Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3664 E. 2025/5254 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3664
Karar No
2025/5254
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1617 E., 2024/873 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/292 E., 2022/373 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin malik, dava dışı “... Yapı A.Ş.’nin” kiracı olduğu adresteki fabrikada 07.09.2017 tarihinde yangın çıktığını, yangın nedeniyle fabrikanın inşaat, çatı, taşıyıcı sistem ile elektrik tesisatı ve diğer bölümlerinde büyük hasarlar oluştuğunu, müvekkiline ait fabrikada meydana gelen yangının komşu işyerlerinde çalışanlarca belediyenin itfaiye birimine bildirildiğini, söndürme çalışmalarının ardından hazırlanan 07.09.2017 tarihli raporda yangının davalı ... şirketine ait enerji hattının kopması sonucunda işletmeye ait elektrik panosunda meydana gelen kısa devre sonucu çıktığının tahmin edildiğinin belirtildiğini, dava dışı kiracı şirketin başvurusu üzerine Hatay 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/26 D. İş sayılı dosyasıyla bilirkişi incelemesi yapıldığını, meydana gelen yangında dava dışı ... A.Ş.nin % 5, dava dışı kiracı ... Yapı A.Ş.nin % 5, davalı ... şirketinin %90 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, yangın sonucu fabrikada elektrik tesisatı zararının işçilik ve KDV dahil 20.751,48 TL, inşaat zararının 544.004,46 TL olarak belirlendiğini, dava dışı kiracı şirketin davalı ... şirketine karşı Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/55 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açtığını ve o davada davalı ... şirketinin tam kusurlu olduğunun saptandığını, davalı şirketin dava konusu fabrikada meydana gelen inşaat ve elektrik hasarları ile fabrikanın kiraya verilememesinden kaynaklı kira kaybı zararını karşılaması gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, inşaat zararı bakımından 544.004,46 TL, elektrik zararı bakımından 20.751,48 TL ve kira kaybı bakımından 1.000,00 TL olmak üzere toplam 565.755,94 TL tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 23.09.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile kira kaybı yönünden talebini 101.307,67 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Dava konusu yangının meydana gelmesinde müvekkili şirkete atfedilecek bir kusur bulunmadığını, yangına dava dışı kiracı ... Yapı A.Ş.nin kurulu gücü aşar şekilde aşırı ve hatalı kullanımının sebebiyet verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 07.09.2017 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle davacıya ait yapıda zarar meydana geldiği, talimat Mahkemesince aldırılan denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 05.04.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; davalı ... şirketinin üzerine düşen bakım, onarım, denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle, dava dışı kiracı ... Yapı A.Ş.nin ise sözleşme gücünü %20 aşmış olmasına rağmen davalı ... şirketine başvurarak güç artımı talebinde bulunmaması ve iç tesisatını yeni elektrik gücüne göre değiştirmemesi nedeniyle kusurlu olduklarının belirlendiği, bu dosyanın tefrik edildiği Mahkemenin 2018/55 Esas sayılı dosyasında, dava dışı kiracı ... Yapı A.Ş.nin %20, davalı ... şirketinin ise %80 oranında kusurlu olduğu yönünde karar verildiği, talimat Mahkemesince zararın belirlenmesine yönelik alınan bilirkişi raporunda ise; inşaat zararının 589.684,71 TL, elektrik tesisatı zararının 20.751,48 TL olduğunun belirlendiği, söz konusu raporun hükme esas almaya elverişli olduğu, davacının kira kaybı zararı talebi yönünden ise; Gayrimenkul Değerleme Uzmanı bilirkişiden aldırılan 31.08.2022 tarihli raporun yerinde bulunduğu, kira kaybı yönünden davacının davasını kısmi dava olarak açtığı, 23.09.