Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2023/22476 E. 2026/3132 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2023/22476
Karar No
2026/3132
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/166 E., 2023/572 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/48 E., 2022/356 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Sanıklar ... ve ... hakkında; TCK'nın314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9, 63. maddeleriuyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinafbaşvurularının esastan reddi, Sanık ... hakkında; TCK'nın 109/2, 109/3-a-b, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurusununesastan reddi, Sanıklar ... ve ... hakkında; TCK'nın314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9, 63maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinafbaşvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık ... müdafiinin duruşma talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE, Bölge adliye mahkemesi kararının sanık ... müdafiine 27.06.2023 tarihinde elektronik olarak tebliğ edildiği ancak sanık müdafiinin 15 günlük yasal süre içerisinde temyiz başvurusunda bulunmadığı anlaşılmış ise de, bölge adliye mahkemesi kararının sanığa bizzat 21.07.2023 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra 02.08.2023 tarihinde yasal süre içerisinde sanık müdafii tarafından temyiz dilekçesi sunulduğu görülmekle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli 2019/5 73... /119 sayılı kararı çerçevesinde temyiz başvurusunun süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; A)Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, sanık ... hakkında ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, B)Sanıklar ... ve ... hakkında hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Sanık ... yönünden, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen 11.12.2018 tarihli bozma kararından sonra dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesiyle yeni bir esasa kaydedilerek yargılamaya başlanıldığı, bölge adliye mahkemesi kararının sanık ...'e Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği ancak sanık müdafiine tebliğ edilmediği, sanık müdafiinin duruşma gün ve saatlerinden de haberdar edilmediği, sanığın kovuşturma aşamasında yalnızca ikinci celseye müdafii hazır bulunmadan katıldığı, sanık müdafiinin ise hiçbir celseye katılmadığı, Cumhuriyet savcısı tarafından celse arasında 17.08.2022 tarihinde yazılı olarak sunulan esasa ilişkin mütalaanın sanık ve müdafiine tebliğ edilmediği, kovuşturmanın 16.11.2022 tarihli karar celsesinde mütalanın tekrar edildiği ancak sanık ve müdafiinin bu celse de hazır bulunmadıkları, bu şekilde sanık ve müdafiinin esasa ilişkin savunmaları alınmadan yokluklarında yargılamanın bitirilerek sanığın mahkumiyetine karar verildiği; sanık ... yönünden ise, ilk derece mahkemesince 16.11.2022 tarihinde sanık ve müdafiinin yokluklarında yapılan son celsedeki duruşmaya sanık müdafiinin mazeret dilekçesi gönderdiği, duruşmada Cumhuriyet savcısı tarafından daha önce sunulan esas hakkındaki mütalaada değişiklik yapılarak yeniden esas hakkında mütalaanın sunulduğu, mahkemece sanık müdafiinin mazeret dilekçesi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar

verilmeden ve sanık ve müdafiinin mütalaya karşı savunmaları alınmadan yokluklarında mahkumiyet hükmü kurularak yargılamanın bitirildiği anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK’nın 197. maddesi, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesi ve Anayasa'nın 36. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılanma ilkesi dikkate alınarak; adaletin selameti ve sanıklara isnat edilen suçun niteliği dikkate alındığında, sanıklar ve müdafilerine esasa ilişkin mütalaya karşı diyecekleri sorulmadan, sanığın esasa ilişkin son savunmasının alınmadan yokluklarında mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde CMK'nın 101/3, 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi;

C)Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hükmedilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen sanığın mahkumiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak;

Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, geçmişte sabıkası bulunmayan ve duruşma tutanaklarında hakkında olumsuz bir gözlem yer almayan ve hazırlık aşamasında kısmen de olsa suçun açığa çıkmasına yardımcı olacak şekilde beyanda bulunan sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK'nın 62. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, yetersiz ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçelerle takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Hukuka aykırı, sanık ... ve müdafii ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanıklar ... ve ... yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak ayrı ayrı BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2023/22476, K. 2026/3132, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2023-22476-e-2026-3132-k-256630b1b13a