Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/16892 E. 2025/17515 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/16892
Karar No
2025/17515
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3117 E., 2020/888 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/653 E., 2018/590 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : 5237 sayılı TCK’nın 314/2 maddesi, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığı görülmekle işin esasına geçildi, Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafilerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Kayseri 2 Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 maddesi, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53., 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı verildiği, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmesi üzerine temyizen dosyanın Dairemize geldiği, Dairemizce dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda temyiz davasının esastan reddine ve hükmün oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kabulünde "MASAK raporuna göre sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı olan ... ve ... Vakfı'na ... üzerinden 2013 yılında 77.900,00 Dolar, 2014 yılında 291.930,00 Dolar, 2015 yılında 222.500,00 Dolar olmak üzere parasal yardımlar yaptığı" belirtilmiş ise de, söz konusu MASAK Raporu incelendiğinde; sanığın söz konusu vakfa para yatırdığının belirtildiği, ancak hangi tarihte ne kadar para yatırdığının belirtilmediği, yine raporda söz konusu tutarların ... ve ... Vakfı'nın ... Katılım Bankası A.Ş. nezdinde bulunan hesabından farklı kurumlara giden paralar olduğunun belirtildiği, bu paraların sanık tarafından gönderildiğinden bahsedilmediği, "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu anlaşılan ...'ya 2014 yılı Ocak ayında 147.301,00 TL para yatırmak sureti ile örgütün finansal kaynaklarına destek sağladığı," belirtilmiş ise de, sanığın ... nezdinde ilk hesabının 18.06.1999 tarihinde açılmış olduğu, hesabına en çok para girişinin bankanın TMSF'ye devrolunmasından sonra 2015 yılı Ağustos ayı olduğu, 2015 yılı Ekim ayına kadar hesabında bakiye bulundurduğu ve hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğu, ayrıca sanığın savunmalarında banka hesaplarıyla eşinin ilgilendiği ifade ettiği, bu hususun ise mahkemede dinlenen sanığın eşi olan tanık ... ve ... çalışanı olan gizli tanık ...'in beyanlarıyla da doğrulandığı, "dinlenen gizli Tanık ... beyanında sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü toplantılarına organize ettiğine dair beyanlarının bulunduğu, Gizli Tanık beyanlarının dosyada bulunan örgüt liderine ait dökümanlarla desteklendiği" belirtilmiş ise de; gizli tanık mahkemece alınan beyanında sohbetlere katılmadığını, sanığın örgütle bağlantısını bilmediğini beyan ettiği, "Sanık ...'ın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğundan dolayı OHAL KHK'ları ile kapatılan ... isimli derneğin üyesi olduğu ve 21/11/2015 tarihine kadar adı geçen derneğin yönetim kurulu asil üyesi olarak dernekte faaliyet gösterdiği, yine sanığın bu örgüt ile irtibatlı olan ... Adamları Federasyonu yönetim kurulu asil üyesi olduğu... sanığın ikametinde ve iş yerinde yapılan aramalarda örgüt lideri FETÖ'ye ait birçok kitap ve derginin ele geçirildiği,," hükme esas alınmış ise de, Dairemizin birçok kararında ve Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 09.10.2024 tarihli ve 2018/37695 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; yasal olarak kurulmuş sendika veya derneklere üyelik delilini değerlendirmiş, bu değerlendirmeye göre FETÖ/PDY ile iltisaklı sendika, dernek ve diğer yasal örgütleri kurmaları, bunlara üye olmaları veya yönetim ve denetim kurullarında yer almaları tek başına kişilerin örgütün nihai amacını bildiği, iltisak boyutunu aşarak örgütle organik bir bağ kurup örgüt hiyerarşisine dâhil olduğu sonucuna ulaşılabilmesi için yeterli görülmediği, FETÖ/PDY'ye müzahir olduğu tespit edilen derneğe üye olması ancak kişinin terör örgütü hiyerarşisine dâhil olup süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerinin tespit edildiği takdirde mahkûmiyete esas alınacağı vurgulanmıştır. Ayrıca örgüt lideri FETÖ'ye ait birçok kitap ve derginin sanığın ikametinde ve işyerinde ele geçirilmesi hususunda ise; kitap ve dergi bulundurmanın temel hak ve özgürlükler kapsamında kaldığı, bu bağlamda Dairemizin birçok kararında FETÖ'ye ait kitap veya dergi bulundurmanın terör örgütü üyeliği suçu yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Başka bir anlatımla, dava konusu olayda sanığın ...'ya para yatırması, örgüte müzahir dernek ve federasyon üyelikleri ve örgüt lideri FETÖ'nün kitap ve dergilerini bulundurulmasının suç sayılması halinde bu durumun suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırılık oluşturacaktır. Şöyleki; Anayasa’nın 38. maddesinde, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." şeklinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7. maddesinde "Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." biçiminde hüküm altına alınmıştır. TCK'nın 2. maddesinde de; "(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. (2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. (3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz." hükmü ile belirtilen ilkeye yer verilmiştir. Ceza hukukunun temel ilkelerinden birini oluşturan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca, hangi fiillerin suç teşkil ettiğinin ve bu fiillere uygulanacak yaptırımların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi gerekmektedir. Bireylerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle, temel hak ve özgürlüklerinin korunmasının güvence altına alınması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan cezalandırılan sanığın mahkûmiyetinde delil olarak kullanılan fiillerinin kendisini cezai yönden sorumluluk altına sokacağını makul olarak öngörebileceği ilk derece mahkemesince somut olayda gösterilememiştir. Sonuç olarak sanığın bu şekilde terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilmesi anılan suçun sanık aleyhine öngörülemez biçimde genişletici bir yoruma tabi tutulması ile mümkün olmuştur. Ortaya çıkan bu sonuç Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrası ile bağdaşmamaktadır. Yukarıda anlatılan hususlar nazara alındığında, sanığın örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek sanığın beraatine yönelik mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi kanaatinde olduğumdan, sanığın mahkûmiyetinin onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/16892, K. 2025/17515, T. 16.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-16892-e-2025-17515-k-c275690c84d1