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile bu talebini 101.307,67 TL olarak ıslah ettiği, davalı vekilince ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'inde bulunulduğu, davalı ... şirketinin sorumluluğunun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 69. maddesine dayalı yapı malikinin kusursuz sorumluluğundan kaynaklandığı, elektrik tesislerinin de yapı eseri niteliğinde olduğu, aynı Kanunun 72. maddesi gereğince tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığı, mala zarar verme suçları kasten işlenen suçlardan olduğundan kasıt yokluğu halinde bahse konu eylemlerin suç teşkil etmediği, somut uyuşmazlıkta davalının sorumluluğunun kusura dayalı olmayan objektif bir sorumluluk olduğu, olayın gelişimi itibariyle de herhangi bir kasta dayalı mala zarar verme eyleminin bulunmadığı, bu nedenle uzamış zamanışımının dava konusu somut olayda uygulanma imkanı bulunmadığı, olay tarihinin 07.09.2017 olup, davanın 03.10.2019 tarihinde açıldığı, ıslah dilekçesinin ise 23.09.2022 tarihinde verildiği, davacının 22.08.2019 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu dikkate alındığında tazminat yükümlüsünü bu tarih itibariyle öğrendiği, 2 yıllık zamanaşımı süresinin son gününün 22.08.2021 tarihi olduğu, ıslah dilekçesinin verildiği 23.09.2022 tarihi itibariyle 2 yıllık subjektif/nispi zamanaşımı süresinin dolduğu, kusursuz sorumlu olan davalı ... şirketinin meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, her ne kadar Mahkemenin 2018/55 Esas sayılı dosyasında dava dışı kiracı ... Yapı A.Ş.nin %20, davalı ... şirketinin ise %80 oranında kusurlu olduğu yönünde karar verilmişse de, davacının müteselsil sorumluların birinden zararın tamamını talep edebileceği, bu nedenle davacının davalı ... şirketinden zararın tamamını talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; inşaat zarar bedeli olarak 589.684,71 TL, elektrik tesisatı zarar bedeli olarak 20.751,48 TL olmak üzere toplam zarar bedelinin 610.436,19 TL olduğu, davacı tarafça inşaat zarar bedeli olarak 544.004,46 TL, elektrik tesisatı zarar bedeli olarak 20.751,48 TL talep edildiği, davacının bu iki kalem yönünden talebinin toplam 564.755,94 TL olduğu, dava dışı kiracı ... Yapı A.Ş. ile davacı talebinin toplam 564.755,94 TL olduğu, dava dışı kiracı ... Yapı A.Ş. ile davacı arasında imzalanan 14.02.2019 tarihli protokole göre dava dışı kiracı tarafından davacıya zarar bedeli olarak dava tarihinden önce 400.000,00 TL ödendiği, ödenen bu bedelin davacı tarafça talep edilen inşaat zarar bedeli ve elektrik tesisatı zarar bedeli toplamından mahsup edilmesi gerektiği, mahsup sonucu davacının inşaat zarar bedeli ve elektrik tesisatı zarar bedeli olarak davalı taraftan 164.755,94 TL talep edebileceği, yine dava dilekçesi ile talep edilen 1.000,00 TL kira kaybı bedelinin davalı ... şirketinden talep edilebileceği, ıslah ile talep edilen kira kaybı bedeli yönünden zamanaşımı nedeniyle davacının talebinin yerinde olmadığı, davacının dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmayıp ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunduğu ve olay tarihinden itibaren yasal faiz talep ettiği, asıl alacak için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmamasının daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına veya ıslah ile faiz talep edilmesine engel teşkil etmeyeceğinden ıslah ile olay tarihinden itibaren yasal faiz talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, inşaat zararı ve elektrik zararı istemi yönünden 164.755,94 TL'nin olay tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kira kaybı istemi yönünden 1.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunduklarını, başvuru gerekçelerinin ise dava dışı kiracı ... A.Ş.den 14.02.2019 tarihli protokole göre alınan 400.000,00 TL’nin davalı elektik şirketinin borcundan mahsup edilmesi ve kira alacağının zamanaşımına uğramış olması gerekçesiyle ıslah edilen miktarın reddine karar verilmesinin hatalı olmasına dayalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiğini, gerekçe olarak ise davacının dava dışı kiracı tarafından protokole göre yapılan ödemenin mahsup edilmemesi, kira alacağına yönelik zamanaşımına ilişkin istinafının yerinde bulunmadığı, dava dışı kiracı ... Yapı A.