Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/6044 E. 2024/12915 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/6044
- Karar No
- 2024/12915
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1437 E., 2020/214 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Bölge Adliye Mahkemesi kararının 29.03.2020 tarihinde usulüne uygun olarak sanık müdafiine tebliğ edildiği, bu kararın 5271 sayılı Kanun'un 291/1 inci maddesinde görülen onbeş günlük yasal süresinden sonra sanık müdafii tarafından 14.04.2020 tarihinde temyiz edildiği görülmekte ise de COVİD-19 salgını sebebiyle 7226 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesi ve 29.04.2020 tarih, 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile tüm adli sürelerin 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulması, anılan sürenin 30.06.2020 tarihine kadar uzatılması karşısında; sanık müdafiinin temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılmakla, Tebliğname'deki temyiz talebinin süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle redde ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.04.2018 tarihli ve 2017/4 Esas, 2018/117 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun yedinci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası yollamasıyla 58 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.03.2020 tarihli ve 2018/1437 Esas, 2020/214 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.01.2022 tarihli ve ret görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; 1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine, 2.Lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine, 3.Kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna, 4.Eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, 5.Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, 6.Adil yargılanma ve savunma haklarının ihlal edildiğine, 7.Silahların eşitliği ilkesine aykırı davranılarak taleplerin gerekçesiz reddedildiğine, 8.Delillerin yetersiz olduğu, delillerden ziyade varsayıma dayalı yargılama yapıldığına, 9. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, hükmün TCK'nın 58 inci maddesinin uygulanması yapılan kısmının birinci cümlesindeki, "maddesi yollamasıyla aynı kanunun 58/6" ve ikinci cümlesindeki "5237 sayılı TCK nın 58/6 ncı maddesi gereğince" ibarelerinin çıkartılması, yine hükmün TCK'nın 58 inci maddesinin uygulanması yapılan kısmındaki, "sanığın, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, tck'nın 53/1 inci maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; aynı kanunun 53/2 nci maddesinin uygulanması açısından, 53/1 inci maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3 üncü fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini, mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamasına" ibaresinin çıkartılarak yerine ''sanık hakkında Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas 2015/85 sayılı iptal kararının gözetilerek TCK'nın 53 üncü maddesinin uygulanmasına'' ibaresinin eklenmesi dışında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1.Tebliğnamedeki onama talepli görüşe (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle isabet bulunmamıştır. 2.Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ByLock kullanıcısı olmayan ve kod adı bulunmayan sanığın, örgütün hiyerarşik yapısına girerek örgüt üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin deliller bulunmaması nedeniyle, müsnet suçu işlediği sabit olmayan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması 3.Kabul ve uygulamaya göre; Silahlı terör örgütüne üye olduğu kabul edilen sanık hakkında ceza hükmü tesis edilirken atıf maddesi olarak 3713 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanamayacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.03.2020 tarihli ve 2018/1437 Esas, 2020/214 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2024 tarihinde karar verildi.