Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/1606 E. 2024/8974 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/1606
- Karar No
- 2024/8974
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
BOZMA ÜZERİNE İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/131 E., 2021/277 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesince verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2018 tarihli ve 2017/109 Esas, 2018/86 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası,53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkraları ve 63 ncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 25.01.2019 tarihli ve 2018/490 Esas, 2019/58 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 21. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.02.2020 tarihli ve 2019/3599 Esas, 2020/1353 sayılı Kararı ile özetle; ''Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 E. 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilerek; ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, bu delilin suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; İlgili birimlerden talep edilen ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı getirtilip değerlendirilerek ayrıca, Dosyada mevcut olan ve bilgi alma şeklinde düzenlenen teşhis ve ifade tutanaklarında aleyhinde beyanlarda bulunan H. E. M., Z. Ç., D. Y. ile İstinaf kararı sonrası dosya içerisine geldiği anlaşılan Z. Y.'a ait beyanların duruşmada sanık ve müdafiine okunması, gerekirse ilgili kişilerin tanık olarak dinlenmesi de sağlanarak tüm bu deliller kapsamında sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi'' gerekçesiyle bozulması yönünde karar verilmiştir. 4. Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 17.11.2021 tarihli ve 2020/131 Esas, 2021/277 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 5.Dava dosyası,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.12.2021 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafi temyiz dilekçesinde özetle; 1-ByLock kullandığına dair somut delil bulunmadığına, 2-Eksik inceleme ile karar verildiğine, 3-Suç unsurlarının oluşmadığına, 4-Kararın bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın silahlı terör örgütü üyelerinin kendi aralarında iletişim amaçlı kullandıkları ByLock isimli şifreli mesajlaşma ve iletişim yazılımını 0534 (...) (.. )56 nolu telefon hattı ile kullandığı, Soma ilçesinde kendisini Gülhan olarak tanıttığı, alt bölge sorumluluğu yaptığı, sohbet adı altında örgütsel toplantılar düzenleyen sanığın örgütle organik bağ içerisinde olduğu, örgütsel eylemlerinin çeşitlilik ve devamlılık gösterdiği belirtilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında; Bozmaya uyularak yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak olunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2021 tarihli ve 2020/131 Esas, 2021/277 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.06.2024 tarihinde karar verildi.