Ş.'nin %20, davalı ... şirketinin ise %80 oranında kusurlu olduğu, davacının müteselsil sorumluların birinden zararın tamamını talep edebileceği, bu nedenle müvekkilinin davalı ... şirketinden zararın tamamını talep edebilecektir şeklinde açıklamasına yer verildiğini, ancak söz konusu protokolün şartlı olduğunu, müvekkilinin toplam zararının 711.743,86 TL olduğunu, Derece Mahkemelerinin gerekçeleri doğru kabul edilse dahi müteselsil sorumluluk uygulanarak müvekkilinin alacağının 711.743,86 TL'den 400.000,00 TL'nin düşülmesi ile bulunan 311.743,86 TL olarak kabul edilmesi gerektiğini, Mahkemece öncelikle müvekkilinin zararının giderilmesi gerektiğini, davalıyı müteselsil sorumlu kabul edip 400.000,00 TL'yi davalı ... şirketinin borcundan mahsup ederek sonra kalan alacağa zamanaşımı hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğunu, hiçbir zararı tazmin etmeyen kusurlu olan davalı ... şirketinin borcundan aklandığını, müvekkilinin dava dışı kiracı ... A.Ş.’den tahsil ettiği 400.000,00 TL’nin müteselsil sorumluluk gereği davalı ... şirketinden tahsil edilemeyeceğine karar verilecekse, hem müvekkili hem de dava dışı kiracı ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığını hem de yangına kusuruyla neden olan davalı ... şirketinin borçtan bağışık tutulduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; dava konusu yangının meydana gelmesi ve oluşan zararda müvekkili şirketin %80 oranında kusurlu ve sorumlu olduğu yönündeki değerlendirmenin somut olayın oluş şekline, dosya kapsamına, konuya ilişkin yasal mevzuata ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yapılan tazminat ve kira kaybı hesaplamalarının da hatalı olduğunu, Mahkemece yangının meydana geliş nedenine, kusur ve sorumluluk durumuna yönelik herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmayıp rapor alınmadığını, karar gerekçesinde dosyanın bir dönem birleştirildiği ancak sonradan tefrik edildiği 2018/55 Esas sayılı dosyada düzenlenen 05.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirkete %80 oranında, dava dışı kiracı ... Yapı firmasına %20 oranında kusur yükleyen görüşün hükme esas alındığının bildirildiğini, eldeki dosyada teknik bir konu olan yangının meydana geliş nedeni, kusur ve sorumluluk durumu hususlarında alanında uzman bilirkişiler vasıtası ile inceleme yaptırılmamasının hatalı olduğunu, raporlar arasında çelişki olduğunu, elektrik dağıtım şirketi olan müvekkili şirketin işletmekle ve bakım-onarımıyla sorumlu olduğu tesislerin sadece ilgili mevzuatta tanımlanan "dağıtım tesisi" niteliğini haiz tesisler olduğunu, dağıtım tesisleri sınırları dışında olan elektrik iç tesisatlarının kullanıcıların kendi sorumluluğunda bulunduğunu, sorumlu olmadığı bir tesisten kaynaklı meydana gelen zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, dava dışı kiracı ... Yapı A.Ş.'nin mevzuata aykırı şekilde aşırı tüketim yapmak suretiyle gerçekleştirdiği ağır ve tam kusurlu davranışları olduğu, yangının başladığı yerin de davacının işletme, bakım ve onarım sorumluluğundaki elektrik iç tesisat sınırları olduğunun alınan raporlar ile belirlendiğini, bu nedenle yangında tam kusurun dava dışı kiracı ... Yapı A.Ş.de olduğunu, elektrik iç tesisatlarına yönelik olarak herhangi bir işletme ve bakım sorumluluğu bulunmayan müvekkili şirketin ise olayda kusur ve sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, olayla müvekkili şirket arasında illiyet bağı dahi kurulamayacağını, dava konusu zararlandırıcı olaya, bizzat zarar gören dava dışı kiracı ... Yapı A.Ş'nin kendisinin kusurlu ve mevzuata aykırı eylemleri ile sebebiyet verdiğini, müvekkiline yükletilen kusur oranının yüksek olduğunu, hükme esas alındığı belirtilen 05.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirkete kusur izafesi için ileri sürülen elektrik dağıtım hatlarına ilişkin değerlendirmelerin de somut gerçeğe ve mevzuata aykırı olduğunu, dava dışı firmanın olayda tam kusurlu ve sorumlu olduğu gibi, bir an için aksi düşünülecek olsa dahi müterafik kusurunun çok daha yüksek olması gerektiğini, malik olmayan müvekkili şirketin kusursuz sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmamasına rağmen Mahkemece ıslah dilekçesindeki faiz talebi doğrultusunda hükmedilen alacakların olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin de hatalı olduğunu, 1.000,00 TL üzerinden kısmen kabul edilen kira kaybına olay tarihinden faize hükmedilmesinin de yerinde olmadığını, yine Mahkemece hükme esas alınan kira kaybı zarar miktarı ve bu miktarın hesaplanma şeklinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, elektrik