Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/6156 E. 2024/12410 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/6156
- Karar No
- 2024/12410
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/184 E., 2020/64 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından CMK'nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.02.2018 tarih 2017/226 Esas, 2018/65 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin altıncı dokuzuncu fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 29.01.2020 tarihli ve2019/184 Esas, 2020/64 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.01.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1.Kararın usul, yasa ve içtihatlara aykırı olduğuna, 2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 3.Müvekkilinin ByLock haberleşme programı kullanımına ilişkin kesin delil bulunmadığına, 4.Eşitlik ve orantılılık ilkelerinin" ve "Adalet ilkesinin” uygulanmadan dosya içeriği ile uyumlu somut gerekçeler gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşarak ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, 5.Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözardı edildiğine, 6.Müvekkilinin talimat iradesiyle para yatırmadığına, 7.Tevsii tahkikat taleplerinin gerekçesiz red edildiğine, savunma haklarının kısıtlandığına, 8.Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara, III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2.Sanık hakkında istinaf kanun yolu aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan başka dosya şüphelisi ... T., hükümden önce dosyaya geldiği anlaşılan başka dosya şüphelisi ... E.'nin ifade tutanakları ile temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporunun 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunduktan ve diyecekleri sorulması yine veri inceleme raporunda sanığın "EA" olarak derecelendirildiği anlaşılmakla bahse konu raporda zümre başkanı ''... Bey'' , öğretmeni "..." ve vekili "... " olan şahısların açık kimliklerinin tespiti ile bu kişiler hakkında ilgili kuruluşlar nezdinde araştırma yapılarak haklarında soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığının, yakalanıp yakalanmadıklarının, ifadelerinin alınıp alınmadığının tespit edilmesinden sonra yakalanmış iseler ifade tutanaklarının onaylı örneklerinin dosyaya getirtilerek incelenmesi, gerektiğinde şahısların mahkemede tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması ve bu kişilerin ByLock içeriklerinin bulunması halinde sanığın ByLock içeriklerinde adının geçip geçmediğinin araştırılması ve şayet içeriklerde sanığa ait veri var ise 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, diyecekleri sorulduktan sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu, 3-Kabul ve uygulamaya göre de; a.Anayasa'nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi, b. Sanığın aşamalardaki savunmalarının aksine örgüt liderinin talimatıyla ve bu kast altında örgütle iltisaklı bankaya destek amaçlı para yatırdığına ilişkin kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında mahkumiyetine esas alınamayacağının gözetilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 29.01.2020 tarihli ve 2019/184 Esas, 2020/64 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2024 tarihinde karar verildi.