Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2025/8212 E. 2026/6160 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2025/8212
Karar No
2026/6160
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahekemesi SAYISI : 2025/63 E., 2025/183 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 08.10.2024 tarih, 2022/9550 esas, 2024/11722 sayılı bozma kararına uyulmayarak direnme kararı verildiği görülmekle; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2025 tarih ve 2025/63 esas, 2025/183 karar sayılı beraat hükmünün, Dairemizin 08.10.2024 tarih ve 2022/9550 esas, 2024/11722 karar sayılı kararı ile “... İddianamedeki anlatım ve mahkemenin bozma üzerine yapılan yargılama sonucundaki kabulüne göre; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı Kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanma, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. TCK'nın 221/4 üncü fıkranın birinci cümlesinin tatbiki için, "suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak, teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi" gerektiğinden, hakkında ceza soruşturması bulunan şüphelinin yakalanmadan önce yetkili merciilere gönüllü olarak teslim olsa/kendiliğinden gelse bile bu aşamada örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermemesi halinde anılan normun uygulanma imkanı bulunmayacağı ve fakat şartları oluşmuş ise cezada indirim öngören şahsi sebep olarak düzenlenen ikinci cümlenin tatbik edilebileceği gözetilmelidir. TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemlerini, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz konusu davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin 3 üncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Yargıtay Kapatılan 16. Ceza Dairesinin 12.05.2015 tarih, 2015/14 26... /1292 Karar, 26.10.20 15... /1565-3464 K.) TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten, en fazla 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespitiyle ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunduğu gibi kıstaslar alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan savunmalarında örgütün yapısı, faaliyetleri ve bir çok kişi hakkında bilgiler veren sanık hakkında gönüllü olarak teslim olduğunun/kendiliğinden geldiğinin tespit edilmesi halinde TCK 221/4-1 inci cümle maddesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin, kolluk görevlilerince yakalandığının tespit edilmesi halinde ise TCK'nın 221/4-2 nci cümle maddesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı bulunmuştur. ,” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, bozma ilamı üzerine ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2025 tarih ve 2025/63 esas, 2025/183 karar sayılı hükmü ile eski kararda direnilerek; "Bu bilgiler ve tüm dosya kapsamı ile birlikte sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde; her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın silahlı terör örgütü üyesi suçunu işlediğinin sabit olduğunu gösterir şekilde bir delilin bulunmadığı, dinlenen teşhis tanıklarının beyanlarının 17/25 aralık sürecinden önce sanığın dinleyici konumunda sohbete katıldığına dair olduğu bu tarihten sonrasına ait herhangi bir beyanının bulunmadığı, her ne kadar etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan sanığın, örgüt üyeliğine dair, yoğunluluk, çeşitlilik ve süreklilik gibi yukarıda ayrıntılı anlatılan şartları taşıdığına dair yeterli eylem ve delilin tespit edilemediği görülmüş olup sanığın cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, şüpheyi kanaat düzeyine vardıracak, kesin, inandırıcı ve somut delil bulunamadığı, bu nedenle yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e.maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur" Gerekçesiyle, önceki hükümde direnilmek suretiyle, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat kararı verilmiştir. Dairemizce de kabul gören Ceza Genel Kurulunun 16.09.2021 tarih ve 2020/15-410 esas, 2021/405 karar sayılı kararında: "1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafinin dinlenilmesi ile yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK'nın 307/2. maddesinde de yer verilmiştir. Anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır. Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi hâlinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup Yerel Mahkeme hükmünün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 326/3. maddesine göre ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı, sanığın en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 1412 sayılı CMUK'nın 308/8. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönündedir." denilmiş; Yine, Ceza Genel Kurulunun 24.03.2022 tarih ve 2021/16-300 esas, 2022/201 karar sayılı kararında da: "Direnme kararının şekil ve usul şartlarına ilişkin olarak her ne kadar Ceza Muhakemesi Kanunu'nda detaylı düzenleyici hükümler bulunmasa da ceza muhakemesi kanunlarının her konuyu ayrıntısıyla düzenlemesi beklenmemelidir. Bu nedenle usûl kanunlarının düzenlemediği alanlar, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı olmamak ve kanunun ruhuna uygun olmak şartıyla yorum ve kıyasla doldurulmakta ve bu uygulamalar benimsendikçe teamüle dönüşmektedir. Ceza muhakemesinin amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için delillerin duruşmada ortaya konulmasından sonra, bu delillerden sonuç çıkarma, yani tartışma safhası başlamaktadır. Böylece ortaya konulan delillerle ilgili taraflara 5271 sayılı CMK'nın 216/1. maddesinde belirtilen sıraya göre söz hakkı verilecek ve tartışma imkânı sağlanacaktır. Delillerin tartışılmasında hazır bulunan taraflardan kimin hangi sıra ile söz alacağı, cevap haklarını nasıl kullanacakları ve duruşmanın en son kimin sözü ile bitirileceğine ilişkin CMK'nın "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesinin duruşma tarihinde yürürlükte olan hâli; “1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. 2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. 3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir” şeklindedir. Buna göre; delillerin tartışılmasında ilk önce söz katılana ve/veya vekiline, daha sonra Cumhuriyet savcısına ve en son olarak da sanığa ve müdafisine veya kanunî temsilcisine verilir. Görüldüğü gibi kanun koyucu, önce iddia, daha sonra da savunma makamını teşkil edenlerin söz alıp görüşlerini açıklaması gerektiğini kabul etmiştir. Cumhuriyet savcısı, katılan ve/veya vekili, sanığın, müdafisinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafisi ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın ve/veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. Bu, tez (yani iddia) ile antitezin (yani savunmanın) çatışmasıyla, sonuca (yani karara) ulaşılan bir süreç olan muhakeme sonucunda sağlıklı bir karara ulaşabilmenin gerekli ve zorunlu şartıdır." denilmiştir. Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Yerel Mahkemece verilen beraat hükmünün Dairemiz tarafından, sanık hakkında TCK'nın 221/4. maddesinin uygulanması kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulması üzerine, bozmadan sonra yapılan ve sanık müdafiinin hazır bulunduğu 15.05.2025 tarihli oturumda; Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra sanık müdafiine bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, ardından duruşmanın bitirildiği ve direnme hükmü kurulduğu, bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında direnme yönünde hüküm kurulmadan ve bu hükme karşı sanığın ve müdafiinin beyanı alınmadan yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması, Hukuka aykırı, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 216 ncı ve 307 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı bulunmuştur. Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2025/8212, K. 2026/6160, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2025-8212-e-2026-6160-k-5a492cf3f54a