hattından kaynaklı olduğu iddia edilen yangın nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 1.Davanın hukuksal dayanağı, haksız fiildir. Haksız eylemlerden doğan davalarda uygulanacak zamanaşımı süresini düzenlemiş olan 6098 sayılı Kanunun 72. maddesi "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde, fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır" hükmünü ihtiva etmektedir. Buna göre, haksız eylem aynı zamanda ceza kanunları gereğince bir suç teşkil ediyorsa ve ceza kanunu ya da ceza hükümlerini ihtiva eden sair kanunlar, bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi tayin etmişse, tazminat davası da, ceza davasına ilişkin zamanaşımı süresine tabi olur. Diğer taraftan, tüzel kişilerin organlarının işledikleri haksız fiil aynı zamanda suç teşkil ediyorsa, ceza zamanaşımı süresinin tüzel kişi aleyhine açılan tazminat davasında da uygulanması gerektiği, zira organların fiilinin tüzel kişileri doğrudan doğruya tazmin yükümlüsü yapacağı, tüzel kişi hakkında daha kısa olan zamanaşımı süresinin, organ hakkında ise, daha uzun olan ceza zamanaşımı süresinin kabul edilmesinin uygulamada hakkaniyete uygun olmayan sonuçlar doğuracağı belirtilerek tüzel kişi hakkında da ceza zamanaşımı süresinin kabulünün uygun olacağı kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.09.2012 tarihli ve 2012/4-319 E., 2012/619 K. sayılı kararı). Diğer taraftan ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için ceza davasının açılmış olması gerekmez, haksız eylemin suç niteliğinde olması yeterlidir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilse dahi ceza zamanaşımı uygulanabilir. Ceza davasının hiç açılmaması durumunda, hukuk hâkimi, haksız eylemin suç niteliği taşıdığını saptamışsa, uzamış ceza zamanaşımını uygulayacaktır. Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davada, elektrik hattından çıktığı ileri sürülen yangından kaynaklanan maddi zararın tazmini talep edildiğine göre, davaya konu olay, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 171. maddesinde tanımlanan taksirle genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçunu oluşturabilecek nitelikte olup; olaya uygulanacak zamanaşımı süresi, aynı Kanunun 66. maddesi uyarınca 8 yıllık ceza zamanaşımı süresidir. Davaya konu yangın 07.09.2017 tarihinde meydana gelmiş olup davanın 30.01.2018 tarihinde açıldığı, kira kaybına yönelik ıslah dilekçesinin ise 23.09.2022 tarihinde verildiği gözetildiğinde, ıslah tarihinde ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı açıktır. 2.Bundan ayrı, davaların birleştirilmesi ve ayrılmasına ilişkin hükümler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 166 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, amacı usul ekonomisine hizmet etmek ve aynı konuda çelişkili kararlar verilmesini önlemektir. Anılan Kanun 166/2 maddesinde; "Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır." hükmü düzenlenmiş, birleştirmenin koşulu olan “bağlantı”da, Kanunun 166/4 maddesinde, "Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması" olarak tanımlanmıştır. Somut olayda; eldeki davada, önce aynı Mahkemenin 2018/55 Esas sayılı dosyası ile birleştirilerek yargılamanın sürdürüldüğü, yargılama sürecinde verilen tefrik kararı ile eldeki esas numarasına kaydedilerek her iki yargılamanın ayrı yürütüldüğü görülmüşse de, eldeki dava ve aynı Mahkemenin 2018/55 Esas (Dairemizin 2023/5199 E., 2025/3365 K. sayılı ilamı ile bozularak 2025/148 Esas numarasını almıştır) sayılı dosyasına konu tazminat taleplerine dayanak teşkil eden yangın 07.09.2017 tarihli aynı yangın olayı olmakla, her iki dosya yönünden yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesi yönünden dosyaların birleştirilip delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden Mahkemece eldeki dosyanın aynı Mahkemenin 2018/55 Esas (yeni esas numarası 2025/148 Esas) sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir. 3. Bozma sebebine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3.Bozma sebebine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3664, K. 2025/5254, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-3664-e-2025-5254-k-a63df7d51a77