan ATK raporlarında; davalı doktorun bebeği uygun aralıklarla takip etmemesinin özen eksikliği olarak değerlendirildiğinden davalı doktorun kusurlu olduğunun tespit edildiği, davalı hastanenin de adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında oluşan zarardan sorumlu olduğu, hükmedilen tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin sair, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Davacılar vekilinin faiz başlangıcına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatların 23.03.2015 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmuş, manevi tazminat yönünden bu kez dava tarihinden yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Oysa manevi tazminat yönünden faiz başlangıcına ilişkin davalılar vekilinin istinaf talebinde bulunmadığı dosya kapsamıyla sabittir. O halde Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen manevi tazminata ilişkin 23.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin sair, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının II-2. maddesinde yer alan "dava tarihi olan 10/03/2016" ifadesi hükümden çıkartılarak yerine "23.03.2015" ifadesinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2006, K. 2026/789, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-2006-e-2026-789-k-7cff891c5700