Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/516 E. 2025/5823 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/516
- Karar No
- 2025/5823
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2441 E., 2024/2275 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sandıklı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/512 E., 2023/978 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı şirket vekili tarafından talep edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat.... davalı şirket vekili Avukat ... ve ... vekili Avukat ....'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ...'in, davalı Kurumun engellilerin kullanımı için bulundurduğu asansörün hareket etmesi sonucunda altında kalarak ağır şekilde yaralandığını, 2,5 yaşında olan müvekkilinin kaza nedeniyle %89 oranında malul kaldığını, kazanın oluşumunda davalıların kusurlu olduğunu, müvekkilinin kazadan sonra bakıma muhtaç hale geldiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 5.000,00 TL maddi ve baba ... için 25.000,00 TL, .... ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 03.10.2019 tarihinde maddi tazminat taleplerini toplam 2.941.582,46 TL'ye artırmış, 04.05.2023 tarihli dilekçe ile de maddi tazminat taleplerini toplam 12.941.279,60 TL olarak yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; söz konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, asansör monte eden sıfatıyla mevzuat ve idari şartnameye uygun olarak montaj yükümlülüğünün yerine getirildiğini, asansörün periyodik bakımlarının ve yıllık kontrollerinin bina sorumlusu olan Kurum tarafından yaptırılması gerektiğini, kazanın meydana geliş nedeninin tam olarak tespit edilmeden kusura ilişkin rapor tanzim edilmeye çalışıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili; idari yargının görevli olduğunu, kazanın kamu hizmetine tahsis edilmiş asansörün usulsüzce kullanılmasından kaynaklandığını, annenin ihmali sonucunda meydana gelen kazada Kuruma atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2019 tarihli kararıyla; hükme esas alınan rapor doğrultusunda, davalı şirketin meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığı, davalı Kurumun %90, davacı ... ...'un ise %10 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle; ıslah dilekçesi de dikkate alınarak, davalı şirket aleyhine açılan davanın reddine, davalı .... Kaymakamlığı aleyhine açılan davanın kabulü ile 1.294.810,73 TL maluliyet tazminatı ve 1.646.771,73 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 2.941.582,46 TL maddi, ... için 100.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .... Kaymakamlığından tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Bölge Adliye Mahkemesinin 11.05.2020 tarihli kararıyla; tüzel kişiliği bulunmayan Kaymakamlığın hasım gösterilmesinin temsilcide hata niteliğinde olduğu, davacılara, davayı gerçek hasım olan Bakanlığa yöneltmesi ve dava dilekçesini Bakanlığa tebliğ ettirmesi için süre verilip bu şekilde taraf teşkilinin tamamlanması gerektiği, kusur belirleme noktasında savcılık aşamasında alınan raporlar ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, yine kusur oranının tespiti noktasında Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle; istinaf başvurularının kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporları ile kaza sonucu davacı ...'in %100 oranda meslekte kazanma gücünü kaybettiği, olayda davalı Kurumun %70, ....'nun %10, davalı şirketin %20 oranda kusurlu olduğu, açılan davanın kısmi dava olup, ikinci ıslahın yapılamayacağı gerekçesiyle; 03.10.2019 tarihli ıslah dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak; 1.244.810,73 TL sürekli iş görememezlik tazminatı (1.294.810,73 TL'den 18.05.2022 tarihli 2 nolu ara kararla hüküm altına alınan ve davalı şirket tarafından ödenmiş olan 50.000,00 TL tutarındaki geçici ödemenin mahsubu sonucunda tespit edilen tutar) ve 1.646.771,73 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 2.891.582,46 TL maddi, ... için 100.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili; davanın niteliği gereği belirsiz alacak davası olduğunu, haksız fiilden kaynaklı tazminat davalarında kusur, maluliyet ve buna bağlı zarar miktarlarının ancak tahkikat ile belirlenebildiğini, bu nedenle davanın kısmi dava olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, faiz giderleri ve vekalet ücreti yönünden verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, kusur tespitine yönelik alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kazanın meydana geldiği....uygunluk onayına sahip .... model engelli platformunun sahip olduğu özelliklerin somut olaya etkisinin değerlendirilmediğini, söz konusu ürünün 30.01.2013 tarihinde sözleşme ve şartnamelere uygun, tam ve çalışır olarak Kuruma teslim edildiğini, yine kullanımı konusunda gerekli bilgilendirmeler yapılarak, tutanak altına alındığını, ceza yargılamasında kapsamında alınan bilirkişi raporu ile 28.04.2023 tarihli bilirkişi heyet raporlarında kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusur veya ihmalinin bulunmadığının tespit edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 3.Davalı Kurum vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, kusur durumundaki çelişkiler giderilmeden hüküm verildiğini, davacılara yapılan ayni ve nakdi yardımların denkleştirme ilkesi gereğince tazminat hesaplamasında dikkate alınması gerektiğini, davalı şirketin olayda teknik bilgiye sahip tek taraf olması sebebiyle kusurunun daha fazla olacağının aşikar olduğunu, eksik inceleme ile davalı şirketin ve mağdurun annesinin kusur durumunun dikkate alınmaması karşısında hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğunu, ilgili sigorta şirketinin de davada taraf olması gerektiğini, reddedilen avans faizi talebi yönünden lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, hüküm kısmında davalı olarak .... Kaymakamlığı gösterilmiş olmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, gerek dava dilekçesinde yapılan açıklamalar, gerekse dosya kapsamı incelendiğinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığı, dava dilekçesinde bu hususa ilişkin açıkça bir beyanın bulunmadığı, bu nedenle dava konusu edilen alacağın kısmi davaya konu edilmiş olduğu, davada kusur ve zarara ilişkin hükme esas alınan raporun denetime elverişli bulunduğu, uğranılan bedensel zararın niteliği ve kapsamının alınan raporlar ile tespit edilmesi neticesinde sonradan öğrenildiği, öğrenme tarihi ile ıslah dilekçesinin verildiği tarih arasında TBK 72. madde 1. cümlesinde yazılı kısa zamanaşımı süresinin dolmadığı, Dairemizce, Hukuk Genel Kurulu ve tazminat davalarına bakan diğer Yargıtay Daireleri arasında içtihat birliğine sebebiyet verilmesi için 27.05.2022 tarihinde alınan kararla içtihat değişikliğine gidilerek, zarar görenin ya da desteğin ve hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesinde 1931 tarihli PMF (Population Mesculine et Fèminine) tablosunun kullanımından vazgeçilerek, TRH-2010 (Ulusal Mortalite Tablosu) adlı yaşam tablosunun kullanımına geçilmesine karar verilmiş olmakla, TRH 2010 yaşam tablosu esas alınmak suretiyle, davacıların uğradığı zararın hesaplanması gerektiği ancak davacı tarafça ikinci kez ıslah yoluna başvurulamayacağı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince tazminat miktarı yönünden kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 4, 5 ve 6. bentlerinde davalı olarak ... yazılması gerekirken, Sandıklı Kaymakamlığı olarak yazılmasının mahallinde her zaman düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalı şirkete yükletilmesine, Hükmü temyiz eden davacılar adli müzaheret kararı almış olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.